|
Dülger'in özrü, kabahatinden daha büyük
Hanımlar, AKP Milletvekili Mehmet Dülger'in kadınları korkaklıkla suçlamasına karşı sessiz mi kalacaksınız?
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, AKP Antalya Milletvekili Mehmet Dülger'in özrü kabahatinden büyük!
Dülger, TESEV'in düzenlediği toplantıda, "Medyanın beni kudurtan tavrı vardır. Genelkurmay'dan gelen bildiriler her zaman serttir. Medya başka konularda aslan kesilir, bu konuda dişidir," demişti.
Gazetemiz Milliyet, bu sözleri sineye çekmedi: Önce bazı CHP'li kadın milletvekilleri ve kadın kuruluşları başkanlarının görüşlerine yer verdi, ardından AKP'li kadın milletvekilleri ne diyor diye soruşturdu.
Bu arada Dülger'in görüşlerine de başvuruldu. Ve hayretle gördük ki, bir zamanlar kadınların kendi soyadlarını taşıyabilmesine destek veren yılların politikacısı Mehmet Bey, sözlerinin arkasında duruyor:
"Evet, maço bir tabir kullandığımı kabul ediyorum. Ama ben bu sözleri söylemeden önce bütün hanımefendilerden özür dilediğimi, ancak Türkçe'de olduğu için böyle bir ifadeyi kullanacağımı vurgulayarak söyledim. Beni bütün arkadaşlarım, hanım arkadaşlarım da bilirler. Sözlerimin sahibiyim. Durumu anlatacak en düzgün laf oydu."
Neden sessizsiniz?
Remziye Öztoprak hariç, AKP'lilerin suya sabuna dokunmayan yuvarlak yanıtlar vermesini anlayabiliyorum da, ünlü yazar-çizer-entellektüel kadınlarımızın korkaklığı-pasifliği, hatta kaypaklığı-ikiyüzlülüğü neden bu kadar kolay kabullendiklerini havsalam almıyor.
Dün yazı işlerindeki arkadaşlarımızla konuşuyordum. Görüşlerine yer verilen kadınların tümü, Milliyet aradığı için görüş bildirmiş; kendiliğinden arayan tek kadın yok. Arkadaşlarımız, cinsiyet ayrımına karşı olan yazarların, akademisyenlerin bu aşağılanmaya, hakarete sessiz kalmalarına üzgünler.
Aslana karşı fare!
Evet, kadın haklarının ateşli savunucuları neredesiniz? Aklıma takılan birkaç ihtimal var: Mesela hafta sonu rehaveti olabilir ve eğer öyleyse bugünlerde tepkiler peşpeşe patlayacaktır. Ya da cinsiyet ayrımcılığına karşı olan yazar-çizer-entellektüel kadınlarımızın, aynı zamanda asker alerjisi olduğunu düşürebiliriz ki bana sorarsanız çoğunluk öyledir; ama öyle düşünseler bile medyanın askere karşı korkak ve pasif olduğunun altını çizmek isteyen Dülger'in neden söz gelişi "fare" değil de "dişi" benzetmesi yaptığını sorgulamaları gerekmez mi?
Öyle ya Sayın Dülger'e göre medya, kimi zaman aslan kesiliyorsa, kimi zaman da pekâlâ fare gibi kaçacak delik arayabilir!
Benim itirazım 2 yönlü
Benim ise Dülger'e sadece kadın olarak değil, aynı zamanda gazeteci olarak da itirazım var. 32 yıllık "medya mensubu" olarak bugüne kadar asker de dahil hiçbir etkili-yetkili çevrenin karşısında sesimi kısmadım; kaypaklık yapmadım, korkup kaçmadım. Yıllarca Süleyman Demirel'in yakınındaki politikacı olarak, bunu en iyi bilenlerden biri de Sayın Dülger'dir.
Mehmet Bey'in özür açıklamasında sığındığı Türkçemiz, kadını aşağılama konusunda maalesef pek zengin:
Eksik etek Kaşık düşmanı Avrat malı, kapı mandalı Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin
Ha gayret Mehmet Bey! Sizin deyiminizle "Durumu en kolay anlatacak" atasözlerimiz de sırada bekliyor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|