Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ramazan'da bir hikaye...

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Kenarına "kaynağı bilinmiyor" notu düşülmüş; biz de öyle kabul edeceğiz. Bu, pek çoğunuzun işitmiş olabileceği öykü, bir söylentiden ibaret değil. Her Ramazan'da, Bektaşi fıkrası olmaz diye düşündüm.
Aynı güneşin altında bakın neler oluyor? Üç tenordan ikisinin gerçek hikâyesine kulak verelim:
"Birlikte şarkı söyleyerek dünyayı heyecanlandıran üç tenordan -Luciano Pavarotti, Placido Domingo ve Jose Carreras- ikisi hakkındadır. İspanya'ya hiç gitmemiş olanlar bile Katalanlar ile Madridliler arasındaki rekabeti bilir.
Çünkü Katalanlar İspanya'ya hükmeden Madrid'ten bağımsızlıklarını almak için mücadele ediyorlar. Placido Domingo Madridlidir ve Jose Carreras Katalandır.
Politik nedenlerle, 1984'te, Carreras ve Domingo birbirlerine düşman oldular.
Çok popüler olduklarından ve dünya çapında arandıklarından, ikisi de kontratlarında, sadece eğer diğer tenor davet edilmezse şarkı söyleyeceklerini bildirdiler. 1987'de Carreras, rakibi Placido Domingo'dan daha acımasız bir düşmanla karşılaştı. Korkunç bir teşhis ile alt üst olmuştu: Kan kanseri.
***
Kanserle mücadelesi çok acılıydı. Sayısız klinikte tedavi gördü, bunun yanı sıra kemik iliği nakli ve kan nakli yapıldı, bunlar için ayda bir kez ABD'ye gitmek zorundaydı.
Bu koşullar altında çalışamıyordu, bu yolculukların ve tedavilerin yüksek maliyeti maddi durumunu bozmuştu. Parası bittiğinde, Madrid'de, tek amacı kan kanseri hastaları için tedavi desteği sağlamak olan bir vakıf olduğunu öğrendi.
Hermosa Vakfı'nın desteği sayesinde Carrera hastalığı yendi ve aryalarına geri döndü. Bir kez daha yükselmiş ve layık olduğu statüye ulaşmıştı ve vakfa katılmaya karar verdi.
Vakıf senedini okurken, vakfın kurucusunun, en önemli hayırseverin ve vakfın başkanının Placido Domingo olduğunu öğrendi. Daha sonra, Placido Domingo'nun bu organizasyonu sadece onun tedavisine yardımcı olmak için bilhassa kurduğunu, ama Carreras'nin "düşmanından" bu yardımı kabul etmeyebileceğini düşünerek isminin gizli kalmasını istediğini keşfetti.
***
Ancak, bu hikâyenin en dokunaklı bölümü onların tekrar karşılaşmasıdır.
Placido'nun Madrid'teki konserlerinden birinde, Carreras konseri bölüp, alçakgönüllü bir şekilde dizlerinin üzerine çöküp, ondan bağışlanmayı istedi ve seyircilerin önünde ona teşekkür etti.
Placido, onun kalkmasına yardımcı oldu ve kocaman bir kucaklaşma ile büyük dostluklarının başlangıcını mühürlediler. Placido Domingo ile yapılan bir röportajda, muhabir ona neden Hermosa Vakfı'nı kurduğunu sordu, düşmanının bundan yararlanmasının yanı sıra hemen tek rakibi olan tek sanatçıya da yardım etmişti. Yanıtı kısa ve net oldu: Böyle bir sesi kaybedemezdik..."
***
Avusturyalılar, kendilerini propagandanın peygamberi ilân etmeye pek yatkındırlar.
Derler ki, "Aslında Alman olan Mozart'ı herkes Viyana ile hatırlar. Onbaşı Hitler ise Avusturyalıdır ve dünyanın nefretini Alman kimliği ile kazanmıştır; daha ne olsun..." Öyküler üst üste konulunca, Ramazan'da bir düşüncedir alıyor insanı. Mozart'ı da Hitler'i de Domingo'yu da Carreras'ı da Papa'yı da Bush'u da yaratan aynı Tanrı, neden yarattıklarını takip etmez diye?

ege@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Ramazan'da bir hikaye...
Kural tanımazlara artık "Dur" denilsin
Kimse bahane aramasın
Kaf Kaf'ın iş kazası





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet