|
 |
|
|
Hizbullah'ın da çehresi değişiyor
Lüks arabalardan yükselen kadın kahkahaları üzerine insan kendine soruyor: Kimsenin şehri olmamış Beyrut bir gün Hizbullah'ın şehri olabilir mi? Tahran'a benzeyebilir mi? Cevabım hayır. Çünkü Hizbullah'ın Lübnan'ı etkilediği kadar, Lübnan da örgütü etkileyip değiştiriyor ve Hizbullah diğer radikal İslamcı örgütlere giderek daha az benziyor
Dünyanın yeni başkenti BEYRUT - 3 / Ece Temelkuran
Fotoğraflar: Yurttaş Tümer
Daha şehir başlamadan kadınları başlıyor Beyrut'un. Arabaların içinde, sıkışık trafiğin içinde lüks arabalardan "vur patlasın, çal oynasın" kadın kahkahaları yükseliyor. Tartışmasız dünyanın en güzel ve en can alıcı kadınları. Güney'deki Kalaşnikov'lu, Hizbullah bayraklı, Nasrallah afişli yollardan sonra insan kendine hemen ve ister istemez şu soruyu soruyor:
Ortadoğu'nun çatışmaları, Akdeniz'e karşı oryantalist nargilesini tüttüren bu kırılgan şehrin keyfini kaçırabilir mi?
Kimsenin şehri olmamış Beyrut bir gün Hizbullah'ın şehri olabilir mi?
Bugüne kadar kendinden başka hiçbir şehre benzememeyi başarmış bu şehir bir gün Tahran'a benzeyebilir mi?
Lübnan, İranlaşmaz
Gidip gelen haberciler ve yorumcular bugüne kadar hep aynı şeyi söylediler:
"Lübnan İranlaşıyor!"
Benim gözlemim bu değil. Bunu herhalde en çok bir kadın anlayabilir. İran'da, rejimin kalesi sayılan Kum şehrinde elinizi sıkmayan adamla Güney Lübnan'da ya da Güney Beyrut'ta elinizi sıkmayan adam arasında çok fark var. Bu, kapalı bir toplumla yüzyıllardır kültürler ve dinlerle tanışarak "açılmış" bir toplum arasındaki fark da olabilir. Ama insan, İran'daki molla rejiminin temsilleriyle buradaki resimlere bakınca aradaki farkı sezebiliyor.
İran'da yollarda resimlerini gördüğünüz bütün dini ve siyasi liderler ölüm kadar ciddiyken Nasrallah'ın neredeyse bütün afişleri, fotoğrafları, çıkartmaları... Gülüyor.
Ve bugünlerde, her ne kadar Nasrallah dini pusulasının kuzeyini İran'da tutsa da bir örgüt olarak Hizbullah hem Suriye'den hem de İran'dan bağımsızlaşacak denli güç kazanıyor Lübnan'da. Bağımsızlaştıkça da örgütün çehresi, Ortadoğu'nun diğer radikal İslamcı örgütlerine giderek daha az benziyor. Bu elbette Hizbullah'ı radikal İslamcı bir örgüt olmaktan çıkarmıyor ama örgütü Lübnanlılaştırıyor.
Halklar ve dinler
İşte bu yüzden tam Beyrut'un güneyine girerken kendisi de Lübnanlı olan Amin Maalouf'un o sözleri geliyor insanın aklına:
"Bana öyle geliyor ki, dinlerin halklar üzerindeki etkisini fazlaca abartırken, tersine halkların dinler üzerindeki etkisi dikkate alınmıyor." (Ölümcül Kimlikler, Yapı Kredi Yayınları)
Radikal İslam, Hizbullah'ın savaşta kazandığı halk desteğiyle Lübnan'ın çehresini ve mizacını değiştiriyor belki. Ama bu sırada Lübnan da Hizbullah'ı ve giderek radikal İslamı değiştiriyor.
1990'larda, nüfusunun üçte ikisi Şii olmayan Lübnan'daki kozmopolit yapıyı kabul ederek varlığını sürdürme kararı alan Hizbullah, şimdi oynadığı fiili iktidar partisi rolüyle ülkeyi kapsamak, bu ülkenin özgünlüğünü kabul etmek zorunda kalıyor. Fakat örgüt bugünlerde Beyrut'ta, meclisteki diğer partilerin "Hizbullah silahı bıraksın" taleplerine karşı, arkasındaki halk desteğiyle direniyorsa bu da Lübnan'ın Hizbullah'ı kabul etmek zorunda kaldığı anlamına geliyor.
'Hizbulşehir' Dahye
Fakat Meryem, Güney Beyrut'ta, varoş anlamına gelen Dahye'de durmuş, bütün bu siyasi dengeleri ne biliyor ne de umursuyor. 15 yaşındaki Meryem, 48 saattir bir yıkıntının başında bekliyor. Annesi, kardeşi, babası, hep birlikte kepçenin yıkıntıları kanırtışını izliyorlar. Kepçe, sivri uçlarıyla yokluyor beton parçalarını, ayıklar gibi, tırnaklarıyla deşer gibi. Hepsi elleri bellerinde aşağıya bakıyorlar, beton parçalarının arasından çıkacakları bekliyorlar. Gözlerini aşağıdaki yıkıntıdan ayırmadan anlatıyor Meryem:
"Evimiz ve dükkânımız bombalandı ama o kadar da üzülmüyorum. Allah'a inanıyoruz biz. Ve Hizbullah'a..."
Gülerek konuşuyor Meryem:
"Yeni bir iş kurarız nasılsa. Çocuk giysileri satıyordu annem bu dükkânda. Şimdi oradan çıkacakları bekliyoruz."
Ne yapacaklar giysilerle?
"İhtiyacı olanlara veririz herhalde."
Sadece ihtiyacı olanlara vermek için mi? 48 saat bunun için bir yıkıntının başında, sülfür kokan bir toz bulutunun içinde beklenebilir mi? İnsanlar Güney Beyrut'ta, Hizbullah'ın her yıkıntının başında görevlendirdiği gençlerle birlikte eskiden bir hayatlarının olduğuna dair kanıtların, minnacık bile olsa bir şeylerin çıkmasını bekliyorlar. Savaş sırasında kaçırılan bir ilmeği arar gibiler devam edebilmek için...
Kameralar ve 'hainler'
Her yıkıntının başındaki sakallı gençler. Kamera gördükleri anda sinirlenip ayağa kalkıyorlar. Gelip başınıza kameradaki görüntüyü izleyip görüntünün silindiğinden emin olana kadar başınızdan ayrılmıyorlar. Çünkü savaş boyunca bombaların hedefi tutturması için aşağıdan sinyal veren "hainler" ellerinde kameraya benzeyen aletlerle gezip bombardımana yol göstermişler. Dolayısıyla elinizde kamera varsa ve Güney Beyrut'a ait olmadığınız halinizden belliyse dümdüz olmuş mahalleler arasında, kimsenin olmadığı sokaklarda bir anda yanınızda bir ekip bitiyor ve sizi yönlendiriyorlar. Nereye? Hizbullah Medya Center!
Yıkıntıların 'Kutsal Zafer'i
Kimin zaferi sorusuna, 'Hizbullah'ın' karşılığını veriyor Meryem heyecanla. Sonra evlerinin yıkıntısından çıkan çocuk kazağıyla pantolonunu alıp ağlayarak ara sokağa doğru yürüyor
Beyrut girişinden hatta Kuzey Beyrut'a doğru bütün yollardaki dev 'billboard'larda da aynı şey yazıyor, Dahye'deki yıkıntıların üzerinde de:
"Kutsal Zafer!"
Kimin zaferi?
"Hizbullah'ın!" diyor Meryem heyecanla.
Nasıl?
"Nasrallah eğer Tel Aviv'i vuracağını söylemeseydi İsrail asla buradan çekilmezdi. Nasrallah onları korkuttu ve kaçırdı. Bu savaşta Lübnan'ı bir tek Nasrallah savundu."
Ülkesi ve evi yıkılmış, Müslüman bir genç kızın heyecanı mı bu? Pek değil. Güney Lübnan'da ve Beyrut'un güneyindeki varoşlarda kime sorarsanız sorun aynı şeyi söylecektir size:
"İsrail bu savaşta yenildi. Savaşın galibi Hizbullah!"
'New Middle Beast'
Yıkıntılar arasındaki "Hizbullah Medya Center"a varınca, propaganda ya da Hizbullah'ın savaşa verdiği cevaplar daha da ayrıntılı hale geliyor. Yıkıntıların ortasında bir çadırda kurulmuş basın merkezinde bir resim sergisi var savaşın bittiği günden beri. Savaşı anlatan resimlerin bazılarının altında da İsrail'e ve ABD'ye hitaben yazılmış yazılar:
"İlgiliye: Biz iyiyiz. Ya siz rahat mısınız?"
Sloganlar Condoleezza Rice'e, Blair'e, Bush'a ve Olmert'e hitaben yazılmış. Rice'ın kullandığı "Yeni Orta Doğu" (New Middle East) kavramına "New Middle Beast" (Yeni Ortadoğu Çirkinliği) diye karşılık veriyor Hizbullah.
Yazının altında Rice, Bush ve diğer liderler. Yıkıntıların kırıldığı yerlerden ilerleyen, duvarlar boyunca çizilmiş mavi bir çizgi var. Dikkatli bakınca görünen bir şey. Çizgiyi takip ettiğinizde sonunda bir uçurtma resmine varıyorsunuz, bir oğlan çocuğu resmi tarafından uçurulan.
Bu basın merkezi, şehirde yıkıntı görüntüsü çekmek isteyen yabancı gazeteler için özel olarak hazırlanmasının yanı sıra Hizbullah yanlısı El Manar televizyonunun da "yeni" merkezi. Savaşta vurulan televizyon binasının olduğu yerde bir direniş simgesi olarak hâlâ canlı yayınlar yapılıyor, programlar çekiliyor.
Bu televizyonu da, şehri inanılmaz bir yoğunlukta donatmış "Kutsal Zafer" sloganları da takip edeceğiz. Ve oralarda Hizbullah'ın bir savaşı nasıl yaşadığını ve nasıl bir hızla propaganda malzemesi topladığını göreceğiz. Ama önce yıkıntılar arasında Meryem'in sevinç çığlıklarına bakalım.
'Ya bir daha gelirlerse'
İki tozlu torba içinden bir çocuk kazağıyla bir pantolon çıkıyor. Meryem'in annesi dayanamayıp kepçenin kazdığı yıkıntıya iniyor. Meryem sevinçli. "Sonunda bir şey çıktı" diyor. Küçük torbayı alıp ara sokaklara doğru yürüyor. Durduruyorum Meryem'i. Yüzünü dönüyor. Ağlıyor. Giderek İngilizce anlatmakta zorluk çekiyor anlatacaklarını. Sadece kesik kesik şöyle diyor:
"Korktum. Çok. Yani ya hepimiz... Ya ölseydik... Ya bir daha gelirlerse!"
Şimdi Meryem'in yüzünde "Kutsal Zafer"den tek bir iz görünmüyor...
Oysa o zafer pankartları ve hepsi Batı dillerinde yazılmış zafer sloganlar, bizi Kuzey Beyrut'un şehir merkezine kadar takip ediyor. Arkalarındaki gizle birlikte...
YARIN
Savaş bitti, şimdi reklamlar!
Chavez-Ahmedinecad-Nasrallah: Yeni liderler
Mr. Boo Boo da kim?
|
|
|

|