|
Damat tercihinde ağırlık 'Hazine'den mi, 'piyasa'dan mı geçinenlerde?
Turgut Özal'ın da sık sık tekrarlamaktan hoşlandığı; eskilerin "hal-i pürmelalimiz" olarak özetlediği, ortak yakınma tavrımızı anımsatan fıkramsı bir dokundurma:
İlk kez rakı içen 2 Almandan biri, kadehinin son yudumunu da ağzına dikerek bitirdikten sonra, arkadaşına dönmüş ve şöyle demiş:
- Ne olacak kuzum şu bizim Almanya'nın hali?
***
Memurlar, yapılan zamları az buldukları için tedirgin; militerler, "laiklik"in zımparalandığı kaygısıyla tedirgin; iktidar, tabanıyla Ortadoğu ve Washington arasında bir denge kurma konusunda tedirgin; aileler, okullarda artan şiddet eylemleri nedeniyle tedirgin; fındık üreticileri tedirgin; iş bulamayanlar tedirgin; ramazan davulcuları tedirgin...
Ve 450 bin erkek erkeğe kahvesinin, değişmeyen ortak dertleşme konusu:
- Ne olacak kuzum, şu bizim memleketin hali?
***
Özellikle eğitim programlarında "ekonomi", "hukuk" ve "tarih" bilincinin uyanıp kök salması, kökünden asitlenmiş; köylü ağırlıklı, oligarşik bir devlet yapılanmasında; "gelişmekte olmak"tan, "gelişmişlik"e terfi etme ıkınmaları, öylesine beklenmedik çalkantılar yaratır ki, sağanaklarda şemsiyelerine güvenenlerin bile, şemsiyeleri ters dönmeye başlar.
***
"Ne olacak kuzum, şu bizim memleketin hali?"
Bu sorunun yanıtı, genç kızları olan ailelerin gönüllerinde yatan damat tercihlerinde gizli...
Aynı yaşlarda 2 erkekten biri, lüks bir otelde garson; öteki de bir üsteğmen, yahut savcılık kaleminde bir memur olsa...
Ailelerin gönlünde yatan damat tercihinin ibresi, hangisine doğru kayar?
***
Bir kez Hazine'den geçinmeliler kesimini "devlet", çıplak hayattan geçinenleri "millet" sayma yamukluğuyla küflenmişliğine düştünüz mü; ne "laiklik ilkesi"nin, ne de maçlardan, mahallelere kadar yaygınlaşan şiddet eylemlerinin uçkurunu toparlayabilirsiniz.
***
Çünkü Hazine'den geçinmeliler, daha itibarlı olup damatlık tercihinde de ilk sırada geldiklerinde...
Adam yerine konmayan, kendilerine "ayak takımı" olarak bakılan, üstelik her vesileyle kamu görevlileri tarafından, "Ben kimim biliyor musun?" diye korkutulan itibarsız insancıklar da; kutsal bir kimlik arayacaklardır kendilerine ve -vaktiyle işçi sınıfının sendikalaşmaya sığınması gibi- "tarikat"larda öbekleşmeye başlayacaklardır.
***
"Ne olacak kuzum şu bizim memleketin hali?"
Son 80 yılda kaç yüz milyar dolarlık silah alındığı; son 80 yılda Hazine'den geçinmeli bürokratların iç ve dış gezileri için, kaç yüz milyar dolar harcandığı; son 80 yılda resmi araba alımlarına ve bakımlarına kaç yüz milyar dolar ödendiği açıklansaydı...
***
Ve orgeneral rütbesindeki bir militerimiz, dünkü gazetelerle birlikte Milliyet'te de yayımlanmış olan şu haberi okusaydı:
"1980 yılında Merter'deki evi önünde öldürülen eski DİSK başkanlarından Kemal Türkler'in, öldürüldüğünde 1.5 yaşında olan torunu Burç Akpınar, 26 yıldır bitmeyen davaya müdahil avukat olarak katıldı."
***
Orgeneral rütbesindeki o militerimiz; bütçe yasalarından, Savunma Bakanlığı'na ayrılmış olan paylar yanında, Adalet Bakanlığı'na ayrılmış "binde 9" gibi mini minicik payların, sıradan vatandaşlara nelere mal olduğunu hiç düşünmez miydi?
***
Yapılamamış yatırımlar nedeniyle, göç alan kentlerde yoğunlaşan bir kasaba yoksulluğu ve felce uğramış bir yargı yavaşlığı...
Sonra da "kışla" parfümlü siyaset ile, "cami" parfümlü siyaset kutuplaşmaları...
***
Damat tercihlerinde, Hazine'den geçinmeli kesimin erkekleri, daha fazla prim topladığında...
Şeriat sakıncası da, şiddet eylemleri de; "kodum mu oturturum" anlayışıyla ne kadar normalleşir, kestirilemez.
Evrensel bir şeffaflaşma ve küreselleşme döneminde; ister "cumhuriyet sloganları"nın, ister "mistik sloganlar"ın arkasına sığınarak, "iktidar nimetleri"nden yararlanma didişmeleri, bu yıl daha da hızlanacak gibi...
***
Damat tercihlerindeki herhangi çarpıcı bir değişme, kim bilir ne zaman gerçekleşerek dikkat çekecek?
c.altan@prizma.net.tr
|
|