|
 |
|
|
Biten Senfoni!
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın (CSO) yönetim kurulu üyeleri ve müdürü, "ödeneklerinin kesildiği" ve "AKP iktidara geldi geleli maddi - manevi hiçbir destek görmedikleri" gerekçesiyle, geçenlerde görevlerinden istifa ettiler. Neden? Çünkü Kültür Bakanlığı CSO'nun para kaynaklarını kesti de ondan. Eski Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hasan Hüseyin Akbulut'a kulak veriyoruz;
- O kadar ki, CSO'nun yasa gereği yapması gereken sanatsal faaliyetlerini bir tarafa bırakın, elektrik, su, doğalgaz, telefon vs borçlarını ödemek için istediği parayı dahi Bakanlık vermiyor. Alacaklılar isterlerse bugün CSO'nun elektriğini, suyunu keser ve 82 yıllık kurum sadece isim olarak kalır.
- CSO'da bu durumda sanatsal faaliyetler nasıl sürdürülebiliyor peki?
- Ödenek verilmediği için yurtiçi ve dışı konserler artık yapılamıyor. Sadece haftalık konserler yapılmaya çalışılıyor. Diğer faaliyetler için de yöneticiler sponsor peşinde koşuyorlar. Bakanlık, sadece sanatçıların maaşları için para veriyor. Yani, siz oturun, hiçbir iş yapmayın, paranızı almaya bakın, deniyor. Atatürk'ün, kültür adına son derece önemli saydığı için, cumhuriyetin ilanının hemen ardından kurduğu CSO'nun bugünkü durumu maalesef böyle. Benzer kurumlar da aynı durumda. Cumhuriyetin kültür kurumları bilinçli bir şekilde adım adım yok ediliyor...
Hükümete göre, daha önce iki-üç maaşıyla buzdolabı, televizyon alabilen memur, bugün bunları bir maaşıyla alabiliyormuş.
Daha önce ucuz Çin malı yoktu tabii...
Haldun Ertem
Torpilli dansçı
Kültür Bakanlığı'na bağlı Devlet Halk Dansları Topluluğu stajyer dansçı alıyor. Adaylara girişte "Komisyonda akrabam yoktur" diye bir kâğıt imzalatılıyor... 13 bayan, 13 erkek dansçı birinci elemeyi geçiyor. 3 Eylül 2006 tarihli Hürriyet gazetesinin Ankara ekinde bir manşet: "Başkan beyin oğlu da kazandı." Habere göre kazanan erkek dansçılardan Sercan Erel, Komisyon Başkanı Nizam Erel'in oğluymuş. Sercan Erel bu elemeyi de aşıp ilk 10'a girdi... Artık torpilin, kayırmanın gizlisi saklısı kalmadı.
Talabani, Irak'ın içişlerine karışan komşu ülkeleri tehdit etmiş... Korkulur... Irak'ın içişlerine karışmak malum, ABD'nin dışişlerine karışmak demektir.
Akif Kökçe
Silahlara çağrı...
Ulusal sloganlarımızdan biri malum: At, avrat, silah... Silah bizim için çok önemli olduğu gibi atıcılık da milli spor sayılır. Ama atıcılık şampiyonlarında pek dereceye giremediğimiz gibi acemi atıcılıkta dünya şampiyonu sayılırız. Dünyada havaya ateş edip yerdekileri vurmakta bizim kadar başarılı başka ulus var mıdır?
Bu ilkelliğe karşı mücadele veren Umut Vakfı, yarın, Bireysel Silahsızlanma Günü çerçevesinde birçok etkinlik düzenleyecek. İlk etkinlik 11.55'te Taksim Meydanı'nda... Bekleniyorsunuz...
Bin Ladin mi suçlu?
Amerika'nın ünlü İstihbarat Teşkilatı FBI'ın en çok aranan 10 firari listesinin başında Usama Bin Ladin yer alıyor... FBI'ın internet sitesinde Bin Ladin'in 1998 tarihli Tanzanya ve Kenya'daki Amerikan elçiliklerinin bombalanmasından sorumlu olduğu kaydediliyor...
Yakalanmasına yardımcı olacaklara 25 milyon dolar vaat ediliyor... Hepsi iyi, güzel... Ancak FBI'ın sitesinde, Usame Bin Ladin'in 11 Eylül'de İkiz Kuleler'in saldırıya uğramasından sorumlu olduğu yolunda bir kayıt bulunmuyor. Site en son 2001 yılı kasımında, yani İkiz Kuleler'in saldırıya uğramasından üç hafta sonra güncellenmiş. Acaba Bin Ladin'le ilgili olarak kesin kanıt elde edilmediği için mi onun 11 Eylül'le ilgili suçu işlenmedi siteye? Ünlü Profesör Chossudowsky bu konuda bir yazı kaleme almış... Amerikan yetkililerinin 11 Eylül günü saat 11'de saldırının El Kaide tarafından yapıldığını ilan ettiklerini hatırlatıyor... Kaldı ki 11 Eylül sorumluluğunun Bin Ladin'e ait olduğu o günden bugüne işlenebilirdi FBI listesine... Aranan diğer kişilerle ilgili yeni bulgular ortaya çıktıkça işlenmiş. Site güncellenmiş. Ama Bin Ladin'le ilgili güncelleme yok. 11 Eylül suçu yok... Neden? Çünkü, Muckracker raporunda da belirtildiği gibi, Bin Ladin'in 11 Eylül sorumluluğuna ilişkin FBI'ın elinde kesin kanıt yok... "Terörle savaş" adı altında başlatılan Amerikan saldırılarının kaynağında ne var görüyorsunuz: Yalan...
Göcek tünelinde
Arkadaşımız Metin Hakyeri anlatıyor:
"Fethiye'de tatildeydim. Dönüşte Dalaman Havaalanı'na HAVAŞ'ın servisiyle gittim. Yaklaşık 20 - 25 dakikalık sıkıntılı Göcek Geçidi'ni 45 saniyeye indiren Göcek Tüneli'nin önüne geldiğimizde HAVAŞ şoförü otobüsü Göcek rampasına vurdu. Biz yolcular buna isyan ettik. Şoför kendisini "HAVAŞ tünel ücretini ödemiyor" diye savundu... Bunun üzerine "Dön kardeşim, biz ödeyelim" dedik, HAVAŞ otobüsü bunun üzerine döndü, biz 3.5 YTL tünel ücretini ödedik, tünele girdik...
m.asik@milliyet.com.tr
|
|
|

|