Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
2 atla yolculuk


AB'nin Ankara Büyükelçisi Kretschmer'in Türkiye'den ayrılması nedeniyle saygın sivil toplum örgütü Marmara Grubu'nun düzenlediği yemekteyiz. Sorulardan biri de, "AB'ye tam üyelik için Türkiye izlenimleriydi."
Kretschmer, önce yazarların ve gazetecilerin hapis istemiyle yargılanmakta oluşunu vurguladı. AB hukuk sisteminde bunun yeri olmadığını söyledi.
Düşünce ve söylem özgürlüklerinin yetersizliğine -altını çizerek- işaret etti.
Böylece Orhan Pamuk, Elif Şafak, Hrant Dink ve diğer yazarlara gönderme yapıyordu.
......................
Kretschmer, mahkeme kararlarını da eleştirdi. "Karar metinlerinin, yasa maddelerini değil, ideolojik görüşleri yansıttığını" iddia etti.
"Mahkemeler ideolojik karar veremez" mesajını birkaç kez tekrarladı.
"Avrupa hukuk sistemi ve hukuk devletinde yargı sadece hukukun yazılı ve yazılı olmayan kurallarına dayanarak karar verir. İdeolojik hukuk olmaz" görüşlerini dile getirdi.
......................
Masada Kretschmer'in iki metre solunda emekli bir orgeneral oturmaktaydı.
Zaman zaman ona doğru eğilerek, yüzüne bakarak "askerin, siyaset üzerinde ağırlığı olduğunu, siyasi konularda askerin konuştuğunu, etkilediğini, kamuoyu oluşturduğunu" söyledi.
AB ülkelerinde askerin siyaset dışında kaldığını ve siyasette üniforma gölgesinin kesinlikle olmadığını birkaç kez tekrarladı.
......................
Ya... Ermeni kıyımını, hatta Pontus (Rum) kıyımını, Süryani kıyımını tanımak gibi abuk önkoşullar dayatmak?
Yaklaşımı şöyleydi:
"Türkiye, reformlarını hızlandırır, uyum yasalarını ciddi şekilde uyguladığını gösterirse, düşünce özgürlükleri, yargı kalitesi ve asker-siyaset ilişkileri AB ölçütlerinde demokrasi standartlarını yansıtırsa, kıyım iddiaları ve Türkiye'nin önüne konabilecek başka engeller için psikolojik altyapı bulunamaz.
Türkiye'ye olumlu gözle bakılan bir ortam oluştuğunda 'abuk' koşullar ayrıkotu gibi kalır.
Ama...
Türkiye, aydınlarını yargılarsa, düşünce özgürlükleri yeterince yoksa, yargı kararları ideolojikse, asker, politika üzerinde ağırlığını hissettiriyorsa, reform yasaları ağır aksak çıkarılıyor ve uygulamaları topallıyorsa, demokrasi standartları AB standartlarının gerisinde ise, o zaman 'aykırı kafalar' olmayacak önkoşulları da gündeme taşımak için uygun ortam ve cesaret buluyorlar."
......................
Önce Kretschmer'in üslubunu, diplomasinin ötesinde köşeli ve sert bulduğumu belirtmek isterim.
Aynı düşünceleri daha zarif bir ifadeyle dile getirebilirdi.
İçerik ve üslup olarak tamamına değilse de, konuşmanın büyük kısmına katılıyorum.
Örneğin... 56 belediye başkanı ile ilgili yargılamanın tam bugünlere rastlaması talihsizlik...
Hakkâri'de askerin çöp temizliği de, bilmem AB'de anlaşılabilecek mi?
Bu gözlemim sadece "söylemiş oldukları" içindir.
Bir de "söylemedikleri" var.
Özellikle "din motifli siyaset" ve bu kafanın bürokrasiyi pençesine alması, tarikatların tıpkı siyasi partiler gibi laik devlete "gölgeleriyle" çökmesi, irticaın önlenemez tırmanışı üzerine tek kelime etmemesi vahim eksikliktir.
PKK'nın oluşturduğu bölücü tehlike, şiddet ve kan kültürü için de tek kelime etmedi.
Oysa...
Asker-siyaset ilişkilerini eleştirirken "irtica" ve "PKK terörü" platformunda bir değerlendirme yapması daha sağduyulu olabilirdi.
Belki kendisi gibi diplomatlar, yazının başlarında sıralanan "kategorik" yorumları yapıyorlar ama AB'nin seçilmiş başkanları, başbakanları, örneğin Almanya Şansölyesi Merkel özellikle asker için -farklı- gözlemlere sahip.
"Demokrasi" ve "güvenlik", Türkiye'yi, çağdaşlığa yan yana çekmelidir.
Atlardan birini arabanın arkasına, diğerini önüne koşmak, akıl ve gerçekçilik dışıdır.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Türklüğe hakaret'
ATATÜRK zamanında İtalya'dan alınan (eski) Tü...
Çetin ALTAN
Damat tercihinde ağırlık 'Hazine'den mi, 'piyasa'dan mı geçinenlerde?
Turgut Özal'ın da sık sık tekrarlamaktan hoşl...
Melih AŞIK
Biten Senfoni!
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın (CSO)...
Fikret BİLA
Sezer'den Baykal'a öneri
DSP lideri Zeki Sezer, CHP lideri Deniz Bayka...
Hasan CEMAL
Ateşkes!
Güneydoğu'da görev yapan devletin bir valisin...
Güneri CIVAOĞLU
2 atla yolculuk
AB'nin Ankara Büyükelçisi Kretschmer'in Türki...
Abbas GÜÇLÜ
AKP'nin katsayı operasyonu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, meslek lisesi ...
Hurşit GÜNEŞ
Memur maaş zammı fazla mı, eksik mi?
Cumhuriyetin ilk yıllarında, Osmanlıdan kalan...
Nail GÜRELİ
Satışsız pazarlama
Bakın şu işe! Bazen insanın ağzından çıkan la...
Sami KOHEN
AB, kapıları kapatıyor mu?
İLK bakışta AB'den gelen mesaj, "Şimdi Romany...
Metin MÜNİR
Erdemir'de gerçekler su yüzüne çıkıyor
Erdemir'i satın almanın büyük ve pahalı bir h...
Hasan PULUR
Hamilelik ve seks filmi...
ŞİMDİ bizi yine eleştirecekler "Dinozorluğun ...
Meral TAMER
Vazektomiyi Türk erkeğine anlatabilmek
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'ın eşinin...
Ece TEMELKURAN
Dünyanın bütün yoksulları Birleşin!
Bundan birkaç yıl önce, ABD Irak'ı işgale haz...
Osman ULAGAY
Küresel dönüşüm sanayimizi nasıl etkiledi?
Son günlerde bir kez daha finansal piyasalard...
Güngör URAS
Tuzumuz bol ama tuz fiyatları artıyor
Biz evlerde her yıl 300 ton, gıda sanayiinde ...
M. Ali BİRAND
Azınlıklarımızı neden sevmiyoruz?
Avrupa Birliği Uyum Yasaları içinde bir kaçı ...

© 2006 Milliyet