|
 |
|
|
Adalara ziyaret ufukları açmış
Çeşitleme / Selim Türsen
Hafta sonu bir arkadaşım "Benim tekneyi Çeşme'den, İzmir marinaya getireceğiz geliyor musun?" deyince Pazar sabahı saat 06'da soluğu teknede aldım. Hava yağmurlu, rüzgar sert ama çocukluğundan beri yelken yapıp denizle haşır neşir olan Suat Evren'e ve "Okyanus geçer, batmaz" dediği teknesine benimle birlikte diğer iki arkadaşın da güveni sonsuz.
Biz tekneye ve kaptana güveniyoruz da havanın da maşallahı var.
Sakız Boğazı'nı geçerken dalgalar kah teknenin burnunu havaya dikiyor, kah yokuş aşağı uçurumlardan aşağı yuvarlıyor. Bir sağa yatırıyor, bir sol vuruyor. Bu arada dümeni bana veren Suat, kaptanlık dersine başlıyor, "Dalgaları baş omuza al, tekneyi 30 derece açıda tut, iki dalga arasına düşme" gibi uyarılarda bulunuyor.
Kolay değil 10-12 saatlik yol. "Büyük dalga geliyor, hayır arkadaki daha büyük, şimdi biraz sakinleşti" derken beş saat sonra Karaburun Yeni Liman yakınlarına gelince karaya ayak basıp nefeslenmeye karar verdik.
Yeni Liman küçük bir balıkçı köyü. Bizi 15 yıl önce şehirden sıkılıp buraya yerleşmiş balıkçı Ata karşılayıp tekneyi bağlamamıza yardımcı oldu. Köy kahvesinde sohbet ederken Ata'nın bir pansiyonu olduğunu öğrenip görmeye gittik. İşin doğrusu hiç beklemediğim bir şekilde çölde vaha gibi bir yerle karşılaştım. İnsanın sıkıldığı anda sığınabileceği bir liman sanki Ata'nın Yeri. Denizin maviliklerine uzun uzun bakıp her şeyin unutulabileceği tarzda döşenmiş dinlendirici salonu, televizyonu olmayan ama hiç akla gelmedik kitapların bulunabileceği bir kütüphanesi, Atatürk Lisesi mezunu olmasına rağmen mutluluğu balıkçılıkta bulduğu için mönüsünde sadece deniz mahsulleri ve balık olan farklı bir pansiyon Ata'nın Yeri.
Hemen karşıda görünen Midilli Adası'na bakarken Yunan Adaları ile Türkiye'deki pansiyonculuk arasındaki dağlar kadar farkı konuşuyoruz. Ama beni umutlandıran güzel bir olay anlatıyor Ata. Avrupa Birliği ile flörtün artmasından sonra sınır komşularının karşılıklı ziyaret programlarından biri olmalı, Belediye; esnaftan, vatandaştan bir grup Karaburunluyu Yunan adalarına götürmüş. Oralarda yaşayanların köylerini, kasabalarını temiz tutmak için gösterdikleri çaba, yaşadıkları yerleri güzelleştirmek için gösterdikleri özen gidenleri çok etkilemiş. "Dönüşte herkesin ufku açılmıştı" diyor Ata. Dükkanların önü temizlenmeye başlamış, insanlar yaşadıkları yerlere daha farklı sahip çıkar olmuş. İşte kültürel alışveriş buna deniyor. Böyle ziyaretlerin sayısı artmalı, hem de çok.
Mortgage ekonomiye istikrar kazandıracak
Milliyet'in düzenlediği "Emlak Zirvesi"ne gösterilen olağanüstü katılım yeniliklere açık İzmirlilerin vizyon geliştiren toplantılarla ilgisini bir kez daha gösterdi. Ben toplantının konuşmacılarıyla yaptığım özel sohbetlerden satır başları vermek istiyorum. Malum herkesin dört gözle beklediği 'kira öder gibi ev sahibi olmak' cümlesiyle tanımlanan mortgage yasası çıktı çıkacak.
Sermaye Piyasası Kurulu Kurumsal Yatırımcılar Daire Başkanı Mehmet Akif Şener bir çok bankanın sisteme hazır olduğunu söyledi. Bence "mortgage"in ekonomiye getireceği en büyük kazanç ise istikrar olacak. Bir süre sonra ev sahibi olma hayaliyle 20-30 yıl vadeli kredi alıp, elini taşın altına sokanların sayısı yüz binlere, milyonlara ulaşacak. İşte böyle bir ekonomide artık faizlerin, enflasyonun asansör gibi inip çıkması mümkün değil.
Yoksa Amerikan filmlerinde çok sık gördüğümüz bankaların evlere, çiftliklere el koyması gibi bir çok aileyi mahvedecek büyük felaketler olur, bu da hükümetlerin sonunu getirir. Faiz sadece parası olanları değil çoğunluğu doğrudan ilgilendirir hale gelecek, toplumun hükümetler üzerinde baskısı artacak.
Bu değişim ise Türkiye'yi giderek üç gün sonrası belirsiz bir ülke olmaktan çıkaracak.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|