|
Vergi var, tasarruf yok...
TÜRKİYE'de "tavuk kesme vergisi var mı, yok mu?" tartışılırken, bir de okulda ve orduevinde eğlenceye vergi geliyor.
Özellikle bazı hükümet adamları ve maliyecilerin günleri başta tavuk kesme vergisi olmak üzere, otopark vergisi, konaklama vergisi, kahvehane vergisi, doğalgaz ve tüpgaz vergisi gibi vergileri tartışmalarıyla geçti.
Mevcut kanunda genel ve özel bütçeli idareler, belediyeler ve köyler tarafından kültürel, sosyal, turistik ve ekonomik amaçlarla düzenlenen etkinlikler, kazanç amacı gütmeyen balo ve şenlikler; eğitim kuruluşları, okul dernekleri, orduevleri, askeri garnizonlar ve askeri dinlenme tesislerinde tertip edilen eğlenceler için eğlence vergisi verilmiyordu, böyle bir vergi yoktu. Ama olacak.
***
BU vergiler neden geliyor?
Özellikle belediyelerin gelirleri yetmediğinden...
Oysa vergiyle gelirlerinin artırılması düşünülen belediyeler acaba masraf kısmayı ne kadar düşünüyorlar?
Belediyelerin mali yapılarını güçlendirme yalnız vergiyle olmaz, vergi kadar tasarruf da önemli.
İstanbul'da yazboz tahtasına dönen, yollardaki yeşil alanlar buna örnek değil mi?
Piyalepaşa Bulvarı'na bakın.
Kasımpaşa'dan E-5'e kadar ortaya demir parmaklık yapıldı. Kim bilir kaç milyar lira gitti.
Oysa o bulvarda yaya trafiği az, görüntüye de engel olan demir parmaklıklara yani bu masrafa ne gerek var?
Otopark tartışması da devam ediyor.
Apartmanlardan, belediye olarak otopark vergisi al ama otoparkları yapma. Sonra da sokağa araba bırakandan saatte 2 YTL alacağım de.
Bu adil mi?
Topladıkları otopark parasını belediyeler ne yaptı, İçişleri Bakanı soramaz mı?
Sonra, İstanbul'da otopark kapasitesi araç sayısının 14-15'te biri iken ve yeni kat otoparkları gerekirken 1. Levent'teki gibi bazı otoparkları kapa, bu çelişki değil mi?
***
ANKARA kümesteki kazları yolmaya alışmış. Yani vergi adeta "verenden alınıyor." Kaçak her geçen gün artıyor. Son 2 yılda vergi kaçağı oranı yüzde 84.6'dan yüzde 119'a yükseldi. Bunun için de bazı çok kazanan doktorların, avukatların, kuyumcuların, kürkçü ve diğer esnafın ödediği vergi miktarına bakmak yeter.
Tabii durum böyle olunca belediyelere devlet desteği de güdük kalıyor.
Belediyelerin gelirlerinin yeni vergilerle artırılması kolay yol. Belediyeler zor yolu denemeli, yaratıcı olmalı...
Rehn sen konuş
Bakan Gül'le görüşen AB Komiseri Rehn, "dokuzuncu uyum paketinin bir an önce Meclis'ten geçirilmesini" istedi.
Rehn, bu pakette ifade özgürlüğü ve dini azınlıkların haklarının korunmasının özel önem taşıdığını da söyledi.
Hep "isteyen", hep soran AB'nin Komiseri Rehn'e bir kere de biz soralım:
Yolun sonunda AB'ye tam üyelik var mı?
Yoksa siz de AB Komisyonu Başkanı Barroso'nun görüşünde misiniz? Şimdiden bilelim.
KADIN ERKEK FARKI
ABD'li kadın psikoloğun en çok satanlar listesine giren kitabından:
Kadın 1 dakikada 250 kelime, erkek 125 kelime konuşur. Kadınlar karşısındaki insanın ne hissettiğini anlar, erkekler anlamaz. Kadınlar havaya benzer, sürekli değişir, tahmin zordur; erkekler ise dağa benzer, aşmak güçtür. Kadın günde 1 kere seks düşünür, erkek ise günde 1661 kere. Yorum sizin, buyurun...
KARAR MI?
Ya 5 dakika, ya 26 yıl
Artık serinkanlı düşünebiliriz.
Acaba 25 AB ülkesinde bizim 301'e paralel hüküm var mı?
İşte sorunun cevabı burada, yoksa her kafadan bir başka ses çıkarışta değil.
Varsa ona göre hareket etmeliyiz, yoksa ona göre...
Bazılarının eleştirdiği gibi ucuz kahramanlıklar, hak etmeden meşhur olmalar da böylece son bulur.
Veya bu yüz yılda, eleştiride bulundu diye yazar mahkûm etme veya haklarında dava açmalar da biter. Ama bunları şimdilik bir kenara bırakıp, Elif Şafak davası nedeniyle mahkemelerimizin haline bir bakalım.
Bazı davalar yüzünden mahkemelerde durum içler acısı değil mi? Kimi davalar bir ömür boyu sürüyor, hatta ömür yetmiyor. Kemal Türkler'in 26 yıldır süren davası gibi. Kimi davalar jet hızıyla bir celsede bitiriliyor.
Kimi davada, davaya gelmeyen, polis zoruyla getiriliyor. Kimi davada hüviyet tespiti bile yapılmadan, yani hakkında dava açılan, mahkemeye uğramadan beraat edebiliyor.
Bunlar bazı mahkemelerin etkilere açık olduğunu gösteriyor.
(Bu sözlerim hakiki bir eleştiridir. Topyekûn adliyeyi küçük düşürme yani aşağılama kastı yoktur. 301'in son fıkrasına girer!)
Başbakan Erdoğan, Elif Şafak davasında "Sonuçtan memnunum" diyor.
Oysa, 301'i ıslah başka, yani maddeyi AB'dekilere benzetme başka, mahkemeyi mahkemeye benzetme başka şeydir.
İkisini de başaran bir başbakan, "memnun olma" hakkına sahiptir. Yoksa gerisi boş laf.
TV'LERİMİZ
Yerli dizi furyası
TV'de yeni dönem başladı.
Yerli dizi furyası da.
Hani bir zamanlar sinemalarda yerli film salgını vardı da sonra sinemalar müşterisizlikten kapandı ya, öyle.
Hangi kanalı açsanız bir yerli dizi, o bitince hemen başka bir yerli dizi.
İşin kolayını TV yöneticileri de biliyorlar.
"Halk bunu istiyor" diye kıvırıyorlar.
Oysa halk ne verirsen onu yer, yani seyreder. İyi ki yabancı filmde oynatan kanallar ve elde kumanda var.
Bütün yerli diziler enti püften demek istediğim zannedilmesin.
Asmalı Konak, İkinci Bahar gibilerini gördük ve haklarını verdik, methettik.
Ama, çok reyting alıyor diye "Yabancı Damat" ve "Aliye"nin uzatılmasını anlamış değilim.
Avrupa Yakası da hakkıyla çok seyredilen dizilerimizden biriydi. Onun çok sevilen 3 oyuncusu değişti. Bakalım gelenler gidenleri aratacak mı, unutturacak mı? Belki de anahtar Gülse Birsel'in kaleminde. Bekleyip göreceğiz...
dheper@milliyet.com.tr
|
|