Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Eylül 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

İlk defa bir başbakan çok farklı konuşuyor


Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlık performansını beğenmeyenler, AK Parti'nin Türkiye'ye birçok yönden zarar verdiğine inananlar, aşağıda yazdıklarıma tepki gösterecekler. Başbakan'a şirin görünmeye çalıştığımı ileri sürecekler.

Hayır, hiçbiri doğru değil.

Tam aksine, bir gerçeğe dikkat çekmek istiyorum.

Bu Başbakan farklı bir dil kullanıyor. Bazen kaçırdığı Kasımpaşa söyleminden söz etmiyorum. Bazı konulardaki siyasi duruşuna değinmek istiyorum. Bazen sert, bazen hırçın bir dil kullanıyor. Türban ve İmam Hatipler'i gündemde tutarak bir çoğumuzun huzurunu bozuyor. Ancak bazen de çok farklı bir yaklaşımla karşımıza çıkıyor. Örneklerini son haftalarda gördük.

Ben bugüne kadar, seçim sürecine girmiş hiçbir Başbakan'ın, Tayyip Erdoğan gibi konuştuğunu duymadım.

Siz duydunuz mu ?

Ardı ardına, son derece önemli iki seçim geçirmeye hazırlanan, topluma şirin görünmek zorunluğundaki hangi Başbakan böyle konuşur?

- Başbakan, eskiden en çok oy getiren gecekondulara karşı savaş ilan etti. Sadece bununla kalmadı, birçok AK Parti belediyesi yıkımlara başladı. İstanbul başta olmak üzere birçok yörede yıkımlara girildi. Gecekonducuları karşısına alma pahasına, Erdoğan tutumunu değiştirmedi.
- Erdoğan yine, oy potansiyeli son derece yüksek olan fındık üreticilerinin büyük baskılarına rağmen, nedeni siyasi de olsa tavrını değiştirmedi, sistemi değiştirdi. Fındığın fiyatı düşünce de üreticileri kaybetti. Erdoğan'da kaybetti, ancak tutumunu aynen sürdürdü.
- Aynı şekilde çay üreticilerinin de tüm baskılarına rağmen geri adım atmadı ve belirli bir çizginin ötesinde bohçanın ağzını açmadı.
- Son olarak devlet memur maaşlarında da aynı yaklaşımı sergiledi. Hepsine olduğu gibi, bütçede bu kadar para olduğunu, daha fazlasını dağıtamayacağını söyledi.

Bizler yıllardan beri şikayet etmez miydik? Başbakanların seçim kazanmak için para saçıp savurduğunu söylemez miydik? Ülkenin borçlarının bu nedenle arttığını, her doğan çocuğun omuzlarına yeni borçlar yüklendiğini bağıra bağıra haykırmaz mıydık?

Gazeteleri açın, eski başbakanları "kendi ikballeri için halkın parasını peşkeş çekenler" diye teşhir eden binlerce makale ve açıklama okuyabilirsiniz.

Ben sadece bunu hatırlatmak istiyorum.

Tayyip Erdoğan'ın birçok yaklaşımını eleştirebilirim, ancak doğru yaptığı bir şeyi de açıkça söylemem gerektiğini düşünüyorum.

Kızmadınız değil mi!

* * *

AVRUPA PARLAMENTOSU İNCE AYAR YAPTI…

Avrupa Parlamentosu az daha kendi kazdığı kuyuya düşecekti. Öylesine gayri ciddi bir dizi karar almışlardı ki, kendileri dahi tepki göstermişlerdi. Avrupa Parlamentosu'nun ciddiyeti ve inandırıcılığının tümden yok olması söz konusuydu. Türkiye'nin Ermeni soykırım iddialarını kabul etmesini Tam Üyeliğin bir ön koşulu sayan madde, Pontüs ve Süryani soykırımlarının da kabul edilmesi yolundaki bir başka madde ve bunun gibi daha ipe sapa gelmez marjinal iddiaların rapora dahil edilmesi çok tepki toplamıştı. Kasaba politikacılarına özgü yaklaşımlar, Avrupa Parlamentosu gibi bir kuruma hiç yakışmamıştı.

Parlamento dünkü oturumda ince ayar yaptı ve uçurumun kenarından döndü.

Bu sonucun alınmasında, başta Türkiye raportörü Camiel Eurlings, ardından da KPK eş başkanı Joos Lagendijk son derece önemli bir rol oynadılar. Özellikle Eurlings raporuna sahip çıktı. Kırmızı çizgilerini çizdi. Taraflarla iyi bir diyalog kurdu. Sağlıklı değerlendirmeleri bir araya topladı ve sadece kendi raporunu değil, Avrupa Parlamentosunun prestijini da kurtardı.

Türkiye raporu şimdi daha dengeli ve gerçekçi oldu.

Avrupa Parlamentosu bundan sonra, Türkiye'den bazı konulardaki haklı isteklerinin yerine getirilmesini bekleyebilir.

Parlamento'nun, soykırımları kararlarının dışına çıkartmasının yanısıra, PKK terörünü kınaması ve ayrıcalıklı ortaklık önerilerini reddetmesi de son derece önemli.

Parlamentoda yaşanan şu son birkaç haftadaki gelişmeler, Türkiye'nin Tam Üyelik sorununun Avrupa'da ne kadar kafaları karıştırdığını ve henüz kesin bir uzlaşıya varılamadığını gösteriyor. Galiba , önümüzdeki yıllarda da , Avrupa ile ilişkilerimiz hep böyle devam edecek. Fırsat bulanlar, vur abalıya Türkiye'yi eleştiri yağmuruna tutacaklar, ancak belirli bir çizgi geçildiği zaman Büyükler devreye girecek ve "yeter" diyecekler.

Şimdi bir de, raporun son durumuna bakalım.

Camiel Eurlings'in imzasını taşıyan ve artık Avrupa Parlamentosunun görüşlerini yansıtan bu rapor genelinde, Türkiye sert şekilde eleştiriliyor. Ancak bu defa , biz ne kadar beğenmesek dahi, eleştirilerin önemli bölümü haklı nedenlere dayandırılıyor. Zaten göreceğiz, Avrupa Komisyonunun 8 Kasım'da yayınlanacak raporunda da hemen hemen aynı noktalara değinilecek.

Raporu şimdi yeni bir bakışla okuyalım ve eleştirilerin tekrarlanmaması için ne yapacağımıza bakalım. Yoksa boş yere konuşur dururuz…

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
İslam ve bilim
MİLLİYET'İN bir haberi... Milli Eğitim'den on...
Çetin ALTAN
Gerçek katil, katili arayan dedektifin kendisi olduğunda...
Nedense birkaç gündür aklım, evlere henüz rad...
Melih AŞIK
Telefonda itiraf...
Meslektaşımız Murat Çelik, TRT Radyo 1'de pro...
Fikret BİLA
Talabani'nin tehdidi
Irak Devlet Başkanı Talabani Türkiye'yi tehdi...
Hasan CEMAL
Abdest suyu!
Türkiye aş ve iş sorununu çözmek zorunda. Tür...
Güneri CIVAOĞLU
Talabani'nin dansı
Talabani'nin bir "suçüstü MR"ını yansıtayım.....
Can Dündar
Avrupa için karşı rapor
Dün Avrupa Parlamentosu Türkiye'yi görüşürken...
Hurşit GÜNEŞ
Ne oluyor bu piyasalara?
Gelişmekte olan piyasalardan mayıs ayındaki ç...
Doğan HEPER
Vergi var, tasarruf yok...
TÜRKİYE'de "tavuk kesme vergisi var mı, yok m...
Semih İDİZ
Batı'ya küsen Türkiye çağdaş uygarlığı yakalayamaz
ABD ile ilişkilerimiz malum. George Bush'un b...
Sami KOHEN
Kötünün daha az kötüsü
AVRUPA Parlamentosu'nun Dışişleri Komisyonu'n...
Hasan PULUR
Türklüğü aşağılamak...
BU kadar gürültüye patırtıya, kavgaya, Avrupa...
Derya SAZAK
AB raporu
Avrupa Parlamentosu'nda dün görüşülen Türkiye...
Meral TAMER
İMKB 100, meğer müthiş çevreciymiş!
Prof. Dr. Çelik Kurtoğlu'nun kurduğu "İyi Şir...
Yaman TÖRÜNER
Riskler büyüyor
Ekonomideki riskler büyüyor. Ekonomi uluslara...
Güngör URAS
Dalgalar önce piyasayı, sonra tüm ekonomiyi sallıyor
Dalgalı kur, dalgalı kur derken, ülke ekonomi...
Serpil YILMAZ
Tüketicinin taksitten başka derdi var mı?
Geçim derdi, tüketicinin "fiyatlandırma" kıst...
M. Ali BİRAND
İlk defa bir başbakan çok farklı konuşuyor
Tayyip Erdoğan'ın Başbakanlık performansını b...

© 2006 Milliyet