Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tanrı'nın kırıntıları


Yeryüzü Gazze şeridinden çatlıyor... Demiştim. Beyrut, Babil'dir... Demiştim.
Beyrut, Babil'den farklı dillerle bir daha hiç birbirini anlamamak üzere dağılan insanlar gibi gönderiyor şimdi mültecileri... Demiştim.
Sonra Papa konuştu...
Şiddetin İslam dininin özünde bulunduğuna dair sözler, Gazze'den çatlayan dünyanın yarıklarına doldu.
Müslüman dünyasının en ince kılcal damarlarının ucundaki ücra kasabalarda yankılandı nefret. Beyrut'ta gördüm, Allah'tan başka hiçbir şeyleri kalmamış insanlar için ne demek o konuşmalar. Bir kez daha anladım:
Onların sarışın "tanrıları" ile ötekilerin esmer "Allah"ı "kapıştırılacak" ve kan akacak muhakkak. Akıyor da. Biz çok sonra bu tarihleri bir bir yazıp alt alta, eğer o çok sonrada kâğıt, kalem ve yazı kalırsa, "O günlerde başladı Karanlık Zaman" diyeceğiz belki de.
O günler geldiğinde şimdi başlatılmaya çalışılan, başlamış olan dinler savaşının bir dinler savaşı değil, tıpkı her savaş gibi yoksulluk ve zenginlik, güç ve güçsüzlük savaşı olduğunu anlatacağız çocuklarımıza. Eğer torunlarımız yaşıyor olurlarsa böyle anlatacaklar torunlarına. Belki o zaman insanlar anlayacak Tanrı'nın hepimizin içinde olduğunu...

"En el Hak" ve sosyalizm
Hepimiz Tanrı'nın kırıntılarıyız. "En el hak" hepimizin hakkı. Kırıntılar olduğumuz için hepimiz birleştiğimizde bir tanrı oluşturuyoruz bu yüzden birleşebildiğimizde. Ve bu yüzden işte, sorduklarında "İnanıyor musunuz?" diye, "İnanıyorum" diyorum, "İnsanlığa inanıyorum". Çünkü bir araya geldiğinde Tanrı'yı yaratabilecek tek güç onda, her bir kırıntı toplanıp birleştiğinde.
Her bir insanın Tanrı'nın bir kırıntısı olduğuna inanabildiğinde insanlar, aynı Tanrı'nın kırıntıları olduklarına, dünya, yani belki ancak o zaman, kurtulacak. "Lekesiz aklın ebedi gün ışığında"...
O zaman ne dinlere ihtiyaç olacak ne de kılıçlara. O zaman birbirimizin yüzüne Tanrı'nın yüzüne bakar gibi hayret ve hayranlıkla bakacağız. Biricik ve fakat bir oluşumuza şaşarak bakacağız. Ancak o zaman birbirimize hiç kıyamayacağız. Laf aramızda sosyalizm de budur bana göre...

En eski kitaplara
Ama o güne dek...
İnsanlık en eski kitaplarına geri dönüyor. Yüzyıllardır yazılmış olan büyük kitapların hepsinden vazgeçiyor yeryüzü. Yirminci yüzyıla kadar tutunulan, aklın ve mantığın biriktirdiği büyük İskenderiye Kütüphanesi'ne öfkeyle dalıyor kalabalıklar. Kızıyorlar. Kitaplara kızıyorlar. Bunca kitabın kendisini kurtaramadığına kızıyor insanlık. Aklın yazdığı kitapları bu yüzden parçalıyorlar. Ve tıpkı tek tek hepimizin yaptığı gibi korktuğunda, yeryüzü kalabalıkları da şimdi ilk bildiklerine, ilk bilgilerine geri dönüyorlar.
Bir ruhları olduğunu onlara hatırlatan tek şey dinleri olduğu için, insanlık öyle yoksun, öyle mahzun bırakıldığı için, o en eski kitaplara sarılıyorlar. Üstelik öfkeli oldukları için de o kitapları belki bugün, yanlış okuyorlar. Tanrı'nın hepimize, hepimiz aracılığıyla kendisi olduğumuzu, kendisinin küçük parçacıkları olduğumuzu söylediğini duyamayacak kadar gürültü yapıyorlar. Gürültüde olmayan sesleri duyuyorlar göklerden. Göklerden gelen sesleri, kendi seslerini yanlış duyuyorlar.
Ben böyle bildim. Tanrı'yı ve insanları böyle bildim. Bu dünyayı da gördüm:
Ne bizim bu dünya, Batı'nın vaat ettiği gibi.
Ne Allah'ın, Doğu'da şimdi kimilerinin yorumladığı gibi.
Bu dünya kimsenin değil. Biz kimse değiliz. Biz Tanrı'nın kırıntılarıyız işte, birbirine inanmak zorunda olan.
Ben böyle bildim. İçimde... Okuduğum bütün kitaplardan önce.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Haçlı Avrupa!
BİZİM Modernleşme ve Batılılaşma tarihimizin ...
Çetin ALTAN
Kim ister çocuklarının sürünmesiyle, ölüp ölüp gitmesini?
Liverpool-Galatasaray maçında, ilk yarının ba...
Melih AŞIK
Anıtkabir'e hücum
TSK'nın internet sitesinde Anıtkabir'i her ay...
Fikret BİLA
"Ateşkes çağrısı"nın bağlandığı talepler
Irak Devlet Başkanı Talabani, PKK'nın yakında...
Hasan CEMAL
Cart curtla olmaz!
Iraklı Kürt lider ya da Irak Cumhurbaşkanı Ce...
Güneri CIVAOĞLU
Hedef
1970'li yılların sonlarıydı... Uğur Mumcu tel...
Abbas GÜÇLÜ
Baykal'a alkış da vardı protesto da
CHP lideri Deniz Baykal, Genç Bakış'ın 5. yıl...
Hurşit GÜNEŞ
Çırpıntı mı, dalga mı?
Ülkücülerin eskiden çok sevdiği "Çırpınırdı K...
Metin MÜNİR
Ne uçak lastiği baba?
Türkiye uzaya bir uydu yollayacak.
Faik ÖZTRAK
İmalat sanayii istihdam verilerinde artan çelişki
Bu yılın ikinci üç aylık dönemine ilişkin ima...
Hasan PULUR
Yeni vergi önerileri...
VERGİ üzerine vergi geliyor, kimsenin kılının...
Derya SAZAK
Çankaya seçimi
Yeni cumhurbaşkanını yeni parlamento seçmeli!...
Meral TAMER
Vazektomiyi önce hanımlar öğrenecek ki...
Üzerimde büyük baskı var. Siz okurlarımdan. E...
Ece TEMELKURAN
Tanrı'nın kırıntıları
Yeryüzü Gazze şeridinden çatlıyor... Demiştim...
Güngör URAS
Büyüklerimiz cari açık sorununun önemini yeni anladı
Sorunu küçükken çözmek kolaydır. Cari açık (d...
M. Ali BİRAND
AB'ye inat, işkence ve idamı geri getirelim
Eğer Avrupa Birliği AK Parti'nin projesi olma...

© 2006 Milliyet