Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

AB'ye inat, işkence ve idamı geri getirelim


Eğer Avrupa Birliği AK Parti'nin projesi olmasaydı, herhalde bu kadar büyük bir muhalefetle karşılaşmazdı. AKP'ye veya Erdoğan'a kim kızarsa, AB'yi Başbakana muhalefet için kullanıyor.

AB muhalifleri artık kendilerini kaybetmiş durumdalar. 1970-80'lerdeki Yunanistan aklıma geliyor. Yağmur yağsa, Türkiye'den bilinirdi. Her türlü sorundan Türkiye sorumlu bulunurdu. Tarım rekoltesinin azalmasından tutun , trafikteki sıkışıklığa kadar herşey bize fatura edilirdi. Bugün aynı durum AB için geçerli.

Beni ençok rahatsız eden, Kopenhag Kriterlerine uyum için yapılan reformların AB'ye ödün verilmesi gibi gösterilmesi. "Adamlar bize, şunu bunu değiştirin diyorlar, sonra da Tam Üye olamayacağımızdan söz ediyorlar." diyenleri anlayamıyorum.

Ne yapalım yani ?

AB'ye kafa tutmak için idam'ı geri mi getirelim?

İşkence yapılmasını serbest mi bırakalım? "Arkadaşlar, AB'ye inat kapılar açıldı. Hodri meydan. Basın işkenceyi" mi diyelim.

İnsaf.

Bana, Türkiye'nin aleyhine sonuç veren bir tek uyum reformu gösteremezsiniz.

İşte Avrupa Parlamentosundaki son tartışmaları bu gözle okursak, işlerin rengi değişir.

Parlamentonun raporundaki saçmalıklar temizlendi ve geriye eleştiriler kaldı. Bunlar da hiç az değil. Oldukça da sert.

Bence bunların en başında 301 inci madde geliyor.

Genişlemeden sorumlu Komiser Olli Rehn'in parlamentodaki konuşmasına bu açıdan önem vermek gerekiyor. Rehn öyle bir dil kullandı, öyle şeyler söyledi ki, Türkiye'nin artık 301'i değiştirmemek gibi bir şansı kalmadı. Adalet Bakanı Çiçek istediği kadar eleştirinin değil, aşağılamanın cezalandırıldığını söylesin, eğer Türkiye'de hala Hırant Dink'ler 301'den yargılanıyorlarsa, bizim bu maddeyi değiştirmekten başka çaremiz yoktur.

Üstelik, bu maddeyi Avrupa Birliği için değil, kendimiz için değiştirmek zorundayız. Eğer AB olmasa da değişecektir. Ancak daha uzun yıllar alacak, daha fazla kan dökülecektir. AB' nin araya girmesi sadece süreyi azaltmaktadır, o kadar.

Allah rızası için bana söyleyin, Türkiye ne zaman dış baskı olmadan ekonomik veya sosyal- kültürel alanda doğru dürüst bir adım atmıştır.

Hadi canım sizde…

* * *

TÜRKİYE GENİŞLEME DIŞINA MI İTİLİYOR ?

AB Komisyonu Başkanı Barroso'nun bir konuşması, bazı çevrelerin tüylerini diken diken ettirdi. Komisyon Başkanı, Bulgaristan ve Romanya ile genişlemeden sonra, bir nefes alınmasını ve hem AB Komisyonunun, hem de anayasa konusunda gereken düzenlemelerin yapıldıktan sonra yola devam edilmesi gerektiğini söyledi.

Bu sözleri söyleyen Barroso olmasa belki kimse önem vermezdi. Ancak Avrupa Komisyonu Başkanı, herhangi bir politikacı gibi davranmaz. Dikkatli ve hesaplı konuşur.

Tabii bu konuşmanın tercimesi bizim medyaya "Komisyon Başkanı, Romanya ve Bulgaristan'dan sonra Türkiye ile ilgili genişleme dursun. Anayasa ve diğer sorunlar halledilsin,dedi" diye yansıdı. Bu yaklaşımı, "Yağmur yağdı, Barroso bize ördek dedi" diye de tercüme edebiliriz.

Ancak ne olursa olsun, Komisyon Başkanı'nın bu sözlerini hafife almamak gerekiyor. Zira bu yaklaşım, Almanya ile Fransa tarafından pişiriliyor. Her ne kadar, Barroso'nun sözcüleri ve Genişlemeden sorumlu Komiser Olli Rehn kürsüye çıkıp "Bizim için ahte vefa çok önemlidir. Biz Türkiye'yi genişlemenin içine aldık ve Türkiye bu genişleme paketindedir" demiş olsalar dahi, yine de dikkatli davranmakta çok yarar var.

Eğer bir süre sonra bu konuda yeni açıklamalar gelirse, hiç şaşırmayın. Zira gerçekten de anayasal düzenlemelerin gecikmemesi gerekiyor. Ancak unutmayalım ki, Türkiye'nin en erken üyeliği 2014 yılıdır. O zamana kadar da anayasanın üzerinde mutlaka anlaşmaya varılması gerekmektedir.

Türkiye'nin asıl yapması gereken, etrafla kavga etmek veya bekleyip seyirci gibi davranmak yerine, müzakerelerin önünü açabilmek için reformlarını hızlandırmasıdır. Eğer bunu yapamaz ve boşa zaman harcamayı sürdürürse, Barroso'nun söylediklerine gerek kalmadan önümüzün kapandığını görebiliriz.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Haçlı Avrupa!
BİZİM Modernleşme ve Batılılaşma tarihimizin ...
Çetin ALTAN
Kim ister çocuklarının sürünmesiyle, ölüp ölüp gitmesini?
Liverpool-Galatasaray maçında, ilk yarının ba...
Melih AŞIK
Anıtkabir'e hücum
TSK'nın internet sitesinde Anıtkabir'i her ay...
Fikret BİLA
"Ateşkes çağrısı"nın bağlandığı talepler
Irak Devlet Başkanı Talabani, PKK'nın yakında...
Hasan CEMAL
Cart curtla olmaz!
Iraklı Kürt lider ya da Irak Cumhurbaşkanı Ce...
Güneri CIVAOĞLU
Hedef
1970'li yılların sonlarıydı... Uğur Mumcu tel...
Abbas GÜÇLÜ
Baykal'a alkış da vardı protesto da
CHP lideri Deniz Baykal, Genç Bakış'ın 5. yıl...
Hurşit GÜNEŞ
Çırpıntı mı, dalga mı?
Ülkücülerin eskiden çok sevdiği "Çırpınırdı K...
Metin MÜNİR
Ne uçak lastiği baba?
Türkiye uzaya bir uydu yollayacak.
Faik ÖZTRAK
İmalat sanayii istihdam verilerinde artan çelişki
Bu yılın ikinci üç aylık dönemine ilişkin ima...
Hasan PULUR
Yeni vergi önerileri...
VERGİ üzerine vergi geliyor, kimsenin kılının...
Derya SAZAK
Çankaya seçimi
Yeni cumhurbaşkanını yeni parlamento seçmeli!...
Meral TAMER
Vazektomiyi önce hanımlar öğrenecek ki...
Üzerimde büyük baskı var. Siz okurlarımdan. E...
Ece TEMELKURAN
Tanrı'nın kırıntıları
Yeryüzü Gazze şeridinden çatlıyor... Demiştim...
Güngör URAS
Büyüklerimiz cari açık sorununun önemini yeni anladı
Sorunu küçükken çözmek kolaydır. Cari açık (d...
M. Ali BİRAND
AB'ye inat, işkence ve idamı geri getirelim
Eğer Avrupa Birliği AK Parti'nin projesi olma...

© 2006 Milliyet