Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Eylül 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bedel ödemek!


Hangisini yazsam, nereden başlasam? Bazen günlük yazı mahkûmlarının klasik sorusudur bu. Çünkü konular bir anda çullanır insanın üstüne. Hangisini yazacağını şaşırırsın.
Örneğin Ermeni soykırımı.
Değerli meslektaşım Hrant Dink hakkında bu yüzden yine 301'den hapis istemiyle dava açıldı, Türklüğe hakaret iddiasıyla...
Oysa biz değil miyiz, Ermeni soykırımı ne zaman gündeme gelse, bir ülkenin parlamentosundan ne zaman bir soykırım kararı çıksa, "Tarihi siyasete alet etmeyelim; tarihten düşmanlık ve husumet çıkarmayalım; gelin bu konuyu tarihe, tarihçilere bırakalım; gelin bu konuyu serbestçe tartışacak ortak platformlar oluşturalım" diyen...
Başbakan Erdoğan değil mi, "Gelin tarihi gerçekleri birlikte araştıralım, serbestçe tartışalım" diyen...
Evet öyle.
Resmi Ankara, "Tarihi tarihçilere bırakalım!" der. Tayyip Erdoğan da, 'serbest tartışma'dan söz eder.
İyi, güzel.
Peki ama bu durumda Hrant Dink davası ne oluyor? "Ermeni soykırımı" dediği için hakkında ne diye 301'den dava açıyoruz?
Klasik deyiştir:
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
Hrant Dink haksız mı, Can Dündar'ın NTV'deki programında şunları söylerken:
"Bir yandan Türkiye, kendi başbakanının ağzından dünyaya, Ermeni dünyasına meydan okuyor, 'Gelin tartışalım, tarihi beraber araştıralım' diyor. Benim son davam Reuters'a 'Bu bir soykırımdır' dediğim için açıldı. O davet ettiğiniz, edeceğiniz Ermeniler burada size ne diyecekler? 'Bu bir soykırım değildir!' mi diyecekler? Onları yargılamayacaksınız, beni niye yargılıyorsunuz? 'Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı bunun böyle olduğunu söylüyor' diye mi yargılayacaksınız?"
Haksız mı Hrant Dink?
Böyle bir çelişkiyle mi, böylesine demokrasi özürlü bir zihniyetle mi yaşanacak?
Peki ya Cemil Çiçek?
Onu ne yapacağız?
Adalet Bakanı olarak 301'i Türkiye'nin başına asıl saranın kendisi olduğunu cümle âlem bildiği halde, daha hâlâ kalkıp, "Başımıza bu 301 işini Orhan Pamuk açtı" diyebilen Cemil Çiçek'le ifade özgürlüğünü nasıl yan yana getireceğiz?
Murat Belge dün Radikal'deki yazısında şöyle yakınıyordu:
"Orhan Pamuk'un o duruşması sırasında koşup minibüsü yumruklayan vatanperver kişi ve hempalarının, Kerinçli ve Kerinçsiz milliyetçilerin önü iyice açılsaydı, belki o milli duygular arasında Orhan Pamuk linç bile edilirdi. O zaman da bu Adalet Bakanı, büyük bir ihtimalle, 'Orhan Pamuk memleketimizin itibarını dünyada düşürmek için kendini linç ettirdi' derdi."
Geçelim.
301'i değiştirmekten başka çare yok. Bir yandan hakaret nedir, eleştiri nedir, bunların ölçüsünü, tarifini daha somutlaştırmak, öte yandan hakaret suçunu hapisle değil, para cezasıyla cezalandırma yolunu açmak gerekiyor, eğer demokrasiden söz açılacaksa...
Bir konu daha var, demokrasi açısından ayıplı olan. Bazı Ermeni ve Rum vatandaşlarımız hafta içinde yayımladıkları bir bildiriyle hem iktidarı hem muhalefeti şöyle eleştirdiler:
"Yurttaşlık haklarımızı ve sorunlarımızın çözümüne ilişkin taleplerimizi bugüne değin dikkate almayan ve bunu ancak AB'ye giriş sürecinin bir gereği olarak ele almak mecburiyetinde kaldığını çekinmeden itiraf eden iktidar anlayışı ile, sorunlarımızın çözümüne en ufak bir katkıda bulunmadığı gibi, bu toplumun doğal ve tarihsel bir parçası olan farklılıklara bakışta asimilasyoncu yaklaşımın en doruk noktasını sergileyen muhalefet anlayışını aynı derecede kınıyoruz.
Görüşmeler vesilesiyle bizleri rehine olarak algıladığını itiraf eden ve 'mütekabiliyet' talep eden zihniyete hatırlatmak isteriz ki, onların tasavvur ettiği düzen demokratik bir cumhuriyet değildir."
Evet öyle.
Bugünlerde yaşananlara bakınca, demokrasinin hiç de kolay bir iş olmadığını bir kez daha düşünüyorum. Zaman, sabır ve mücadele istiyor demokrasi.
Ve çok açık:
Birtakım bedeller ödenmeden de olamıyor demokrasi...

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
PKK ve silah
Olayların akışını bir hatırlayalım: İsrail, L...
Çetin ALTAN
Kanlıca iskelesi ve politikada "maskeli balo"...
İstanbul'da eylül bitiminin, çeşitli semtlere...
Melih AŞIK
AKP, AB ve TSK...
Avrupa Parlamentosu raporunda olsun, AB yetki...
Fikret BİLA
Ralston ile Başer arasında 'özel hat'
ABD'nin PKK terörüyle mücadele için atadığı ö...
Hasan CEMAL
Bedel ödemek!
Hangisini yazsam, nereden başlasam? Bazen gün...
Güneri CIVAOĞLU
Asker konuşur mu?
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'ın pazarte...
Can Dündar
Fransa'ya gözlük
38 yıl önce yine bir sonbahar günü Fransızla...
Abbas GÜÇLÜ
Bilkent camisi baba vasiyetiymiş
Geçenlerde Doğramacı ve Bilkent'le ilgili bir...
Semih İDİZ
Fransa'ya kızmaya hazırlanırken bilmemiz gerekenler
"Ermeni soykırımı olmadı" sözlerini hapisle c...
Hasan PULUR
Abdest suyuyla vatanı kurtarmak!
MİLLET Meclisi'nin sayılı günleri vardır, hat...
Derya SAZAK
Çağrı
Kanal 7'de Nazlı Ilıcak'ın "Sözün Özü" progra...
Meral TAMER
Branson, nasıl çevreci oluverdi?
İngiliz Virgin Havayolları'nın sahibi Sir Ric...
Tamer HEPER
Ramazan sohbeti
Mübarek ramazan ya, gazetelerde, TV'de ramaza...
Yaman TÖRÜNER
En pahalı borçlanmayı yapıyoruz
Bloomberg'in 25.9.2006 tarihli raporunda özet...
Güngör URAS
USAŞ 1989'da özelleşti, 2006'da devletleşti
USAŞ (Uçak Servisi A.Ş.) THY uçaklarıyla, Tür...
M. Ali BİRAND
Satranç oyununda, ilginç bir hamle
İddialar, konuşulanlar, Ankara kulislerindeki...

© 2006 Milliyet