Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İçecek kültüründe en zengin ülkeyiz

Ramazan dolayısıyla hatırladığımız içecekler nedense boza ve portakal suyu oluyor... Oysa Türkiye dünyanın içecek kültürü en zengin ülkesi. Şu günlerde, bunların tadına varmalı

myalcin@turk.net

1940'ların Çetin Altan'ı" diyebileceğimiz Refik Halid Karay, bir eserinde bozayı Amerika'nın popüler bir içeceği yapmıştı. Amerika'daki barlardan birinde, dirseklerini tezgaha dayamış bir grup genç, barmenden boza istiyordu. Tabii bu boza Vefa'daki gibi üstü tarçınla süslenip yanında yeni kavrulmuş leblebi atıştırılarak içilmiyordu. Barmen şeykırda bozayı buzla çalkalıyor, uzun kokteyl bardağına süzüyor, üzerine de kiraz, nane ya da frenküzümü şurubu damlatıyordu. O yıllarda plastik kamışlar icat edilmediğinden, Karay'ın hayal gücüyle bu boza, saman sapından yapılma doğal bir kamışla içiliyordu.
Bozayı, geçen 60 senede böyle bir dünya içeceği yapamadık ama ramazan sayesinde pek çok geleneksel lezzetimiz gibi hatırlıyor, yılda bir ay dahi olsa onun tadını çıkarıyoruz. Ancak diğer geleneksel içeceklerimiz mısır darısından yapılma bu kıvamlı içeceğimiz kadar şanslı değil.
Ramazan aylarında, iftar sofralarında genelde çay içiliyor, varoşlardan orta sınıflara doğru tırmanmaya çalışan kimi vatandaşlarımız televizyon reklamlarının etkisiyle kolalı içeceklere özenip onları yudumluyor, bol yıldızlı otellerdeki lüks iftarlarda ise otelcilik alışkanlığıyla ilk akla gelen -ve sunulan- portakal suyu oluyor.

Muhteşem grup
Oysa halkımızın bir bölümünün içki içmeye ara verdiği, içki zaten içmeyenlerin de geleneksel lezzetlere daha bir değer verdikleri ramazan ayları, dünyada eşine rastlanmayan içecek zenginliğimizi de yeniden keşfetmenin bir fırsatı olabilir.
Örneğin şıra... Kuru üzümden yapılan şıra, vitamin ve mineral açısından çok zengin bir içecek. Hafif mayhoş, hatta kekremsi tadıyla, iç bayan şekerli-boyalı içeceklerden farklı. İçindeki şeker, kolalı içeceklerdeki gibi, Amerikalıların genetiğini değiştirdikleri mısırdan çıkarılan glikoz şurubu değil, üzümün halis şekeri.
Yoğun şeker oranıyla, özellikle bol tereyağlı yiyecekleri iyi dengeliyor, yağı damaktan temizleyerek ağzın içinde "paslı" bir his oluşmasını engelliyor. Bursa'nın ünlü İskender kebabının "yakışığının" şıra olması boşuna değil.
Bir başka muhteşem içecek grubumuz da hoşaflar... Eskiler börek
ya da pilav gibi tereyağının hakkıyla kullanıldığı yiyeceklerin yanında, lokantalarda bardağa tanesiz hoşaf suyu koydurur, onu yudumlarlardı. Böylece yağ yine şekerle dengelenir, hazım da kolaylaşırdı. Mütevazı ortamlarda kuru üzüm hoşafının suyu içilir, daha zengin ortamlarda kayısı hoşafı suyu tercih edilirdi. İstanbul'un nispeten lüks esnaf lokantalarında ise karışık kompostonun suyu da bardaktan yudumlanırdı.

Şerbetler de çeşit çeşit
Dünyada gıda çeşitliliği ve zenginliğinde birinci durumda bulunan ülkemizde, bu zenginlik içeceklere de yansıyor. İşte nar, vişne, karadut, böğürtlen, kızılcık, kuşburnu, meyankökü, hatta sumak şerbetleri... İşte dövülmüş kavun çekirdeği içlerinden hazırlanan beyaz ve sütümsü kıvamlı İzmir içeceği "sübye"... İşte güneydoğunun, mor havuçtan yapılma lezzet ve sağlık iksiri şalgam suyu... İşte turşu ve onun lezzetli suyu...
Ayran ise başlı başına bir hazine. Hem en sağlıklı içeceklerden biri hem de İstanbul-Süleymaniye'deki esnaf lokantalarındaki kırmızı pul biberli ayranlarda yapıldığı gibi, küçük katkılarla tadı daha da çeşitlendirilmeye uygun bir lezzet... Yıllar önce Konya'da içtiğim, süzme yoğurda maden suyu katılmasıyla yapılan nefis ayranın tadı doğrusu hâlâ damağımda...
İçecek kültürü böyle zengin olan bir ülkenin yurttaşlarının, ramazanlarda yabancı otel müdürlerinin önlerine koydukları mide yakan portakal sularını ya da aslında karamel ve portakal kabuğu yağı katılmış birer meyan şurubu olan kolalı içecekler yudumlamaları, zenginliğin içinde fakirlik değil de ne?
"11 ayın sultanı!" ramazan, nefis içeceklerimizin de sultanı olmalı.


PAZAR
"O kadar hizmet veriyorum ama Altın Portakal'dan bir davet gelmiyor"
"Kızımız doğunca Sakız'ın Türk nüfusu 4,5'a çıktı"
"Film çekerken neşeli, reklam çekerken gergin oluyorum"
"İspatlanmış değil ama Türkiye'ye en fazla 2 ton Nazi altını gelmiştir"
Geyikli Baba'nın izinde
Bu otelleri tanıyor muyuz?
Miles Davis'e mektup
Arabistanlı Lawrence sendromu
Adnan Menderes'le düşen uçakta...
Teraziler için gelecek yıl
Müzedechanga'da bir yaşıma daha girdim!
Diplomatın görevi kavga değil ikna etmektir
Bebek gibi uyuyabilirsiniz
Sakatlar nasıl hatalı yürür?
Gümüşlük'te balık yemenin tam zamanı
Kitap okuma alışkanlığı
İçecek kültüründe en zengin ülkeyiz





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet