|
 |
|
|
Post Hagi sendromu bitmiyor
Her ne kadar 10 numara arayışı Galatasaray'ın sürekli bir numaralı konusu olsa da dün de görüldü ki, sarı - kırmızılılarda topla kalenin içine girecek kadar teknik var. Geçen yıl son dakikalarda kurtarılan onca maçta da başrolde bu 'fazla' vardı. Bu yıl Kayseri ve Boleslav maçlarındaki şahane oyun da bundandı. Bu yıl topa sahip olarak Bordeaux'ya pozisyon vermemek de bundan. Ve tabii Liverpool maçının çizgi ötesi 2. yarısında da bunun etkisi başroldeydi.
Aslında bu gerçeğin altını hafta içinde İliç'in yaptığı açıklamalarda da görebilirsiniz. "Topu yere indirdiğimizde Avrupa'nın en iyilerindeniz" deyişi, klasik bir büyük takım yabancısının abartısı değil. Büyük oranda gerçek. Dün Ayhan, Arda, Hasan Şaş, İliç vs'nin performansları çarşambadan sonra bir kez daha bu gerçeğin altını çiziyordu.
Ancak maçın zora girdiği anları da unutmamak lazım. Bu kadar topa hükmedebilen bir takımın top kontrolünü rakibe bu kadar kolay verebilmesinin açıklaması ne? Son dakikalarda bu kadar baskı yemesinin ve puan vermesinin? Bu oyun da onca puan kaybının, Liverpool maçının ilk yarısının neden olduğunu anlatan gerçeklerle dolu. Dün ligin en tecrübeli oyuncularından Hasan Şaş'ın, hocasından bir PAF takım futbolcusu kadar uyarı alması misal. Bu uyarılar tamamen pozisyon almayla ilgili. Şaş, Sabri'ye doğru geri koşarken Gerets çıkıp ileri koşması gerektiğini söylüyor. Ya da Song'un, Ayhan'a bağırışları 'rakibi nasıl ve nerede karşılanması gerektiği'nin haykırarak söylenişi.
Liverpool maçında Gerrard'ın, Mondragon'u gülümseten acayip şutunu hatırlayalım. Bu, Mehmet Topal'ın 5 metre uzağındaki Gerrard'dan yediği çalımla Liverpoollu'nun önünün açılmasınaydı. Topal genç ve Anfield'de hayatının en zor anlarını yaşaması normal. Ama Ayhan ve Şaş, Sami Yen'de Konya'ya karşı genelde harika oynamalarına rağmen benzer durumlara düşüyorsa, bu garip.
Galatasaray'ın sürekli 10 numarayı konuşması da, saha içinde zaman zaman olup, biten bu yanlışlar da aynı kaynaklı aslında. Bu bir 'Post Hagi' sendromu. Herkes, sahadakiler bile oyunu birden değiştirecek bir grand teknik arıyor. Hagi sonrası bu doğal. Ama asıl ve önemli ikinci bir yönü de var bu sendromun. Hagi sonrası hâlâ bir saha içi aklı arıyor Galatasaray. Eldeki bu yüksek teknik ve fiziği yönlendirecek bir lider. Dün yaptıkları bütün hoşluklara rağmen, eksik kalan onca taraflarının kaynağı bu aslında. Ve onca tecrübenin arasından yanlış anlaşılmasın bir abi değil - bir oyun lideri çıkmayışı garip olan.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|