Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tatilin ikinci günü


Salonda, sallanan koltuğa oturmuş müzik dinliyorum. Benim burada olduğumun farkında olmayan serçeler öterek dutun dallarında oynaşıyor. Ağacın gövdesinde başı yukarıya kalkık bir kertenkele var.
İçimde bir ses beni dürtüyor: "Başka bir yerde ol, başka bir şey yap."
Herhangi bir yerde olmak zorunda değilim. İstediğim yerde olabilirim. İstediğimi yapabilirim diyorum. "Buradan başka bir yerde ol, bu yaptığından başka bir şey yap" diye ısrar ediyor ses, bir öneride bulunmadan. Bir öneride bulunmuyor, çünkü yüzmeye veya dağda yürüyüşe gitsem burun kıvırıp beni gene arkamdan itecek: "Burada olma, bunu yapma, başka bir yerde ol, başka bir şey yap."
Yaptığım hiçbir şeyin tam keyfini çıkarmamı istemiyor bu sesin sahibi. Ben yani. Kendimi arkamdan iten benim.
Mutfak kapısına yakın bir yerlerde leş kokusu var. Bir fare veya kuş veya yılan ölüsü olmalı. İçeride mi, dışarıda mı belli değil. Dolapları açıp kokluyorum. Çamaşır makinesinin, bulaşık makinesinin arkasına bakıyorum. Sandığın altına bakıyorum. Yok. Dışarıya çıkıyorum. Mutfak penceresinin altındaki menekşelere bakıyorum. Yok. Ama koku var.

Çakılların sırrı
Su esrarengiz bir şeydir. Deniz suyundaki tuz oranı milyonlarca yıldır sabit. Okyanuslardaki ortalama tuzluluk % 3.5'tir. Yani her litre deniz suyunda 35 gram tuz var. Dalgalar hangi yönden gelirse gelsin karaya hiçbir zaman yanlamasına vurmaz, hep karşıdan vurur. Dalgaların taş yontmadaki maharetleri en usta heykeltıraşlarda yoktur.
Bu boş koy boydan boya çakıl taşlarıyla kaplı. En büyük çakıl taşları -bazıları o kadar büyük ki, kaya diyebiliriz- koyun batısında. Doğuya yaklaştıkça ufalıyorlar. En uçta pirinç taneleri kadar, hatta daha ufak. Muhtemelen burası dalgalara daha açık olduğu için taşlar onlara yuvarlaklıklarını veren hareketi daha sık yaşıyorlar.
Dalgalar çakılları döndüre döndüre geri çekiyor, sonra çevire çevire kıyıya itiyor. Birbirlerine değiyorlar. Kumların içinde çevriliyorlar. Sivri uçlarını kaybedip yuvarlaklaşıyorlar. Yuvarlak, güzel bir çakıl olmak için kaç yıl boyunca, kaç defa döndürülmek lazım? Belki de yüzlerce yıl alan bir süreç bu.

Ufalmak kaybolmak değil
Ama dalgalar durmuyor. Kayalar taş, taşlar kum oluncaya, kumlar birbirine sürtüne sürtüne gözle görünmeyecek kadar ufalıncaya kadar devam ediyor. Ufalmak kaybolmak değil, ama. Nasıl atomlar birleşip çakılı meydana getirdiyse çakıl aşına aşına özüne dönecek ama kaybolmayacak. Çünkü var olan bir şey yok olmaz. Canlı cansız her şeyin içinde olduğu bu süreç sonsuza kadar tekrarlanacak.
Yere bakarak yürüyorum. Siyahtan uçuk kakao köpüğüne değişik renklerde çakıllar var. Hiçbiri tıpatıp değil. Hepsi birbirinden farklı. Aralarında en mükemmelini arıyorum. En simetrik, pürüzsüz, en yuvarlak, şekil olarak en saf olanını. Tam daire çizen, yuvarlak, tam disk, veya tam yumurta şeklinde.
Ama bulamıyorum. Çünkü "en" yok.
Tamam. Tamam. Gidiyorum. Başka bir yerde olacağım. Başka bir şey yapacağım.

mmunir@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
'Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime'
Nasreddin Hoca'ya sordular:
Melih AŞIK
Mein Vater Türke
Cahit Çubuk, Bolu'nun Mengen ilçesinden kalkı...
Fikret BİLA
Komutanlar ve milli burjuvazi arayışı
Kuvvet komutanlarının, harp okullarının açılı...
Hasan CEMAL
İrtica diye bir tehdit yok!
Cuma gecesi Ankara'dan kalktık, New York'a uç...
Güneri CIVAOĞLU
Zalimlik egzersizi
Acıyı acıyla yenmek yöntemini Paulo Coelho'da...
Can Dündar
Adnan Menderes'le düşen uçakta...
Tomris Giritlioğlu telefon etti aylar önce.....
Abbas GÜÇLÜ
Demirel, Batman ve Pekinler
Dün, binlerce kilometre yol kat edip günü bir...
Metin MÜNİR
Tatilin ikinci günü
Salonda, sallanan koltuğa oturmuş müzik dinli...
Hasan PULUR
Köşe yazarı nasıl olunur?
"KÜÇÜK Hanım"ın canı gazeteci olmak, yazı yaz...
Derya SAZAK
Nasıl tükettik?
Gıda güvenliği insanlığın 21. yüzyıldaki en t...
Meral TAMER
Üniversite bahçesindeki heykel parkı
Önce masamda duran kitaplardan birinin adı di...
Ece TEMELKURAN
Cola Kurda!
Cola Turca çıktığı günden beri, her biri dev ...
Tamer HEPER
Nostalji
Her ramazan, eski ramazanlar diye nostalji ya...
Osman ULAGAY
Dış ticaret açığımız nasıl 'Asyalaştı'?
Küresel dönüşümün Türkiye'nin dış ticaret hac...
Güngör URAS
Venedik Bienali'nden seçmeler İstanbul Modern'de sergilenecek
Geçen yıl düzenlenen 51'inci Venedik Bienali'...
Serpil YILMAZ
Sivil toplumda 'geniş cephe'
Aslına bakarsanız, bugün için dar bir grup ar...

© 2006 Milliyet