|
Nostalji
Her ramazan, eski ramazanlar diye nostalji yaşanır ya. Ben de bugün eski İstanbul diye nostaljik takılmak istedim.
Bilirsiniz, bazı semtlerin veya şehirlerin kendi isimleriyle anılan ürünleri vardı. Örneğin Bursa'nın şeftalisi, Malatya'nın kayısısı gibi. İşte İstanbul'un da efendisi meşhurdu. Biri için takdir hissi "İstanbul efendisi" denilerek belirtilirdi.
Sonra eskiden İstanbul'da polis teşkilatı vardı biliyor musunuz? Mesela mahalle karakolları vardı ki, vatandaşın pek çok derdi mahalle karakollarında halledilirdi. Hatta düşünebiliyor musunuz, trafik polislerimiz vardı ki, bunları bile İstanbullular tek tek tanırdı. Mesela bir trafik polisimiz vardı. Cağaloğlu'nda İran Sefareti'nin kavşağında dururdu. Güler yüzlü ama kurallardan taviz vermeyen. Bir gün hatırlarım bir hırsızın üzerine panter gibi atlayıp onu kıskıvrak yakalamıştı. Ben trafikçiyim, beni ilgilendirmez demedi.
Bir başka trafikçimiz Sirkeci meydanında dururdu. O biraz orta yaşa yakın, biraz şişmancaydı. Düdüğünü nağmeli çalar, yüzünden gülümseme eksik olmaz, ama kurallara uymaya öyle zorlardı ki, işaretlerine uymayan şoförün kaportasını eliyle tıklar, kaba konuşmadan uyarır, yine kuralı uygulatırdı.
Bir başkası dillere destandı. Elmadağ'da Divan Oteli kavşağında dururdu. Yakışıklılığıyla ünlüydü. Öyle söylenirdi ki, hanımlar sırf onu görmek için arabalarıyla bu kavşaktan geçmeye özen gösterirdi.
Düşünün İstanbul, kendini yönetenleri bırakın polis memurunu bile böyle yakından tanırdı ve bu anlattıklarımın hepsi görevini hakkıyla yapardı. Şimdiki gençler trafik polisinin ne olduğunu dahi bilmiyor, görmüyorlar ki bilsinler. Ben meslek icabı o gözle baktığım için ender de olsa 19-20 yaşlarında bir iki genci gördüm. Bir kaldırımın kenarında durmuş, cep telefonuyla bir şeyler konuşuyorlardı. Hatta yeni trafik yönetim tarzı sandım ama kulak misafiri olduğumda arkadaşlarıyla yarenlik ettiğini anladım. Onun için gençler eski İstanbul'u, İstanbul'un eski polislerini bilmez, görmediler ki.
tamerheper@host.com
|
|