Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Nostalji


Her ramazan, eski ramazanlar diye nostalji yaşanır ya. Ben de bugün eski İstanbul diye nostaljik takılmak istedim.
Bilirsiniz, bazı semtlerin veya şehirlerin kendi isimleriyle anılan ürünleri vardı. Örneğin Bursa'nın şeftalisi, Malatya'nın kayısısı gibi. İşte İstanbul'un da efendisi meşhurdu. Biri için takdir hissi "İstanbul efendisi" denilerek belirtilirdi.
Sonra eskiden İstanbul'da polis teşkilatı vardı biliyor musunuz? Mesela mahalle karakolları vardı ki, vatandaşın pek çok derdi mahalle karakollarında halledilirdi. Hatta düşünebiliyor musunuz, trafik polislerimiz vardı ki, bunları bile İstanbullular tek tek tanırdı. Mesela bir trafik polisimiz vardı. Cağaloğlu'nda İran Sefareti'nin kavşağında dururdu. Güler yüzlü ama kurallardan taviz vermeyen. Bir gün hatırlarım bir hırsızın üzerine panter gibi atlayıp onu kıskıvrak yakalamıştı. Ben trafikçiyim, beni ilgilendirmez demedi.
Bir başka trafikçimiz Sirkeci meydanında dururdu. O biraz orta yaşa yakın, biraz şişmancaydı. Düdüğünü nağmeli çalar, yüzünden gülümseme eksik olmaz, ama kurallara uymaya öyle zorlardı ki, işaretlerine uymayan şoförün kaportasını eliyle tıklar, kaba konuşmadan uyarır, yine kuralı uygulatırdı.
Bir başkası dillere destandı. Elmadağ'da Divan Oteli kavşağında dururdu. Yakışıklılığıyla ünlüydü. Öyle söylenirdi ki, hanımlar sırf onu görmek için arabalarıyla bu kavşaktan geçmeye özen gösterirdi.
Düşünün İstanbul, kendini yönetenleri bırakın polis memurunu bile böyle yakından tanırdı ve bu anlattıklarımın hepsi görevini hakkıyla yapardı. Şimdiki gençler trafik polisinin ne olduğunu dahi bilmiyor, görmüyorlar ki bilsinler. Ben meslek icabı o gözle baktığım için ender de olsa 19-20 yaşlarında bir iki genci gördüm. Bir kaldırımın kenarında durmuş, cep telefonuyla bir şeyler konuşuyorlardı. Hatta yeni trafik yönetim tarzı sandım ama kulak misafiri olduğumda arkadaşlarıyla yarenlik ettiğini anladım. Onun için gençler eski İstanbul'u, İstanbul'un eski polislerini bilmez, görmediler ki.

tamerheper@host.com








Çetin ALTAN
'Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime'
Nasreddin Hoca'ya sordular:
Melih AŞIK
Mein Vater Türke
Cahit Çubuk, Bolu'nun Mengen ilçesinden kalkı...
Fikret BİLA
Komutanlar ve milli burjuvazi arayışı
Kuvvet komutanlarının, harp okullarının açılı...
Hasan CEMAL
İrtica diye bir tehdit yok!
Cuma gecesi Ankara'dan kalktık, New York'a uç...
Güneri CIVAOĞLU
Zalimlik egzersizi
Acıyı acıyla yenmek yöntemini Paulo Coelho'da...
Can Dündar
Adnan Menderes'le düşen uçakta...
Tomris Giritlioğlu telefon etti aylar önce.....
Abbas GÜÇLÜ
Demirel, Batman ve Pekinler
Dün, binlerce kilometre yol kat edip günü bir...
Metin MÜNİR
Tatilin ikinci günü
Salonda, sallanan koltuğa oturmuş müzik dinli...
Hasan PULUR
Köşe yazarı nasıl olunur?
"KÜÇÜK Hanım"ın canı gazeteci olmak, yazı yaz...
Derya SAZAK
Nasıl tükettik?
Gıda güvenliği insanlığın 21. yüzyıldaki en t...
Meral TAMER
Üniversite bahçesindeki heykel parkı
Önce masamda duran kitaplardan birinin adı di...
Ece TEMELKURAN
Cola Kurda!
Cola Turca çıktığı günden beri, her biri dev ...
Tamer HEPER
Nostalji
Her ramazan, eski ramazanlar diye nostalji ya...
Osman ULAGAY
Dış ticaret açığımız nasıl 'Asyalaştı'?
Küresel dönüşümün Türkiye'nin dış ticaret hac...
Güngör URAS
Venedik Bienali'nden seçmeler İstanbul Modern'de sergilenecek
Geçen yıl düzenlenen 51'inci Venedik Bienali'...
Serpil YILMAZ
Sivil toplumda 'geniş cephe'
Aslına bakarsanız, bugün için dar bir grup ar...

© 2006 Milliyet