Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Ekim 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hayatı 'Gemide' değişen oyuncu

Konservatuvar sınavını kazanamadığı sene Panama bandıralı bir gemiye binip, hayatını makine dairesinde çalışarak geçirmeyi planlamıştı Erkan Can... Yapamadı... Ama yine de hayatını değiştiren kuvvet hep denizden geldi; önce Karadenizli saf delikanlı Temel, ardından "Gemide" filmindeki İdris Kaptan rolü ondaki cevheri herkese gösterdi

BİR PORTRE / ASU MARO

Yıl 1984, Haziran'ın 14'ü. Lise 2'den terk Erkan Can, askerliğini bitirip tezkeresini almış. Konservatuvar sınavlarını kazanamamış. Yaşı da gelmiş 27'ye.
Kendine bir çıkış bulur: Panama bandıralı bir gemiye binip gidecek. Her şey hazır. Makine dairesinde silici, yağcı olarak çalışacak. Ama binmez, binemez nedense. Panama bandıralı o gemi değil ama, bir başka gemi değiştirecektir hayatını, "Mahallenin Muhtarları"nın "Temel"inin ne yaman bir oyuncu olduğunu kanıtlayan "Gemide" filmi... Ama çok sonra, ta 1998'de... Öncesi başka bir serüven..


Lakabı "Sarı"
1 Ocak 1958'de Bursa'da başlar hikâye... Köy enstitülü öğretmen bir babanın oğludur Erkan Can. Onu omzunda file içinde köy köy dolaştıran babasının hayatındaki anlamı büyüktür. "İyi insan ol" sözü ömür boyu bırakmaz peşini.
Çocukluğu Bursa'da "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar"ın çekildiği mahallelerde geçer. Hatta filmdeki karakteri Kaleci Suat'ın evi, o küçükken oturdukları Tezveren Sultan evidir. Zaten hayatında bazen rolleri onu, bazen o rollerini takip eder. "Futbolun f'sinden anlamam" dese de mahalle takımının amigosudur. Lakabı Sarı. Bir ara kaleciliğe bile soyunur, mahalle takımının eski kalecisi "Kamyon Vedat" antrenörlüğünde.


Oyuncunun sağcısı, solcusu olmaz
Ama işte aklına tiyatro takılır daha ortaokuldayken. 1974 yılında Bursa Devlet Tiyatrosu'na bağlı Ahmet Vefik Paşa Sahnesi'ndeki kurslara başlar. Hocaları arasında Kenan Işık, Yalın Tolga gibi isimler vardır, arkadaşları ise Ali Sürmeli, Zafer Algöz...
1975'te ilk kez çıkar sahneye. Marcel Pagnol'un "Marius" adlı oyununda. Marsilya Limanı'nda bar işleten bir baba-oğulun hikâyesidir, oğlan denize âşık. Gemiye binip gitme fikri o oyundan kalma... Sonunda Demirtaş Endüstri Meslek Lisesi'ni yarım bırakır ve kendini iyice tiyatroya verir. Hayatın sağ ve sol diye ayrıldığı dönemlerdir. Mahallesi gibi o da solcudur. Ama herkese tiyatro yapar. "Oyuncunun sağcısı solcusu olmaz" ona göre. 1982'de askere gider.


Önce bir çocuk oyunu
Geri dönüp de hayallerini bir gemiye sığdıramayınca tekrar zorlar oyunculuğun yollarını. Önce Meydan Sahnesi'ni kurup çocuk oyunları sahnelemeye başlar. Çocuklarla arası hep iyi olacaktır zaten, o günlerden bellidir. 1985'te ise İstanbul Belediye Konservatuvarı'nı kazanır ve devam edebilmek için dışardan lise diploması alır. Hocası Yıldız Kenter ilk seneden bir çocuk oyununda rol verir ona, "Böylece çorbayı kaynatmaya, bunu da dostlarla paylaşmaya başladık" diye anlatıyor o dönemi.

Ve 'Temel' dönemi...
1990'da Bakırköy Belediye Tiyatroları'nın kurucuları arasında yer alır. Amacı mütevazı bir tiyatrocu olmaktır, sinema aklının ucundan bile geçmez. Kandemir Konduk, "Mahallenin Muhtarları"nda rol teklif ettiğinde tereddüt eder tiyatro aksayacak diye. "Ufak bir rol olsun" der ve dokuz sene sürecek "Temel" dönemi başlar. Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda "Ivan Ivanoviç Var mıydı, Yok muydu?" oyununda tanıştığı konservatuvar öğrencisi Süeda Çil'le 1994 yılında evlenir. Tiyatrodan ise çoktan ayrılmıştır...


Geç keşfedilen bir değer
Bu arada meşhur Andon barda sinemaya yepyeni bir soluk getirecek bir oluşumun, "Yeni Sinemacılar"ın temelleri atılmaktadır. Serdar Akar, Önder Çakar, Kudret Sabancı, Sevilay Demirci kuruculardan... Serdar Akar'ın çekeceği "Gemide"nin başrolünü Erkan Can'ın oynayacağı ta başından bellidir. Yaratıcı küfürlerin çoğu da Erkan Can'a aittir üstelik.
Yeni Sinemacılar'a eleştiriler gelir, "Televizyon starı olduğu için mi onu oynatıyorsunuz?" diye. Oysa onlar Can'ın nasıl doğal bir yeteneği olduğunu, oynadığı hiçbir rolün diğerlerinden iz taşımadığını bilirler. Nitekim "Gemide"yi izledikten sonra önyargısı için herkesin içinde ilk özür dileyen Erden Kıral olur. İdris Kaptan rolü 1998'de Altın Portakal getirir Can'a. 40 yaşındadır ve tıpkı çok beğendiği Şener Şen gibi biraz geç "keşfedilmiştir". "Olmasaydı da olurdu ama oldu. Aslında ben 25 yıldır buna hazırlıyordum kendimi. Biliyordum bir gün olacağını" der. Ağzından duyup duyabileceğimiz en "iddialı" cümle de budur.

Sıfatı değişir, 'usta oyuncu' olur
İki yıl sonra tekrar geçer Serdar Akar'la kamera karşısına, "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" için. Artık "Temel" yoktur, "usta oyuncu" sıfatı vardır adının önünde. "Vizontele", "Yazı Tura", "Anlat İstanbul" ve "O Şimdi Mahkûm"da irili ufaklı roller oynar ve hepsinde kendine özgü ışığıyla parlar.
Onu kısa filmlerinde oynatmak isteyen genç yönetmenlerden de desteğini esirgemez. Çağan Irmak'ın 1998 yılında çektiği "Bana Old and Wise'ı Çal"daki oyunu bugün bile hatırlanır.

İkinci Altın Portakal'ın tadı
Yine Yeni Sinemacılar'dan Önder Kızıltan'ın filmi "Takva" ile ikinci Altın Portakal'ının mutluluğunu yaşıyor şimdi Erkan Can. Dostları ondan fazla gururlanıyorlar bu başarısıyla, o hep aynı kalender "Erkan Abi".
Artık parayı pulu biraz daha düşünüyor eskisine göre. Çünkü çorba üç kişi için kaynıyor şimdi. İkinci evliliğini yaptığı Azeri eşi Azita ve üç yaşındaki kızı Deniz'den oluşan bir ailesi var. Altın Portakal'ını adadığı, eve perde kurup Karagöz-Hacivat oynattığı kızı Deniz. Babasından yadigar nesli tükenmiş değerleri de ona aktarıyor, "İyi insan ol" da diyordur mutlaka: "Benim felsefem, bir lokma, bir hırka. Ele güne rezil olmadan, kimseye muhtaç olmadan yaşayalım, gerisi kolay. Nasıl olsa öleceğiz, bunun başka yolu yok."




YAŞAM
Hayatı 'Gemide' değişen oyuncu
Uşak Müzesi'nde ikinci skandal
Kansere 'kök'ten çözüm umudu
Milliyet bu tartışmayı teşvik ediyor
Lorenzo'nun Yağı Neslihan'ı da iyileştirdi!
Türkiye'nin ilk kadın deprem uzmanı öldü
En iyi kanser merkezleri açıklandı
Grip ilaç-geçirmez hale dönüşebilir!
5 motorcudan 4'ünün kaskı yok
Bu heykeller 1 ay sonra yok
Sıkıcı görüşmelerine 'kopyaları' gidiyor!
Balık çiftliklerine denizden eylem
Oklara hedef olacaklar
İşte süper bacakların formülü!
Gençlere 'şekerli sigara' tuzağı







© 2006 Milliyet