Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Ekim 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
PKK propaganda atağına geçerken...


Dünya çapında 300 milyon seyircisi olduğu söylenen El Cezire kanalının misafiriydim önceki gece. Konu PKK'nın ilan ettiği ateşkesti. Arapça olarak nasıl ifade edildiğini bilmiyorum, çünkü sunucu ile aramda simultane çevirmen vardı. Ama kulağıma gelen ilk soru şuydu:
"PKK dördüncü kez ateşkes ilan ediyor. Kamuoyu ve bürokrasi de bunu istiyor. Bu durumda hükümetiniz bu çağrıları niçin reddediyor?"
Sorudaki çarpıklık ortada. "Hükümetiniz barış istemiyor mu?" iması ise açık. "Kamuoyu" ile herhalde Güneydoğu insanımız kastediliyordu. "Bürokratlar"dan da, Güneydoğu'da yerel seçimlerle işbaşına gelmiş olanlar ve onlar için çalışanlar.
Neredeyse her gün gelen şehit haberleri yüzünden, hükümetin PKK'yı herhangi bir şekilde muhatap alıyormuş gibi görünmeye cesaret edemeyeceğini anlatmaya çalıştım. Samimi ise PKK'nın, IRA gibi, silahlarını da teslim edeceğini açıklaması gerektiğini söyledim.

Propagandada başarılı
Ancak, sorulan bu soru bile PKK'nın sadece "Batı"da değil, "Doğu"da da propaganda işinde başarılı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle örgütün "barış", "diyalog", "kardeşlik" ve "demokrasi" gibi güzel kelimelerle -üstelik "uluslararası gözlemciler" huzurunda- ilan ettiği ateşkesin Türkiye'yi zor durumda bırakma potansiyeli var.
Gerçek şu ki -bunu resmen inkâr etseler de- Türkiye'ye dışarıdan bakanlar "Kürt sorunu" ile "PKK sorunu" arasında bir bağ olduğuna inanıyorlar. Onun için PKK'nın bu kez güttüğü taktiğin, "kış için ateşkes ilan edip bahar saldırılarına hazırlanmak" kadar basit olduğunu sanmıyorum.
Örgüt, kozlarını şimdi "barış" ve "kardeşlikten" yana oynayıp, şiddet olgusunu sürdüren tarafın "Kürt sorunu diye bir kavramı dahi kabul etmeyen" TSK olduğunu göstermeye çalışacaktır. Bunu yaparken de, tabii ki, "siyasi boyutu" zorlayacaktır. Askeri kanattan yansıyan sert açıklamaları da dışarıda bu amaçla kullanacaktır.

Yöre halkını kazanmalı
Konuyu Genelkurmay Başkanı'yla da konuştuğunu belirten Başbakan Erdoğan'ın Amerika'ya uçarken gazetecilere söyledikleri bunun için önemli. Erdoğan, "Eğer terör örgütü sözünde durursa, durduk yerde operasyon söz konusu olamaz. Yeter ki huzur ve güven ortamı olsun" demiş.
Bu yaklaşım PKK'nın oyununa gelmemek açısından doğrudur. Ancak sorunu çözmeye yeteceğini sanmıyorum. En kıdemli askerlerimiz bile "sorunun üstesinden sadece silahlı yöntemlerle gelinemeyeceğini, sosyoekonomik faktörlerin de mutlaka devreye sokulması gerektiğini" belirtiyorlar.
İşte bu "faktörlerin" ne olduğunu gerçekçi bir şekilde tahlil edip anlamaya çalışmamız gerekiyor. Bazıları, "bölge halkının fukaralığını giderelim, Kürt olduklarını unuturlar" diye düşünüyor. Ancak, işin o kadar basit olduğunu da sanmıyorum.
Sonuçta Güneydoğu'nun kendine has nesnel gerçekleri ortada. Amaç, yöre halkını bu gerçeklerin ışığında kazanmak olmalı. PKK ayrılıkçı mücadelesini propaganda alanına kaydırırken bunların hesaba katılması akılcı görünüyor.

Düzeltme: Son yazımda "Yaptırımsız Ermeni soykırım yasası"nın Fransa'da 1998'de kabul edildiğini yazdım. Oysa doğru tarih 2001'dir.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Dinozor'un Ermeni oyunları
NEWSWEEK dergisinin başyazarı Fareed Zakaria,...
Çetin ALTAN
Profesör dostum
Onu ilk kez Hukuk Fakültesi'nin birinci sınıf...
Hasan CEMAL
Ateşkesi 'fırsat' olarak görenler
New York'ta cumartesi akşamı Carlyle otelinde...
Yasemin CONGAR
Beyaz Saray'da gündem PKK
ABD yolunda gazetecilere "İlk defa oyumuz yüz...
Can Dündar
Devrim, Deniz Harp Okulu'na geri döndü
1969'da 69 deniz subayı bir bildiri yayımlamı...
Semih İDİZ
PKK propaganda atağına geçerken...
Dünya çapında 300 milyon seyircisi olduğu söy...
Faik ÖZTRAK
Sürdürülemez yükselen dış açık endişe verici
Geçen ay yapılan IMF ve Dünya Bankası'nın son...
Hasan PULUR
Sanki alan varmış gibi...
HOLLANDA'DA seçim var, partiler oy alabilmek ...
Yaman TÖRÜNER
Peynirimi kim yürüttü?
Dünyanın en pahalı borçlanmasını yapıyor, bek...
Osman ULAGAY
Çin tehdidi henüz yeni başlıyor
Bundan önceki iki yazımda bazı verilerinden v...
Güngör URAS
Ekonominin kaderini yabancılar belirliyor
IMF destekli istikrar programı kapsamında "Yü...

© 2006 Milliyet