|
 |
|
|
Sürdürülemez yükselen dış açık endişe verici
Türkiye'nin dış borç dinamiklerini etkileyecek pek çok unsur var. Büyümede ani bir duruş, kur ve faizlerde yaşanacak sıçrama borcun GSMH'ye oranını sıçratabilir. Bu da yükselen dış açıkla ilgili endişeleri artırıyor
RAKAMLAR NE DİYOR?
Küresel ekonomi
ABD'de ekonomi beklenenden daha hızlı yavaşlar mı?
Geçen ay yapılan IMF ve Dünya Bankası'nın sonbahar toplantılarında küresel gelişmeler ve beklentiler değerlendirildi.
Küresel büyümenin hâlâ güçlü olduğu görülüyor. Başta Çin ve Hindistan olmak üzere gelişmekte olan ekonomilerdeki yüksek büyümenin etkisiyle 2006 ve 2007 yılları için yapılan küresel büyüme tahminlerinin sırasıyla 0,6 ve 0,3 puan yukarı çekilmesi önemliydi. Buna rağmen ABD cari açığına bağlı olarak artmaya devam eden küresel dengesizliğin neden olduğu endişelerin bu yıl daha da yüksek sesle dile getirildiği dikkat çekti. Özellikle risk değerlendirmelerinde geçen yıl öne çıkan gelişmiş ekonomilerdeki merkez bankalarının likiditeyi aşırı kısmaları endişesinin yerini, artık ABD ekonomisinde beklenenden daha hızlı bir yavaşlama endişesinin aldığı dikkat çekiyor. Yükselen piyasalarla ilgili olarak yapılan değerlendirmelerde, yüksek cari açıkların ve uluslararası krediye aşırı yaslanmanın yaygın olduğu Avrupa bölgesinin, mevcut gelişmeler karşısında en riskli bölge olduğunun belirlenmesi de bizim açımızdan önemliydi.
İçeride durum
Türkiye'nin, Macaristan ve Güney Afrika ile birlikte son küresel ekonomi raporlarında yükselen piyasa ekonomilerinde oluşan kırılganlıklara en çok örnek verilen ülke olması dikkat çekti. Nitekim eylül ayında yaşanan kısa süreli dalgalanmadan da döviz ve mali piyasaları en çok etkilenen ülkenin Türkiye olması gözden kaçmadı.
Eylül ayında yayımlanan ikinci çeyrek büyüme verileri küresel veri yağmurunun gölgesinde kaldı. Oysa bu veriler ekonominin nasıl bu kadar kırılganlaştırıldığına ilişkin ipuçlarını veriyor.
Büyüme
Yılın ilk çeyreğinde yavaşlayan büyüme hızlanmaya başladı
Bu yılın ikinci üç aylık döneminde GSMH ve GSYH sırasıyla yüzde 8,5 ve yüzde 7,5 gibi oldukça yüksek artışlar kaydetmiş.
Bu artışların mayıs ve haziran aylarında mali piyasalarda yaşanan ciddi dalgalanmaya rağmen özellikle sanayide yaşanan yüksek büyümeden kaynaklanması da oldukça ilginç. Bunun sonucunda yılın ilk çeyreğinde yavaşlayan yıllık büyüme hızı ikinci üç aylık dönemde yeniden hızlanmış.
Talep tarafından baktığımızda ise tüketimin büyümeye katkısının son dört çeyrektir hızla arttığını görüyoruz. Buna karşılık son üç aylık dönemde sabit sermaye yatırımlarının büyümeye katkısı geriliyor.
Talep cephesinde bir diğer önemli gösterge ise nihai yurtiçi talepteki artışların GSYH artışlarının oldukça üstünde gerçekleşmesi ve son üç çeyrekte sürekli iki haneli artışlar kaydetmesi.
Kamu ve özel kesimin nihai talep seviyelerindeki artışlara baktığımızda her ikisinin de son 9 aydır iki haneli büyüme hızları kaydettiklerini görüyoruz. Kamudaki yavaşlama özellikle yatırımlarda nisan ayından sonra çok ciddi frene basılmasından kaynaklanıyor, kamu tüketimi ise hızlanmaya devam ediyor.
Bütün bu gelişmeler sonunda ortaya çıkan tasarruf yatırım dengelerine ve dış açığa baktığımızda, dış açığın GSMH'ye oranının hızla artmaya devam ederek son açıklanan çeyrekte yüzde 8'e ulaştığını görüyoruz.
Dış kaynak kullanımındaki bu artışın ise yatırımlardaki artıştan değil iç tasarruflardaki hızlı azalıştan kaynaklandığını görüyoruz.
Genel değerlendirme
Geçen ayın sonuna doğru Türkiye'nin cari açığıyla ilgili tartışmalar hükümet cenahından gelen açıklamalarla hız kazandı. Artık cari açık sorun diyen hükümet üyeleri var.Aslında yukarıdaki milli muhasebe hesapları cari açığın neden ciddi bir kırılganlık olduğunu ortaya koyuyor.
Son dönemde ekonomide büyüme, tüketime dayalı olarak hızlanıyor. Bunun sonucunda dış açık küresel piyasalarda riskli olarak algılanan seviyenin oldukça üstüne çıkmış durumda.
Tüketmek için borçlanan ve kendi imkânlarının ötesinde yaşayan bir ekonomi görünümündeyiz.
Dışarıdan aldığınız borcu ülkenin üretken kapasitesini artırmak için kullanmıyor, tüketiyorsanız bu, ileride daha fazla üretip dışarı satarak borcunuzu ödemekte zorlanacağınızı, büyüme sürecinin sürdürülebilir olmadığını gösteriyor.
Ciddi riskler birikti
Kamunun talebindeki artışın iki haneli rakamlara çıkması ve bunun önemli bir kısmının maaş ve ücretler gibi kısa vadede kontrol altına alınarak düşürülmesi zor olan kalemlerden kaynaklanması, büyümenin düşmesi sonucunda gelirlerin azalması halinde kamu açıklarının hızla artması ihtimalini güçlendiriyor. Tasarruflardaki gerileme özel kesimden kaynaklanıyor. Özel kesimin tasarruflarını azaltması geleceğe dönük rasyonel bir gelir artışı beklentisinden kaynaklanıyorsa sorun yok.
Ancak bizde bu artış büyük ölçüde ucuz dış kaynak girişiyle desteklenen iç kredi patlamasından kaynaklanıyor. Bu aynı zamanda hem hane halkı hem de şirketlerin bilançolarında ciddi risklerin biriktiğini ortaya koyuyor.
Hükümet de 'cari açık sorun' diyor
Dış kaynak girişinde ani bir duruş hem bu kesimlerin hem de bunlara borç veren kesimlerin bilançolarını sallayabilir.
Sonuçta bütün bunlar ülkenin kamu borcu ve dış borç dinamiklerini olumsuz etkileyecek unsurlar. Büyümede ani bir duruş, ekonomideki kesimlerin bilançolarında ani bozulma nedeniyle kur ve faizlerde yaşanacak sıçrama borcun GSMH'ye oranlarını hızla sıçratabilir.
Borç göstergelerinde 2001 yılından bu yana sağlanan olumlu gelişmeye rağmen Türkiye'nin borçları aynı kategoride yer alan birçok ülkeye göre hâlâ yüksek. Bu da sürdürülemez bir şekilde yükselen dış açıkla ilgili endişeleri artırıyor.
Dünyada paradigmalar değişti; artık dış borcun GSMH'ye oranı anlam taşımıyor, finansmanı önemli diyen kesimlerin de rüzgârlar değiştiğinde yukarıdaki analizleri yapmaya başladıklarını görmek şaşırtıcı olmayacak.
Aynen bugüne kadar suskun kalan hükümet üyelerinin şimdi cari açık sorun dedikleri gibi.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|