|
 |
|
|
Çin tehdidi henüz yeni başlıyor
Bundan önceki iki yazımda bazı verilerinden ve değerlendirmelerinden yararlandığım, Zafer Yükseler ve Ercan Türkan'ın "Türkiye'nin Üretim ve Dış Ticaret Yapısında Dönüşüm" başlıklı raporunu birkaç köşe yazısında özetlemek olanaksız. Deniz Gökçe'nin Akşam'daki köşesinde belirttiği gibi, bu raporun her sayfasının dikkatle okunması ve tartışılması gerekli.
Asya ülkelerinin ve özellikle Çin'in yarattığı tehdit, raporun gündeme getirdiği can alıcı konulardan biri. Benim bu noktadan hareket ederek aktaracağım Çin ve Çinli öyküleri, İtalya ve Fransa'da yaşanan deneyimleri yansıtıyor ve Asya'dan gelen tehdidin ne gibi boyutlar kazanabileceğini gösteriyor.
İtalya'daki Çin
İtalya'da edindiği yeni adıyla Luigi, bir zamanlar İtalyan tekstil sanayinin gözde merkezlerinden biri olan 180 bin nüfuslu Prato şehrinde üslenen 2 bin Çinli girişimciden biri. Sayıları 25 bine varan Çinli işçilerle birlikte Prato'daki Çin mahallesini oluşturan Çinli girişimciler "Made in Italy" etiketiyle satılan giysileri "Made in China" fiyatlarla üretiyorlar.
Dış rekabete dayanamayarak çökmekte olan kentin ekonomisini canlandırdıkları için Prato'da kabul gören Çinliler, İtalyanlarla fazla kaynaşmadan kendi aralarında yaşıyorlar. Kendi gazeteleri, televizyon istasyonları, hatta mafyaları var. Çoğu İtalyanca konuşmuyor ve çocuklarını eğitim için Çin'e gönderiyor.
Çinli Luigi'nin nasıl kaçak işçi olarak İtalya'ya gelip daha sonra girişimciliğe sıçradığını anlatan Der Spiegel dergisi bu ilginç olayı "küreselleşmenin yeni aşaması" diye niteliyor ve Çinlilerin rekabet gücünü kaybeden Avrupa firmalarını devralarak yarattıkları "yeni moda"nın eski Avrupa'ya yeni ufuklar açtığını belirtiyor.
Der Spiegel, İtalyanların bu Çin istilasına hiç de bayılmadıklarını ama çaresizlik içinde bu yeni gerçeği kabul etmek zorunda kaldıklarını belirtiyor. "Pronto Moda" adıyla anılan yeni modayı yaratan Çinlilerin varlığı, tekstil ve giyim üretiminin büyük ölçüde Asya'ya kaydığı bir ortamda Prato ekonomisini ayakta tutuyor.
Fransa'dan Türkiye'ye
İflasın eşiğine gelmiş olan Fransız firmalarını ele geçirerek Fransa'da domates konsantresi üretmeye başlayan Çinli girişimcilerin öyküsü ise 23 Eylül tarihli International Herald Tribune gazetesinde yer aldı.
Gazetenin haberine göre, Çinliler Fransa'daki katı çalışma kurallarından ve yasal sınırlamalardan şikâyetçi idi ama buna karşın tutunmaya ve işlerini büyütmeye kararlı görünüyorlardı.
Çinlilerin yabancı şirketleri ele geçirerek kendi ülkeleri dışında da üretimde söz sahibi olabilmeleri henüz başlangıç aşamasında. Çinliler 2004 yılında yabancı şirket alımı için 1.1 milyar dolar harcamış ama bu rakamın hızla büyüyeceği tahmin ediliyor.
Türk imalat sanayinin de rekabet gücünü korumakta zorlandığı ortamda bu Çin öyküleri bizi de yakından ilgilendiriyor. TEPAV Direktörü Güven Sak'ın hep hatırlattığı gibi, kendi sanayi stratejimizi ortaya koyup uygulamazsak Türkiye'de de Çin köyleri görebiliriz belki de.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|