
|
|
|
 |
|
|
Yağış rekoruna rağmen İzmir sınavdan geçti
Satır Arası / Deniz Sipahi
Perşembe akşamı normalden daha erken gazeteden çıktım.
Havaların bir sıcak, bir soğuk olmasından herhalde vücudumda biraz kırıklık hissettiğimden ilaç alıp dinlenmek istedim. Eve giderken hava gerçekten kötüleşmeye başlamıştı.
Nem oranı yüzde 80'lerdeydi ve toplanan bulutlar yağmurun habercisiydi.
Evden içeri girerken yağmur çiseliyordu.
On beş dakika sonra fırtınayla birlikte gök delindi sanki.
Kısa bir süre sonra da Bostanlı'nın büyük bir bölümünde elektrikler kesildi.
* * *
4 Kasım 1995'te hatırlayanlar iyi bilir; yağmurun şiddeti bu kadar kuvvetli değildi.
Nitekim Meteoroloji raporlarına göre metrekareye 145 kilogram yağış düşmüş. Bu 30 yıllık yağış rekoru anlamına geliyor.
On iki yıl önceki talihsizlik; fırtınanın çok daha uzun sürmesiydi.
O gece yarısı sabaha karşı gazeteye gitmiştim. Öğlene doğru da o acı tablo karşımızda duruyordu.
Türkiye'nin üçüncü büyük kenti İzmir'de altmışın üzerinde hayatını kaybeden insan vardı.
* * *
Bu acı deneyimi yaşadığımız için yarım saatte bir haber merkezini aradım; kentin birkaç yeri dışında ağır bir durum söz konusu değildi.
Yağmur şiddetini azalttıktan sonra da arabamla kısa bir tur attım.
Karşıyaka bölgesinde görmeye alışık olduğumuz o fotoğraflar yoktu.
Oysa İzmir, her yağmurdan sonra su baskınlarına alışık olan bir kentti.
Başta İzmir Valisi Oğuz Kağan Köksal ve Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu olmak üzere kentin bürokrasi kadrosu perşembe akşamı görevdeydi.
Kocaoğlu, sabaha kadar kentin farklı bölgelerine giderek çalışmaları bizzat izlemiş.
Doğruyu söylemek gerekirse İzmir birkaç aksiliğe rağmen başarılı bir sınav verdi.
Piriştina döneminde hızlanan büyük kanal projesinin neticelerini almaya başladık gözüküyor.
Çok kızdığımız o kanaletlerin su baskınlarını azalttığını yaşayarak görüyoruz.
İzmir artık küçük bir kent değil.
Dört milyona yaklaşan nüfus birçok Avrupa ülkesine yakın bir popülasyon.
O yüzden sorunlar da devasa...
Örneğin Büyükşehir görevlileri her gün bazı bölgelerde kanalizasyon temizliği yapmasına rağmen o bölgelerin birkaç hafta sonra yine aynı noktaya geldiğini söylüyorlar.
İnsanı üzen bir durum ama İzmirliler ne yazık ki sokaklarını temiz tutmuyor.
Daha da kötüsü eline geçen ne var ne yoksa sokağa atmaktan çekinmiyor.
Dere yataklarından yatak, koltuk, lastik çıkan bir başka dünya ülkesi var mıdır?
Hepimiz gözlerimizle görüyoruz; insanlar içtiklerini, yediklerini atmaktan çekinmiyorlar.
Kordonboyunu dolaşın sabah temizlenen yerler akşama doğru berbat bir hal alıyor.
* * *
Bunları konuşmuyor, yazmıyor olmamız lazım ama İzmir'in gerçeği bu...
Her gün bu kentin kanalizasyonlarından onlarca kamyon çöp toplanıyor.
Toplanıp bitse sorun olmayacak; ayı dolmadan aynı işleri yeniden başlamanız gerekiyor.
İzmir'in alt yapısındaki iyileşme sevindirici ancak hala yapılacak çok şey olduğunu söylememiz gerekiyor.
Körfezdeki kirlenme devam ediyor. Kaçakların önü kesilmiş değil.
Birkaç yıl önceki denizin temizliğini bugün bulmanız zor.
Demek ki; büyüyen bir kentte alt yapı yatırımlarına ara vermemek gerekiyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|