CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, irticanın, Türkiye’nin bir gerçeği olduğunu ifade ederek, "Bunu, yok sayarak, örtbas ederek, Türkiye’ye hizmet etme imkanı yoktur. Maalesef bu hükümet, bu konuda güven duygusu vermemektedir. Bunu, çok temel bir zafiyet olarak tespit ediyorum" dedi. Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, irtica konusundaki tartışmaları değerlendirdi. TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, "Laikliği tartışmalıyız" diye "muhtıra niteliğinde" bir konuşma yaptığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da "birkaç gün sonra Arınç’ın konuşmasının tümüme katıldığını, ancak acele etmemek gerektiğini" söylediğini anlatan Baykal, Anayasa’nın "laiklik" gibi değiştirilemez maddelerinin de sıradan maddeler haline getirilmesi yönünde görüşler ifade edildiğini kaydetti. Baykal, kuvvet komutanları, Genelkurmay Başkanı ile Cumhurbaşkanı’nın, "irtica" konusundaki değerlendirmelerinden çok önce, bu konuya dikkati çektiklerini belirterek, şöyle devam etti: "Biz bunu çok uzun süreden beri tespit ettik. 2 yıla yakın bir süreden beri ısrarla bunu söylüyoruz. ’Çok tehlikeli bir gidiş vardır. Herkesi görevi çağırıyorum. Kadınları ve erkekleri, vatandaşlarımızı göreve çağırıyorum’ diyorum. Halkı, insanları, sivil toplumu göreve çağırıyorum. Bu gidiş, ’budur, bunu görsünler’ dedim. ’Bu böyle değil zannetmeyin, bundan öncekiler gibi zannetmeyin sakin, bu defa farklı, bunu görüyorum’ dedim." Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in, "laiklik, cumhuriyet, ve milliyetçiliği dini temellerle yeniden yorumlamamız lazım" dediğini savunan Baykal, sadece dini inanç ve ibadet alanını genişletmenin yeterli görülmediğini; laiklik, milliyetçilik ve Cumhuriyet’in dini temellere oturtulmak istendiğini iddia etti. Baykal, TRT’ye de bu anlayışın egemen olduğunu öne sürerek, programlarla ilgili eleştiride bulundu. Baykal, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in, kadrolaşmaya yönelik uygulamalarda bulunduğu ifade etti. İstanbul’da Fatih Camisi’nde terör örgütü Hizb-ut Tahrir’in yaptığı gösteriyi, İsmail Ağa Camisi’nde işlenen cinayeti, Danıştay saldırısını ve terör örgütü Hizbullah’ın cinayetlerini anımsatan Baykal, hükümetin bu olayları "örtbas etme, görmezlikten gelme çabası içinde olduğunu" öne sürdü. MGK BELGESİNDEKİ İMZA "Türkiye’de irtica var, yok. Peki bunlar ne?" diye soran Baykal, şöyle devam etti: "Hükümet, MGK belgesinin altına, Türkiye’ye yönelik en önemli tehdit diye bir numaraya irticayı yazıp, imza atıyor. Daha sonra Başbakan çıkıp, ’Türkiye’de irtica yoktur’ diyor. İmza, senin imzan, sen atmışsın. ’Türkiye’ye yönelik en ciddi tehdit demişsin.’ Elbette öyle olacak, biz bunu biliyoruz. Senin görevin, buna karşı uyanık, duyarlı, tedbirli olmak. Bu tehlikeden Türkiye’yi korumak." İRTİCADAN NEMALANANLAR Avrupa’daki saygın yayın organlarında "Türkiye nereye gidiyor" diye yorumlar yapıldığını, ABD Kongresinde de Türkiye’nin nereye gittiğiyle ilgili resmi raporun gündeme getirildiğini anlatan Baykal, şunları kaydetti: "Bu acı gerçeği inkar etmek mümkün değildir. Ama acı olan şudur: Başbakan, ’yoktur’ diyor, ’yoktur’ demekle yetinmiyor. ’Bundan nemalananlar vardır’ diyor. Doğrudur, bundan nemalananlar vardır ama onlar bizzat irticanın kendisinden nemalananlardır. Anadolu ve yurtdışındaki Türk vatandaşlarının tasarruflarını alıp götürenler, nemalananlar kimler? Yıllarca yaşanan acı olaylardan doğan, biriken duyarlılığı, siyasi amaçlarla istismar edip, harekete geçirip, oyunu alıp, o oya ihanet edenler, bunlar değil midir?" Baykal, "Türban sorununu çözeceğiz" diye söz verip iktidara gelenlerin, şimdi "toplumsal mutabakat var, kurumsal mutabakat yok" dediklerini ifade ederek, "Peki Kıbrıs konusunda kurumsal mutabakat mı var, toplumsal mutabakat mı var?" diye sordu. Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu konularla siyasetini besleyenler, bu duyguları temel dayanak haline getirenler, asıl irticadan nemalananlardır. Bu tartışma, çok net bir şekilde ortada. Sayın Cumhurbaşkanı’nın teşhisi, Türkiye’de aklı başında, sorumlu pek çok çevrenin, kurumun teşhisi, değerlendirmesi... Bu, Türkiye’nin bir gerçeğidir. Bunu yok sayarak, örtbas ederek, Türkiye’ye hizmet etme imkanı yoktur. Bu konuda dikkatli olmak, bunu tartışma konusu olmaktan çıkarmak; duyarlı ve dikkatli bir uygulama içinde Türkiye’nin kalkınmasını, eğitimin yükselmesini, insanların refaha ulaşmasını, toplumsal ve ekonomik yaşamda hakkı olan payı almasını sağlamak lazımdır. Maalesef bu hükümet, güven duygusu vermemektedir. Bunu, çok temel bir zafiyet olarak tespit ediyorum."
|
|||||||||||||||||||||