|
 |
|
|
Neremiz doğru?
Bir ülkede ligin kalitesi nasıl artar?.. Zirveye oynayan takımlar ne kadar çoksa, o kadar değil mi?
Bir de "banko" oynayacağınız maçlar iyice azalmışsa...
Siz öyle sanın!
Burası Türkiye... Buzdan kalıplarla Avrupa'nın sigara makinelerini iflas ettirenlerin ülkesi.
Kriterleri çiğner aşarım.
Hangi "gösterge" bize hükmedecekmiş şaşarım!
Bakın...
Uluslararası futbol değerlerine göre, ligimizin tavan yapması için her şey tamam.
Lider adayları arttı.
Lige yeni çıkan takım, en pahalı takımı bayılttı.
Alt sıralardakiler, üsttekilere kafa tuttu.
Lakin ligimiz dibe vurdu.
Hem de Ekim ayının ilk günlerinde.
Yani, sezonun en formda olunması gereken bir tarihinde.
Bu verileri bir futbol aliminin önüne koysanız, adamı sigortası atmış bilgisayara çevirirsiniz.
Bu verilerle bir Milli Takım edinirseniz.
O zaman her futbolcuya günde iki litre abdest suyu da içirseniz nafile.
Bana gelince...
Futbol alimlerine saç baş yolduracak bu durumun sosyolojik, psikolojik, analetik çözümlemelerini yapabilecek durumda değilim.
Ramazan mı etkiledi, yabancılar mı defoluydu, hocalar mı durdu, bilemem.
"Hocalar her halde maçı göremiyorlar, maçı tribünden seyredip telefonla müdahale etsinler" gibi derin bir acıma hissinden kaynaklanan ümitsiz öneriler de getiremem.
Sadece durum tespiti yapabilirim ki, beyin travması geçirecek futbol alimlerine yardımcı olayım:
Her sezon aynı yerden gelip aynı yere giden Süper Lig trenindeki yolcular vagon değiştirdi. Futbolumuzdaki takımların hepsi birden "ikinci mevkiye" geçti.
Yeni vagonda koltuk kapma yarışı birinci mevkiden iyi, ama sonuçta mevki farkı var.
"Kaliteli lig göstergelerini" alt üst eden bu mucize, tam bize göre.
Neremiz doğru ki?
Miralay Reşat Bey
Akıl alacak gibi değil... Serbest Güreş Milli Takımı minderin altında kalmış Çin'de; Federasyon Başkanı bizden çok şikayetçi.
Yahu o makam, şikayet yeri mi?
Niye aday oldun? Niye seçildin? Her türlü başarının, hezimetin sorumlusu sen değil misin?
"Değiştireceğim" dediğin hocaları sen getirmedin mi göreve?
Sporcularına nasıl "Milli Mücadele ruhları yok" dersin?
Verseydin!..
Üstelik iki gün önce Grekoromen Milli Takımı tarihinde ilk defa Dünya şampiyonu olmuş. Altın madalya alamadan, falan; olmuş işte.
Geçtiğimiz federasyon başkanı seçimlerinde, oylar iktidar partisinin adayına gitmese ve Mahmut Demir başkan seçilseydi. Aynı koşullarda, bugün konvoylar vardı Türkiye sokaklarında. Herkes Grekoromen'in zaferini kutlamaktaydı.
Serbestin hocalarından, sporcularından gerçekten "ruhsuz" olanlar varsa, Çin'e iltica etmişti.
Madem ki olayların altında ezilecek, gerisinden gelecektin niye Mahmut Demir gibi bir minder dehasının önünü kestin sayın başkan?
Evet, Grekoromen Dünya Şampiyonu olmuş; Hamza Yerlikaya gibi bir dünya yıldızı yerine Nazmi Avluca'yı takım kaptanı yapmak için kulisler dönüyor soyunma odasında...
Takım kaptanlığı dediğinizin hiçbir önemi yok güreşte... Sadece onore bir durum. Nazmi'nin sporculuğuna lafımız olmaz ama Hamza Yerlikaya'nın ceketini astığı yerde, kimin haddine kaptanlık falan?
Federasyon Başkanı Recai Ustaoğlu beye dönüyorsunuz, başka alemde sanki.
Şampiyonluğu öne çıkaracağına hezimete kelle arıyor. Çünkü biliyor ki, mevcudiyeti ile neden oluyor birçok olumsuzluğa.
Biliyor ki, tartışmaya açılacak sorumluluğu, koltuğu...
"Milli mücadele ruhu"...
Ağır laflar bunlar. Söyleyeni de bağlar.
En azından Milli Mücadele kahramanlarından Miralay Reşat Bey'in kemikleri sızlar.
Çiğiltepe'nin alınmasını Mustafa Kemal'e söz verdiği saatte başaramadığı için intihar eden Miralay Reşat Bey, o ruhlardandır.
Recai Ustaoğlu gibi yapsaydı, "Bu askerler ruhsuz" der keyfine bakardı rahmetli... Yarım saat sonra Çiğiltepe alındığında yine kahraman olurdu.
Ülkeyi bu ruhlar kurdu.
Hangi ruhsuzluklarla nerelere geldiğimizi uzun uzun anlatmayalım.
Reşat Bey'leri saygıyla anarken, Recai Bey ve benzerlerinden Milli Mücadele ruhunun söylemini değil eylemini umarak noktalayalım:
Bugün başarısızlığın bedeli ihtihar değil, istifadır.
Başarısızlığın sorumlusu ise tayin edilen değil, seçilendir.
Yaptınız da yazmadık mı?
Artık Şafak Güzeller'i tanıyorsunuz.
Genç yaşında lenf kanseri gibi bir illetle savaşan, güçlü bir insan.
Ayrıca Galatasaraylı.
Ultra Aslan'ın "destek" kampanyasına Fenerbahçe taraftar sitesi Antu Com da katılınca, ortaya çıkan manzaranın asaletini anlatmaya sütunlar yetmedi.
O hiç beğenmediğiniz medya, bu işte...
Son derece doğal, son derece insani bir olayı, aldı büyüttü "örnek olsun" diye süper bir haber haline getirdi.
Hani kışkırtıcıydı spor basını?
Hani taraflıydı?
Siz "güzel" olan ne yaptınız da hakkını vermedi şimdiye kadar?
Aslında kabahat sizde de değil.
Sizlerin yakınlığı, "halkların kardeşliği" gibi.
Ama sizlerin arasını "siyaseten" bozan bir zümre var.
O, medya değil.
Kim mi?
Herkes kendi yöneticilerinin demeçlerine baksın anlar.
"Bırakalım şimdi suçlu aramayı. Nasıl düzelir saçma düşmanlıklar, ona bakalım" diyorsanız şayet...
Onun reçetesi de sadece sizde var!
Bakın, kendi yönetim kurullarınızı zorlayabiliyorsunuz istediğiniz zaman.
Medyanın sınırsız desteğini arkanıza alabiliyorsunuz.
Dostluğun şafağındasınız.
Lütfen yaşatın.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|