|
 |
|
|
Bir ihtimal daha var
Milliyet İnternet'in anketi düşündürücü. Oylamada Tigana, Gerets ve Zico için önümüze üç seçenek konmuş: Gitsin - Kalsın - Bir süre beklenmeli... Bana sorarsanız seçenekler yetersiz. Sanki bir ihtimal daha var...
Hani meşhur bir hikaye vardır ya, tahtını devreden hükümdar halefine, işler kötü gittiğinde açmak üzere üç zarf bırakmış... Birinde "kendinden öncekileri" ikincisinde "çevresindekileri" suçlamasını söyleyen, üçüncüdeyse "yeni üç zarf" hazırlamasını öğütleyen... Türk futbolunda (ve aslında diğer gelişmekte olan futbol ülkelerinde de) işler kötü gittiğinde ilk zarftadır teknik adamın kellesi...
Sihirli değnekliler
Alexa.com verilerine göre, Türkiye'nin en çok takip edilen haber sitesi Milliyet.com.tr de, ilk zarfların açılması arefesinde bir anket koymuş ana sayfaya... Zico/Gerets/Tigana gitsin mi, kalsın mı, veya bir süre beklensin mi?.. Sahi bu kadar basit mi, her şeyi yoluna koymak? "Futbolcuların hepsini değiştiremeyeceğimize göre, hocayı değiştirelim" demek yeterli mi, çareyi bulmak için? Tigana/Zico/Gerets gidince, hem de 3 büyüklerin üçü birden, sihirli değnekli alternatiflerini üretebilecekler mi?
Mesela yeryüzündeki bu sihirli değneklilerden birinin, Guus Hiddink'in, Kore ve Avustralya'dan sonra Rusya Milli Takımı'nda da başarılı olacağına eminiz değil mi? Peki onun Rusya'ya giderken yanında Hollanda Milli Voleybol Takımı koçunu da götürdüğünü biliyor muydunuz?
Joop Albelda, 1996 Atlanta Olimpiyatları'nda voleybolda şampiyon olan takımın teknik patronu. Sydney 2000 ve Atina 2004'te de ülkesinin olimpiyat komitesi başkanlığını yapmış. Hiddink, Rusya'daki ilk basın toplantısında Albelda'yı tanıştırırken, "Tabii ki gözler ulusal takımda olacak. Ama görevlerimizden biri de Rus futboluna katkı yapmak. Bu alanda Joop'un organizasyon yeteneğinden faydalanacağız" diyor mesela. Ayrıca Hiddink'in milli takımdaki üç yardımcısı da Rus: Alexander Borodyuk, Rinat Dasaev and Igor Korneev... Borodyuk'un Hiddink'in yardımcılığını yaptıktan sonra A milli takım hocası olması bekleniyor... 1988 Avrupa ikincisi Dasaev ve eski Barcelonalı Korneev'i de yakın futbol tarihinden iyi hatırlıyoruz zaten.
***
Alman milli takımının başında çok tartışılmıştı Klinsmann... Sportif direktörlüğe eski hokey milli takımı hocası Bernhard Peters'ı getirmek istemiş ama federasyon, görevi Matthias Sammer'e vermişti. Klinsmann'ın da başarılı dünya kupasının ardından teknik direktörlüğü bu tercihten dolayı bıraktığı söyleniyor... Alman Futbol Federasyonu da hatasını anlamış olmalı ki, Peters'ı danışman olarak getirdiler Low'ün yanına...
Hiddink'in Korneev'i
Şimdi düşünüyorum da, dünyada başarılı olmuş modelleri şöyle bir incelesek ve elimizdeki zarf sayısını artırsak... Zico'nun yanına/altına/üstüne/arkasına/önüne, herhangi bir yere yerli bir destekçi getirsek? Hiddink'in Korneev'i gibi, Tigana'nın Rıza'sı(veya Rıza'nın Tigana'sı), Gerets'in de Bülent Korkmaz'ı olsa? Veya Zico yanına bir menajer/organizatör alabilse mesela...
Biraz zihinlerimizi "Gitsin"-"Kalsın" ikileminden çıkarabilsek... Başka ihtimallere, başka modellere göz gezdirsek... Yukarıda andığım isimler misal tabii... Marifet, doğru pozisyonları oluşturmak... Onu başarırsanız, doğru isimler gelecektir oralara zaten...
Runje kötü kaleci mi?
Herkes Vedran Runje'yi çözmeye çalışıyor... İki kez Fransa'da, üç kez Belçika'da yılın kalecisi seçilen bir adam, Beşiktaş'ta nasıl oluyor da böyle kolay goller yiyor? Doğrusu ben de düşünüyorum bunu bir süredir...
Birincisi Runje'nin yediği bütün goller "kolay goller" değil... Lazarov'un vuruşu çok iyi bir noktaya gitti... Ama Runje topa yetişemeyeceğini bildiği halde "yalandan" bir plonjon yapmadığı için şutun kurtarılabileceği varsayılıyor... Oysa kalecilerin yüzde 90'ı, bu tür pozisyonlarda topa yetişemeyip golü yiyeceklerini hissettikleri halde son bir hamle yaparlar..
Runje yapmıyor...
İkincisi de, her kaleci her takımda iyi performans veremeyebiliyor... Fenerbahçe'nin bir maçlık performansıyla "kaleci değil" deyip gönderdiği Robert Enke'yi biliyorsunuz... Hannover'de harika bir performans sergiliyor ve geçen yıl o da Almanya'da yılın kalecisi seçildi.
Runje belki de bu takıma uygun değil... Belki şehri sevmedi, belki ailevi sorunları, belki kafasında başka problemleri var... Saha içi oyuncusu bu problemleri dışarıya fazla yansıtmayabilir, ama söz konusu kaleciyse, en ufak problem size maçı kaybettirir... Acaba, bu takımda Runje ile dertlerini paylaşan birisi var mı? Veya Beşiktaş'ın mentörü var mı mesela? Kulüpte kaç kişi Runje ile aynı dili konuşabiliyor? Bilmiyorum... Ama Runje kolay yoldan devre arası gönderilirse, gittiği takımda çok başarılı olacak gibi bir his var içimde...
6 saniye
Bu ülkede kalecilerle ilgili iki kural kağıt üzerinde kalıyordu... Birincisi, vakit geçiren kaleciye birinci sarı kart rahat gösteriliyor da, ikinci sarı kartı gösteren hakemi hiç hatırlamıyorum... Hâlâ bekliyorum bu ikinci kartı... İkincisi de 6 saniye kuralı... Her 9 maçın 8'inde bu 6 saniye ihlalinin olduğuna eminim. Uzun zamandır çalınmıyordu, nihayet bir hakem, Vedat Yüksel hatırlattı böyle bir kural olduğunu... Bence Mondragon topu en az 11-12 saniye tutmuştu elinde... Üstelik bu kadar tuttuktan sonra bir de şiddetle itiraz etti... Galiba çalınmaya çalınmaya, Mondragon da unutmuştu 6 saniye kuralını...
umeleke@milliyet.com.tr
|
|
|

|