|
 |
|
|
Gensoru neden başkalarına değil de Çelik'e?
TBMM'de yeni yasama döneminin ilk gensoru önergesi, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik için verildi. Bu bir tesadüf mü? Kesinlikle hayır. Son bir hafta içinde yapılan açıklamaları göz önüne getirin. Hepsinin odağında Bakan Çelik ve icraatları vardı. Cumhurbaşkanı Sezer, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, kuvvet komutanları, CHP lideri Deniz Baykal ve diğer muhalefet liderlerinin bütün söylemlerinde eğitim ve irtica yan yana telaffuz edildi. Sivil toplum örgütlerinin söylemleri de onlardan farklı değildi. Ve tüm gelişmelerin mimarı olarak da Bakan Çelik gösterildi.
Ortada yüzlerce iddia var. Gensoru görüşmeleri sırasında bunlar tek tek dile getirilecek. Söylenenlerin hiçbirinin aslı astarı yok demek, tüm bu iddiaları dile getirenlere karşı haksızlık olur!
TBMM bu konuda, objektifliğine halel getirmeyecek bir şekilde, tüm iddiaları bir bir ele almalıdır. Eğer haksız eleştiriler söz konusuysa Çelik'i yıpratmaktan vazgeçilmeli, yok eğer haklılık payı varsa da açık açık konuşulmasına izin verilmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığı, herhangi bir bakanlık değil. Ülkemizin geleceğine yön veren en kritik bakanlıklardan biri. Kişisel hırs ve gizli gündem nedeniyle ya da haklılığı olmayan iddialarla bu yüce makamı yıpratmaya hiç kimsenin hakkı yok. İşte gensoru görüşmeleri bu açıdan çok önemli. Ne kadar objektif olursa o kadar iyi olur...
5 bin kontenjan
CHP'nin verdiği gensoru önergesinin önemli gerekçelerinden biri de fen ve anadolu liselerinde 5 bin kontenjan açığına seyirci kalınması. Bakan Çelik, bu konuda sistemin nasıl işlediğini ya hiç bilmiyor ya da doğruları söylemiyor.
Bizim bu konudaki ısrarımızı kişiselleştirdiği yetmiyormuş gibi şimdi de "Eğer bu kontenjan açıklarını kapatırsak kalite düşer" diyormuş. Eğer Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturuyor olmasaydı fazla yadırgamazdık. Ama her konuya böyle yüzeysel yaklaşıyorsa vay halimize!
Bu konuyu defalarca yazdık ama belli ki takıntıları var. O yüzden bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Fen ve anadolu liselerindeki 5 bin kontenjan açığı için 3. kayıt dönemi açılsaydı, puanlarda kesinlikle birkaç puanın üzerinde düşme olmazdı. Örneğin İstanbul, Galatasaray ya da Kabataş'ın puanı en fazla bir iki puan düşerdi.
Bu da kesinlikle bir kalite erozyonu getirmezdi. Şu anda öğrenim gören öğrenciler arasında da zaten böylesine bir fark var.
Kaldı ki eğer Bakan Çelik'in amacı kaliteyi korumak ise neden bu okullar dışındaki diğer tüm liselerde kayıtlara izin verdi. Özellikle de kolejlere. İmam hatiplerde ve kolejlerde, kalite o kadar önemsizmiydi ki, okullar açılıncaya kadar kayıtlara devam edildi?
Kartvizit gibi çoraplar
Çelik'le ilgili en önemli tespiti Başbakan Erdoğan yaptı. Çelik, adının ve unvanının yazdığı çorapları farkına varmadan giydiğini açıklamıştı. Başbakan Erdoğan ise ABD yolunda konu kendisine sorulduğunda, "Hüseyin Bey ne yaptığını bilir. Çorapları farkına varmadan giymiş olamaz" dedi.
Çelik'in diğer tüm konulardaki yaklaşımı da böyle. Her şeyi en ince ayrıntısına varıncaya kadar düşünerek yapıyor. Ama iddialar gündeme geldiğinde, tıpkı çorap olayında olduğu gibi ya hiç farkında değilmiş gibi davranıyor ya da ayan beyan ortada olan bir şeyin var olmadığını iddia ediyor.
Onu yakından tanımak için söylemleriyle yaptıklarının ne kadar paralellik taşıdığını, peygamber sabrıyla izlemek gerekiyor.
Özetin özeti: Gensoru önergesinin neden ille de Çelik'e verildiğinin üzerinde ciddiyetle durmak gerekiyor. Özellikle de kendi partisinin dikkat etmesi gerekiyor!..
aguclu@milliyet.com.tr
|
|
|

|