|
Dış dünyanın bekleyişi ile bizimki çelişki halinde
IMF, Dünya Bankası, AB, dış finans kuruluşları olmadan, onların desteğini almadan, onlarla çatışarak ekonomiyi düze çıkarmak mümkün değildir.
Ama onların her dediğini yaparak, ekonominin dümenini onların eline vererek de ekonomi düze çıkamaz. Çünkü dış dünyanın bekleyişi ile bizim bekleyişimiz çelişki halindedir.
Bu bize özgü bir şey değildir. Gelişmişlik ve gelir farkı olan her ülke için bu böyledir.
Biz gelişme yolunda bir ülkeyiz. Biz kişi başı gelir düzeyi düşük bir ülkeyiz. Biz tarımdan, sanayie geçiş yapmaya çalışan bir ülkeyiz. Biz nüfusu hızla artan bir ülkeyiz.
Bizim bekleyişimiz (1) Talebi olan / satılabilir mal ve hizmet üretimini hızla artırarak, (2) Hızla artan nüfusa yeni iş imkânları yaratmak, (3) Artan üretim ve istihdama dayalı büyümenin nimetlerini, bu ülkede yaşayanlara eşit olarak dağıtarak onları insanlık haysiyetine yaraşır yaşam çizgisine çıkarmaya çalışmaktır.
Bizden önce gelişme yolunda ilerlemiş, üretim, istihdam sorununu çözmüş, bilimde, teknolojide önde koşan ülkelerin bekleyişleri bizimkine hiç mi hiç benzemiyor.
Biz can derdindeyiz
Onlar "küreselleşme" adı verilen bir oluşum içinde, insanların, malların, paranın dolaşımının önündeki engelleri kaldırma arayışında.
(1) Mallarını dünyanın her köşesinde satmak, sattıkları malın parasını kolayca tahsil etmek,
(2) Paralarını dünyanın her köşesinde değerlendirmek, anaparayı ve faizini güvence altına almak,
(3) Kendi işadamlarının dünyanın her köşesinde yatırım ve üretim yapmasını sağlamak, dünyanın her köşesinde vatandaşlarının varlıklarının ve canlarının güvence altında olmasını temin etmek onların bekleyişi.
İşte bu nedenle, bizden önce yola çıktıkları için bizden önce gelişmiş ülkelerin ve onların hâkim olduğu, IMF, Dünya Bankası, AB, dış finans kuruluşları için Türkiye sadece bir pazardır. Onların tek hedefi bu pazardan daha fazla yararlanabilmektir.
Bu pazara dışarıdan mal göndereceklerin daha çok mal satabilmeleri, sattıkları malın parasını zamanında alabilmeleri, para göndereceklerin paralarının riske girmemesi, yatırım ve üretim yapmak için geleceklere her türlü kolaylığın gösterilmesidir.
Yabancılar mal derdinde
Hükümet halktan topladığı vergilerle yabancıların gönderdiği paraların faizini ödesin. Bunun için bütçenin yüzde 30'u faize gitsin. Bütçeden milli gelirin yüzde 6.5'i oranında faiz dışı fazla ayrılsın... Onlar için önemli olan budur... Bütçede sağlık, eğitim, sosyal yardım için para kalmamış... Önemli değildir.
Onlar için ithalatın önündeki engellerin kaldırılması, Türkiye'nin her türlü tarım ve hayvancılık ürününü ithal etmesi, giderek daha çok ithal malı ara girdiye bağlı hale gelmesi önemlidir.
Tarımın çöküşü, sanayinin yapısının bozulması, köyden göç, sanayide işsizlik onları ilgilendirmez.
Bekleyişler arasındaki bu çelişki için dış dünyayı suçlayamayız. Burada çelişkiyi bilerek Türkiye'nin Türk insanının menfaatini koruma görev ve sorumluluğu bizim sorumluluğumuzdur.
İşte bunun içindir ki, ekonominin ipini bütünüyle IMF'ye, Dünya Bankası'na, AB'ye, dış finans kuruluşlarına vermeden ve de onları karşımıza almadan, kendi yararımızı koruyacak politikalar oluşturmak zorundayız.
guras@milliyet.com.tr
|
|