|
Asıl sorun işsizlik değil sermaye yetersizliği
Kanyon alışveriş merkezindeki Konyalı'da iftar yemeğine katıldım. İş Portföy Genel Müdürü Dr. Gürman Tevfik, "sepetlerindeki" gayrimenkulü de tanıtmayı hedeflemiş olacak ki, "tasarruf ve yatırım" konularını konuşmak için burayı seçiyor.
Konyalı dolu... Kahvaltı mönüsüyle donatılmış masada, sıcak çaylar içildikten sonra çorba, çılbır, yaprak sarma, suböreği, döner, beğendi, pilav ve tatlılarla tamamlanan bir mönü. Dünyanın markalarının yer aldığı çarşıda geleneksel kalabilmek hoşuma gidiyor...
Konyalı'nın seçimi
The Marmara İstanbul Kongre ve Ziyafet Müdürü Neslihan Özyiğit'in tanıştığımızda söyledikleri aklıma geliyor.
Özyiğit, Türkiye'de marka olmuş Konyalı Lokantaları'nın sahibinin kızı. Konyalı yıllarca Doğan Medya Center binasında servis verdi, yakından tanıdık. Milliyet Cağaloğlu binasındayken de Konyalı'nın müşterisiydik. Cağaloğlu yokuşunun başında yer alan Konyalı'nın büfesinde sabah enerjimizi alıp güne başlardık.
Özyiğit'in, böylesine köklü bir lokanta markasının "mirasçısı" olmasına rağmen, Kiska Grubu'na bağlı The Marmara İstanbul'da çalışıyor olmasını anlamaya çalıştım. "Neden Konyalı markasını yaygınlaştırmak için çalışmıyorsunuz?" diye sormuştum.
Özyiğit'ten "Aile kurumu lokantalarda lezzet tek merkezle sağlanabiliyor, şubelerde kalite düşüyor, olmuyor" yanıtını almıştım.
Türkiye Kurumsal Yatırımcılar Derneği (TKYD) Başkanı da olan Tevfik ve Başkan Vekili Gür Çağdaş ile kurumsallaşma, kurumsal sermaye gibi konular üzerinde dururken, Konyalı deneyimi beynimin içinde gezindi durduÖ
Bugünün dünyasında kurumsallaşmanın önüne geçmek yerine, ortaya çıkacak sorunlara çözüm üretmenin kaçınılmazlığı Konyalı'yı da içine çekmiş.
Fon endüstrisi
Ekonomistler sıklıkla Türkiye'nin sorununun iş görme ortamı başta olmak üzere, "sermaye birikimi, istihdam ve uluslararası piyasalarda rekabet gücünü koruma" olduğunun üzerinde duruyorlar.
Tevfik saptamalar yapıyor.
1-3 Kasım günleri arasında Güney Kore'den Şili'ye, Güney Afrika'dan Avustralya'ya kadar 40 ülkeden İstanbul'a gelecek olan Dünya Fon Birliği başkanları ve eşlerinden oluşacak 100'e yakın konuğu ağırlayacaklar.
Geçen yılki toplantıda "itibar her şeydir" temasını işleyen birlik, bu yıl "yabancı para cinsi üzerinden fonlara yatırımı" tartışacak.
Ekonomi dünyasını "fon endüstrisi" kavramıyla tanıştıran TKYD'nin hedefi, sermaye hareketliliğini "fonlar" üzerinden kurumsallaştırmak ve sermayeyi tabana yaymak. Tevfik, Türkiye'de genç nüfus baskısıyla sosyal dengeleri de tehdit eden "işsizlik" olgusunun neden değil, sonuç olduğunu vurguluyor. "Asıl sorun sermaye yetersizliği. Yatırımlar olmadan istihdam yaratılamaz" diyor.
Tevfik, dünyada fon endüstrisinin 20 trilyon doları bulduğunu ve bunun 10 trilyon dolarının ABD'de, 7 trilyon euro'luk bölümünün ise AB ülkelerinde gerçekleştiğini belirtiyor. Türkiye'nin fon dünyasında yeri son 10 yılda 1 milyar dolardan 17 milyar dolara çıkabildi.
Tevfik, özel emeklilik fonlarının önemli bir hareketlilik sağladığına dikkat çekiyor, özelleştirmelere fon kaynaklı alıcıların talip olamamasını da "siyasi" tercihe bağlıyor.
Sermayenin şeffaf olması ve tabana yayılabilmesinin yolunun fonlar olduğunu anlayana kadar gidilecek daha uzun bir yol var.
Maalesef hâlâ iktidarlar "yeni yetme" zenginlerle bu yolları döşemeyi sürdürüyor.
syilmaz@milliyet.com.tr
|
|