Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sırtına bir ceket atmak bu kadar mı zor?


malphan@milliyet.com.tr

Altın Portakal Film Festivali'nin Sundance Film Festivali gibi insanların rahat giysilerle katıldığı bir festival mi, yoksa Oscar ödül töreni gibi daha protokol ağırlıklı ve ciddi bir organizasyon mu olduğuna karar verilmesi lazım. Çünkü aksi takdirde ortaya absürt ve komik görüntüler çıkıyor.
Sinematürk'te töreni izlediyseniz görmüşsünüzdür; Seray Sever beğenin beğenmeyin; özenmiş, en seksilerinden şık bir elbiseyle kırmızı halıda yürüyor. Arkasından çizgili tişörtünü çekiştire çekiştire bir adam geliyor, onun arkasından da koştura koştura çocuklar.
1999 yılında 36'ncı Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin ödül töreninde kimi sanatçıların kıyafetleri, hal ve tavırları tepki almıştı. Nuri Bilge Ceylan pantolonunun içine sokmadığı gömleği ile eli cebinde poz vermiş, Zeki Demirkubuz sahneye jean, buruşuk bir gömlek ve ağzında sakızla çıkmıştı. "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü alan Uğur Polat da törene jean ve tişörtle katılmayı tercih edenlerdendi.
Tam da bu yıllarda Altın Portakal'a yeni bir kimlik kazandırılmaya çalışılıyor, ödül töreni "Türkiye'nin Oscar'ları" olarak lanse ediliyordu. Ancak ortaya çıkan görüntünün Oscar'larla yakından uzaktan ilgisi yoktu. Bunun üzerine festival komitesi bir karar aldı ve yönetmeliğe "Törene koyu renk kıyafetle katılmak zorunludur" maddesi eklendi.
Bunu herkes kendine göre yorumlayabilir ancak benim anladığım, bu şarta göre, haydi kravatı geçtik ama erkek konukların en azından ceket-pantolon giymeleri bekleniyor. Aradan yedi yıl geçti ama tık yok.
Etrafınızda "Asla takım elbise giymem... Rahat edemiyorum... Giysem de hayatta kravat takmam... Takım elbise giymek gerekiyorsa gitmem..." diyen erkekler vardır. Bunu anlamak zor. Tamam, takım elbiseden hoşlanmıyor olabilirsiniz, mümkünse hiç giymemek de tercihiniz olabilir ama diyelim kız kardeşinizin düğünü var ya da Türkiye'nin Oscar ödülünü alacaksınız, bu kadar mı zor?

Saygı gereği giyilir
Takım elbise giymeyerek sürüye ait olmadığınızı gösteriyorsunuz belki, topluma dayatılan kurallara uymanın sıradanlığından kaçıyorsunuz ya da. "Dünyanın her yerinde sanatçılara bu konuda müsamaha gösterilir" diyenler oluyor. Peki Oscar ve Cannes'dakiler sanatçı değil mi? Oliver Stone Zeki Demirkubuz'dan daha az mı sanatçı? Hemen her tören ve toplantıda takım giyen Bono annesinin karnından takım elbiseyle mi doğdu?
Korkmayın, öyle bir gecede tek tipleşmek mümkün değil. Takım elbise giymesine rağmen herkesten farklı görünmeyi başaranlar da var. Bkz. Johnny Depp, Tim Burton. Takım elbise giymeme konusunda diretmenin nedeni her ne ise çok önemli değil. Yılda bir kere, o salondaki diğerlerine ve bu festivalin çehresini değiştirmeye çalışanlara saygı gereği giyilir.
Zaten erkekler için de bu iş öyle kolaylaştı ki... Kravat takmasanız da oluyor. Kendi "şık" stilinizi kendiniz yaratabiliyorsunuz. Spor görünümlü smokinler bile var.
"Dünyanın her yerindeki törenlerde istisnalar olur" diyorlar. Kusura bakmayın ama uluslararası festivalimizde istisnadan çok büyük bir karmaşa hakim.

Axess kızıyla özdeşleşti

Gece elbisesinde sarı pek tercih edilen bir renk değildir. Özgü Namal'ın rol aldığı Axess reklamlarındaki sarı-beyaz kostümleri markayla bayağı özdeşleşti. Anlaşılan Namal da Axess kızıyla çok özdeşleşmiş. Bir de bütün gece elbisesinin askısının düşeceği paranoyasıyla elini omzuna götürdü ama o askı bir kere bile düşmedi.

İmajını karısına borçluymuş

Japonya'nın stil sahibi başbakanı Junichiro Koizumi yerini Kabineden Sorumlu Bakan Şinzo Abe'ye bıraktı. Parlamento tarafından başbakanlığa seçilen 52 yaşındaki Abe, Japonya'nın 65 yıldan beri iktidara gelen en genç başbakanı. Başbakanlık aile gelenekleri gibi bir şey. Dedesi de, amcası da bir dönem bu ülkeyi yönetmişlerdi. Koizumi gibi Elvis şarkıları eşliğinde koca gözlüklerle dans eden, uzun saçlarını sallayan bir başbakan olmayacağı kesin ama ortak yönleri ikisinin de iyi giyinmeleri.
Koizumi gibi Abe de halk arasına karıştığında orta yaşlı kadınlar etrafını sarıyor ve onunla fotoğraf çektirmek istiyor. Koizumi'ye olduğu gibi Abe'ye de "çekici bir adam" gözüyle bakılıyor. Ancak simsiyah, taranmış saçları ve çocuksu yüzündeki sert ifadeyle hafiften Elvis özentisi olan selefinden daha geleneksel bir görünüme sahip.
Koizumi kadar sıra dışı değil ama Japonya'da sık sık "En Şık" ödülünü alacak kadar stil sahibi. Neredeyse hep otoritenin simgesi olan siyah takım elbise giyiyor, gri takım giyerse grinin tonu mutlaka koyu oluyor. Siyah takımla siyah-beyaz çizgili ya da puantiye kravatları tercih ediyor ve kendince kıyafetinin monotonluğunu kırıyor.
Daha spor olduğu zamanlarda uçuk mavi ve pembe İtalyan yaka gömlekleri tercih ediyor. Abe'nin bundan üç ay önce bir defilede modellik yapmışlığı bile var. Abe'nin katıldığı, Tokyo'da gerçekleştirilen Cool Asia 2006 defilesinin amacı, işyeri çalışanlarının daha ince ve rahat giysiler giymesi ve bu şekilde enerjiden kâr etmekti. Abe bu defilede Louis Vuitton markalı bir takım elbise giymişti.
Abe'nin karısı Akie Abe de bir radyo kanalında DJ'lik tecrübesi olmasından dolayı "sıra dışı" olarak nitelendiriliyor. Abe'nin karısına övgüler yağdırdığı yazılıp çizildi. Birinci övgü maddesi ise şu: "İmajımı ona borçluyum. 2002'de aldığım 'En Şık' ödülünü de ona vermeleri gerekirdi." İşte bazı liderler imajın işin önemli bir kısmı olduğunu anlamış durumda.

Hüseyin Çelik'in çorapları

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in çoraplarının resmini çekmişler. Üzerinde büyük harflerle, "irice" şöyle yazıyor: MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK. Neyse, Ahmet Hakan işin aslını öğrenmiş. Meğer Çelik'in çorap imalatçısı bir dostu ona jest yapıp bu çorapları hediye etmiş. Çelik de o gün farkında bile olmadan bu çorapları giymiş.
Bu hiç ikna edici bir açıklama değil. Çünkü insan çorap giyerken sağ-sol karışmasın diye logosuna bakar, baktığında da orada ne olduğunu görür. Hele çorabın iki tarafını boydan boya kaplayan bir yazıyı haydi haydi görür. Eğer niyeti çorap üreticisi arkadaşına hediyesini kullandığını göstermek değilse bence Çelik'in bu çorapları giymesinin tek bir sebebi var, o gün bunun dışında temiz çorabı kalmamıştı.




CUMARTESİ
Seyretmeye doyamayacaksınız
Beyaz önlüklü sanatçılar
"Gelini için benden referans alan var"
En moda En yeni
"Yeni tedavi yöntemlerini önce kendimde deniyorum"
Eskinin alaturkası şimdinin modası
ne var, ne yok
Bebeğinizi sağılmış sütünüzle de besleyebilirsiniz
MİNİKLERİN DÜNYASI





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet