Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ekonomik şeffaflıktan yoksunluk, kutuplaşmaları keskinleştirirken...


Türkiye, neden bir türlü çözümlenemediğiyle hiç ilgilenmediği, birtakım "sorunlar"la boğuşa çalkalana, "zamanı" ziyan edip giden; kuşaklarını gölge boksuyla yorup aşındırmış bir ülke görünümü çizmekte.
***
20. yüzyıl boyunca, kim bilir kaç milyon kez, "Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda" klişesi, çınlayıp durdu nutuk ve demeçlerde.
Ve 21. yüzyıla girerken, bireylerin "yaşam kalitesi" açısından Türkiye'nin, 175 devlet arasında 95'inci sırada bulunduğu çıktı ortaya...
Yolsuzluk ve rüşvet kirlenmesinde ise baş sıralardaydı.
Silah alımlarında da 14'üncü sırada.
Besbelli ki, köylü ağırlıklı bir toplumda, "çağdaş bir imaj" yaratılması; çağdaşlıkla bütünleşmeye yetmemişti. "Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda" atılan adımlar da, havada kalmıştı.
***
Çünkü efendim "çağın kimliği"ni de, "çağdaşlığı" da; üretim teknolojilerindeki değişimler doğurup büyütür; politik liderler değil.
Siz istediğiniz kadar, resmi bayramlarda zafer taklarının üstüne "Köylü efendimizdir" diye yazıp asın...
Köylünün yoksulluğu, çaresizliği ve ezikliği üstüne yazılmış şiir, roman ve öykülerin de ozan ve yazarlarını içeriye tıkın...
Ne çağdaşlık imajları yaratmakla, gerçekleşebilir çağdaşlık; ne de sirkeyi şampanya şişesine koymakla, sirkenin niteliği değişir.
***
"Soğuk Savaş" yıllarında en büyük tehlike "komünizm"di; ne "irtica" tehlikesi umacılaşmıştı ortalıkta, ne de "terör"...
Oysa çok partili bir düzene geçince; yeterli sermaye birikimiyle, üretim teknolojisindeki aşamalardan yoksun ve sadece "çağdaşlık imajı"yla yetinen "kışla" parfümlü siyasete karşı; "cami" parfümlü bir siyaset usul usul ahtapotlaşmaktaydı.
Güneydoğu aşiretlerinin kamufle ettiği "Kürt sorunu" ise, olduğu gibi duruyordu.
Ancak ne temelde yatan tümörlerin nedenleri, ne ülkenin ekonomik iskeletindeki anomaliler asla gündeme yansımıyordu.
Tek duyulan çığlık:
- Kahrolsun komünistler, naralarıydı.
***
Bugün "irtica" tehlikesinin, siyasal iktidarın gönderinde yükselip, dalgalanmaya başladığı iddiaları, uyarıları ve kaygıları yaygın...
Kimse de, köylü ve küçük esnaf ağırlıklı bir ülkede; toplumun yoksul kesimlerinin, neden "laiklik" ilkesiyle bütünleşemediğine, bilimsel bir ışık tutmuyor.
2006'nın sonunda da kutuplaşmalar keskinleşiyor.
***
İletişimle ulaşımın adamakıllı hızlandığı bir "küreselleşme" döneminde; Türkiye yine iç çalkantılara doğru kaymada...
Ne yazık ki, temeldeki tümörlere inememekten kaynaklanan çalkantıları, yepyeni bir değişim rotasına yönlendirecek kalite ve güçteki kadrolarımız çok cılız...
***
Değişen teknolojiler, buhar enerjisiyle ortaya çıkan "işçi sınıfını" tarihe gömerken; Lenin'in, Plahanof'la yaptığı polemiklerde pek sık tekrarladığı, "Burjuva emperyalizmi" de; "Burjuva enternasyonalizmi"ne dönüşmekte...
***
Güncel politikada, cumhurbaşkanlığı seçimleriyle, genel seçimlerin devreye girmesi; zaten mevcut kutuplaşmaları, büsbütün doruklaştırıyor.
Unutmamak gerekir ki, "milli irade"nin hakemliği yanında, bir de Washington'un hakemliği var.
Kamuoyu bilincinde; bol bol satın alınan silahların patronlarıyla, sürekli alınan borçların patronları, billurlaşmadığı için; hamasi babalanmalar yetiyor bağıra çağıra kanatsız uçmalara...
***
Ömer Hayyam'ın, 900 yıl önce yazdığı, yoksullukla laikliğin bütünleşemeyeceğini gösteren bir rubaisini, hatırlamak isteriz irtica tehlikesine çare arayanlara:
Paramız yok ki bir güzel sevelim
Şarap da yok ki içerek haykıralım
Demek günaha girmenin yolu yok
Çaresiz kalkalım namaz kılalım

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Orduya güvenmek
TÜRKİYE'DE daima "en güvenilir kurum" ordudur...
Çetin ALTAN
Ekonomik şeffaflıktan yoksunluk, kutuplaşmaları keskinleştirirken...
Türkiye, neden bir türlü çözümlenemediğiyle h...
Melih AŞIK
Çaycuma'da okul
İrtica var mı, yok mu? Gözlerinizi kapatarak ...
Fikret BİLA
Baykal ve Çiçek'ten irtica yorumu
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'ın konuşma...
Hasan CEMAL
Siyaset mi, üniforma mı?
Siyaset mi, üniforma mı? Hangisi? Atatürk ne ...
Güneri CIVAOĞLU
1. yıl kavşağı
Papa'nın Türkiye gezisini protesto için uçak ...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de 3. önkayıt açılır mı?
Üniversitelerdeki boş kontenjan sayısı, ikinc...
Hurşit GÜNEŞ
Sabancı ücretsiz mi okuyacak?
Dünkü yazımızda yükseköğrenimde ücretli siste...
Nail GÜRELİ
AB siyasi olmaktan çıktı
Belki yakıştıranlar olmuştur, ama doğrusu biz...
Metin MÜNİR
Uydu konusunu ambalajdan çıkaralım
Milliyetçilik ambalajına sarılan her şeyin Tü...
Hasan PULUR
İrtica var mı, yok mu?
İRTİCA ve mürteci...
Meral TAMER
Brüksel'den Türkiye farklı görünüyor!
TÜSİAD'ın Avrupa Birliği ile müzakere sürecin...
Ece TEMELKURAN
Platon ve Büyükanıt
"Bugün, aydınlar dünyası, 'yeni aydınlar', do...
Osman ULAGAY
AKP, TSK ve AB denklemi
Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile tam üyeli...
Güngör URAS
Yüksek faiz gelir transferi demektir
Yüksek faiz, ucuz döviz uygulaması Türkiye'de...
M. Ali BİRAND
1 yıldır, AB ile müzakere değil, kavga ettik
Kendi kendimizi hiç aldatmayalım.

© 2006 Milliyet