Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Siyaset mi, üniforma mı?

LONDRA

Siyaset mi, üniforma mı? Hangisi? Atatürk ne yapmıştı?
Bu soruları uçakta, Erdoğan-Bush görüşmesinden sonra Londra'ya uçarken konuşuyoruz. Başbakan'ın yakın çevresinden biri şöyle diyor:
"Atatürk, İstiklal Savaşı sonrası üniformayla siyaset arasına duvar çekmiş, yakın dava arkadaşlarına sormuştu, siyaset mi, üniforma mı diye... Kimi siyaseti, kimi üniformayı tercih etmiş, yola böyle devam edilmişti. Ordu, milli ordu sıfatını asıl bu tercihle kazanmış ya da pekiştirmişti."
Uçakta böyle bir konunun niye gündeme geldiği malumdu:
Büyükanıt Paşa'nın konuşması...
Başbakan Erdoğan, Amerika'ya uçarken Türkiye'de irtica tehdidinin olmadığını söylemiş, bu tartışmaların lüzumsuzluğuna değinmiş, bu yüzden Türkiye'nin siyaseten gerildiğini, ekonominin zarar gördüğünü belirtmişti. Ayrıca bu konuyu aynı gün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'la da konuştuğunu, kendisinden de anlayış gördüğünü söylemişti.
Pazar akşamı Georgetown Üniversitesi'nde konuşurken de, bir soru üzerine Türkiye'nin bir demokrasi olduğuna, askerin anayasal olarak sivil otoriteye bağlılığına dikkat çekmişti.
Ama ertesi gün Erdoğan'ın söylediği gibi olmadı. Yani Büyükanıt Paşa önceki günlerde komutanların yaptığı gibi konuştu, Başbakan'ın söylediğinin tam tersini söyledi, "İrtica tehdidi vardır!" dedi.
Şimdi ne olacaktı?
Siyasetle üniforma arasında irtica tehdidi vardı, yoktu tartışması devam edip gidecek miydi? Türkiye biraz daha gerilecek miydi?
Yoksa ateşkes mi yapılacaktı?
Pazartesi günü Londra'ya uçarken Erdoğan heyetinin kafasını meşgul eden konuların başında herhalde bu da vardı. Başbakan Erdoğan'la Dışişleri Bakanı Gül, uçağın ön tarafındaki küçük ofiste irtica var, yok ile ilgili harekât tarzını düşünmüş olmalıydılar.
Edindiğim izlenimlere gelince:
(1) İrtica tartışmasını kamuoyu önünde sürdürmekten kaçınacakları, bu konuyu zamana bırakmak istedikleri anlaşılıyor. Yani ateşkes tercih ediliyor. Ekonomik ve siyasal istikrarsızlıktan kaçınmak için bunun gerekli olduğuna inanılıyor.
(2) İrtica konusunda Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'la sıkı diyalog kurulması düşünülüyor. Sözgelimi bu çerçevede Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in Genelkurmay Başkanı'na gönderilmesi de var.
(3) Komutanların irticayla ilgili her türlü şikâyetlerini meşru zeminlere, kapalı kapılar arkasında örneğin Milli Güvenlik Kurulu'na, Başbakan'la Genelkurmay Başkanı arasındaki olağan görüşmelere taşımalarının sağlanması bir başka nokta...
(4) İrtica nedir, ne değildir? Bu soruyla ilgili somut bir tarif yapmak, bu konuyu bilimsel bir temele oturtmanın önemi de gündeme getiriliyor.
(5) Komutanların yaptığı irticaya ilişkin konuşma ve çıkışların dindar, mütedeyyin insanları rahatsız ettiği, tedirgin ettiği konuşuluyor.
(6) Bu arada Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, kendisiyle her türlü konuda diyalog kurulabilecek, konuşulabilecek makul bir kişi olarak kabul görüyor.
Beyaz Saray buluşmasına gelince...
Londra'ya uçarken bir ara Erdoğan-Gül ikilisiyle kısa bir süre sohbet ettim. İkisi de Başkan Bush görüşmesinden memnundu. Hem içerik, hem üslup, hem de PKK ve teröre karşı işbirliği açısından buluşmanın çok iyi geçtiğini söyledi Erdoğan...
Ateşkes sonrası PKK'yı dağdan indirmek için af benzeri bazı telkinler Beyaz Saray buluşmasında gündeme gelmiş miydi?
Bu sorunun yanıtı hayır.
Ama bununla birlikte, başka kanallardan af konusunun Washington tarafından yoklandığı anlaşılıyor.
Edindiğim izlenime gelince:
Bu konu çok hassas! PKK'nın tümden silah bırakması gibi büyük bir gelişme yaşanmadığı takdirde, af, eve dönüş ya da pişmanlık gibi bir konunun ancak seçim sonrası gündeme gelebileceği anlaşılıyor.
Bu arada abdest suyu...
Erdoğan-Gül ikilisiyle baş başa sohbet ederken, gazetemizin başarılı bir fikri takip ile sonuçlanma aşamasına getirdiği bu konuyu da sordum. Milliyet, son iki günlük haberleriyle din dersi kitabında tahrifat yapıldığını belgelemiş, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik de ders kitabının yeni baskısından bu bölümün çıkarılacağını söylemişti.
Erdoğan ne düşünüyordu?..
Fazla konuşmak istemedi. Ancak, alyuvarlar gibi olmayan bir şeyin kitaba girdiğini söylerken, yanlışın neresinden dönülürse kârdır havasındaydı.
Başbakan'ın Washington-Londra uçağından izlenimlerimin özeti de böyleydi.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Orduya güvenmek
TÜRKİYE'DE daima "en güvenilir kurum" ordudur...
Çetin ALTAN
Ekonomik şeffaflıktan yoksunluk, kutuplaşmaları keskinleştirirken...
Türkiye, neden bir türlü çözümlenemediğiyle h...
Melih AŞIK
Çaycuma'da okul
İrtica var mı, yok mu? Gözlerinizi kapatarak ...
Fikret BİLA
Baykal ve Çiçek'ten irtica yorumu
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'ın konuşma...
Hasan CEMAL
Siyaset mi, üniforma mı?
Siyaset mi, üniforma mı? Hangisi? Atatürk ne ...
Güneri CIVAOĞLU
1. yıl kavşağı
Papa'nın Türkiye gezisini protesto için uçak ...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de 3. önkayıt açılır mı?
Üniversitelerdeki boş kontenjan sayısı, ikinc...
Hurşit GÜNEŞ
Sabancı ücretsiz mi okuyacak?
Dünkü yazımızda yükseköğrenimde ücretli siste...
Nail GÜRELİ
AB siyasi olmaktan çıktı
Belki yakıştıranlar olmuştur, ama doğrusu biz...
Metin MÜNİR
Uydu konusunu ambalajdan çıkaralım
Milliyetçilik ambalajına sarılan her şeyin Tü...
Hasan PULUR
İrtica var mı, yok mu?
İRTİCA ve mürteci...
Meral TAMER
Brüksel'den Türkiye farklı görünüyor!
TÜSİAD'ın Avrupa Birliği ile müzakere sürecin...
Ece TEMELKURAN
Platon ve Büyükanıt
"Bugün, aydınlar dünyası, 'yeni aydınlar', do...
Osman ULAGAY
AKP, TSK ve AB denklemi
Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile tam üyeli...
Güngör URAS
Yüksek faiz gelir transferi demektir
Yüksek faiz, ucuz döviz uygulaması Türkiye'de...
M. Ali BİRAND
1 yıldır, AB ile müzakere değil, kavga ettik
Kendi kendimizi hiç aldatmayalım.

© 2006 Milliyet