Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP, TSK ve AB denklemi


Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile tam üyelik müzakerelerine başlama kararını verdiği 3 Ekim'in hemen sonrasında, 2005'in Kasım ayında yayınlanan Tepki Cephesi: AB Türkiye Yol Ayrımı adlı kitabımın son paragrafında, şu olumsuz senaryoya değinmeden edememiştim:
"Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlike, AB'nin olumsuz tavrı nedeniyle uğranacak bir düş kırıklığının Türkiye'yi dış dünyaya kapanan, demokratik açılımını durduran, iç ve dış sorunlarını silah zoruyla çözmeye kalkışan bir ülke haline getirmesi. AB ile tam üyelik sürecinin başladığı bir ortamda bu ürkütücü senaryoyu düşünmek bile istemiyorum."
Şimdi tam bir yıl sonra bu yazıyı yazarken, bu ürkütücü senaryoyu düşünmeye devam etmek zorunda kaldığım için üzgünüm ama son bir yıl içinde ve hele son aylarda yaşanan gelişmeler karşısında farklı düşünmek kolay değil. Gerek Türkiye'yi dışlamak için bahane arayan AB'nin tavrı, gerekse Türkiye'deki gelişmeler beni böyle düşünmeye zorluyor.

Tehlikeli süreç
Türkiye'deki olası gelişmelere ilişkin olarak epeydir taşımakta olduğum kaygıyı da, 4 Eylül günü bu köşede şöyle ifade etmiştim:
"AKP, Türkiye'de iktidarı tam anlamıyla ele geçirme noktasına çok yaklaştığını hissederek Başbakan Erdoğan'ı Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtma konusunda kararlı davranırsa, devletin bu son kalesini AKP'ye kaptırmamaya kararlı görünen karşı cephenin de tüm olanaklarını kullanarak bunu önlemeye çalışması beklenebilir. Belki ben yanılıyorum ama sanki her iki tarafta da kararlı bir mücadelenin hazırlığı yapılıyor."
Son haftalara damgasını vuran irtica temalı rejim tartışmaları ile Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Erdoğan ve komutanlar arasındaki ilginç mesaj trafiği, böyle bir mücadelenin başlamış olduğunu düşündürüyor.
Bu süreci tehlikeli hale getiren şey ise bütün tarafların, geçmiş deneyimlerden türetilmiş bazı varsayımlara ve kendi pozisyonlarına fazlaca güvenmeleri. Oysa bugünün dünyasında bu varsayımların ne ölçüde geçerli olduğu belirsiz.

Acaba öyle mi?
AKP, Sayın Başbakan'ın ifadesiyle, kendi düşlediği "final"e doğru ilerlerken AB'ye, Türkiye'de AB hedefine odaklanmış kesime ve kendi tabanına güveniyor. Ayrıca askeri darbeler döneminin kapanmış olduğunu düşünüyor ve bunu bir güvence sayıyor.
AB, Türkiye'nin ve özellikle AKP'nin kendisine mahkum olduğuna inanıyor, buna güvenerek Türkiye'ye her talebini kabul ettirebileceğini düşünüyor. Böylece Türkiye'yi AB dışında tutmak isteyen Avrupalıları da tatmin edebiliyor.
AKP'nin, AB'nin ve Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen kesimin, TSK'nın (Türk Silahlı Kuvvetleri) rolünü sınırlayarak rejimi değiştirmek istediğini düşünen asker ise, halkın en fazla güven duyduğu kurum olarak son sözü gene kendisinin söyleyebileceğine inanıyor.
Varsayımlar sakat, oyun tehlikeli.

oulagay@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Orduya güvenmek
TÜRKİYE'DE daima "en güvenilir kurum" ordudur...
Çetin ALTAN
Ekonomik şeffaflıktan yoksunluk, kutuplaşmaları keskinleştirirken...
Türkiye, neden bir türlü çözümlenemediğiyle h...
Melih AŞIK
Çaycuma'da okul
İrtica var mı, yok mu? Gözlerinizi kapatarak ...
Fikret BİLA
Baykal ve Çiçek'ten irtica yorumu
Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt'ın konuşma...
Hasan CEMAL
Siyaset mi, üniforma mı?
Siyaset mi, üniforma mı? Hangisi? Atatürk ne ...
Güneri CIVAOĞLU
1. yıl kavşağı
Papa'nın Türkiye gezisini protesto için uçak ...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de 3. önkayıt açılır mı?
Üniversitelerdeki boş kontenjan sayısı, ikinc...
Hurşit GÜNEŞ
Sabancı ücretsiz mi okuyacak?
Dünkü yazımızda yükseköğrenimde ücretli siste...
Nail GÜRELİ
AB siyasi olmaktan çıktı
Belki yakıştıranlar olmuştur, ama doğrusu biz...
Metin MÜNİR
Uydu konusunu ambalajdan çıkaralım
Milliyetçilik ambalajına sarılan her şeyin Tü...
Hasan PULUR
İrtica var mı, yok mu?
İRTİCA ve mürteci...
Meral TAMER
Brüksel'den Türkiye farklı görünüyor!
TÜSİAD'ın Avrupa Birliği ile müzakere sürecin...
Ece TEMELKURAN
Platon ve Büyükanıt
"Bugün, aydınlar dünyası, 'yeni aydınlar', do...
Osman ULAGAY
AKP, TSK ve AB denklemi
Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile tam üyeli...
Güngör URAS
Yüksek faiz gelir transferi demektir
Yüksek faiz, ucuz döviz uygulaması Türkiye'de...
M. Ali BİRAND
1 yıldır, AB ile müzakere değil, kavga ettik
Kendi kendimizi hiç aldatmayalım.

© 2006 Milliyet