Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB üyeliğinin lafı yetti

Çeşitleme / Selim Türsen

Avrupa Birliği'ni beğenelim, beğenmeyelim kapının aralanmasının bile Türkiye'yi yatırımlar için çekim merkezi yaptığı ortaya çıktı. Geçen yıl en fazla yabancı yatırım çeken ülkeler arasında yedinci sıraya yükselmişiz.
Türkiye'de işsizliğin azalması, kişi başı gelirin Avrupa ortalamalarını yakalaması için ekonominin her yıl yüzde 7 büyümesi gerektiği hesaplanıyor. Yerli sermayenin gücü yetmediği için dışarıdan doğrudan yatırım şart. Son yıllarda yatırımda moda ülke haline gelen Türkiye'de şirketlerin yabancı evlilikler yapması sürdürülebilir büyüme için alt yapı oluşturuyor.
* * *
Ege Bölgesi'ndeki kuruluşlar da yabancılarla dünya evine girmeye başladı. İzmir'in Avrupa standartlarına yakın bir kent olması bu birleşmelerde önemli rol oynuyor. İzmir merkezli Istaş'ın, modern çeliğe su verme diyebileceğimiz ısıl işlem alanında dünyanın en büyüğü, tam 324 fabrikası bulunan İngiliz Body Cote ile hafta içinde ilan edilen ortaklığı bunun son örneği. Eminim bu ortaklık sadece bizde değil Avrupa'daki benzer durumlardaki sanayiciler arasında da büyük yankı bulacak yeni evlilikler için örnek olacak.
* * *
Yılda 100 milyar dolara yakın yabancı sermaye çekerek sadece nüfusuyla değil ekonomik güç olarak da dünya devi olma yolunda hızla ilerleyen Çin dış yatırımların bir ülkeyi nerelere getirdiğinin önemli bir kanıtı. Aynı yollardan İspanya da geçti Polonya, Portekiz ve Çek Cumhuriyeti de. Hepsinin kişi başı geliri 10 bin doların çok üzerinde. Türkiye'ye en az 10 -15 yıl fark atmış durumdalar. Biz yabancı sermaye ve AB korkusuyla havanda su döverken, hizmetçi olarak çalıştırıp, Nataşa edebiyatı ile aşağıladığımız Bulgaristan ve Romanya bile yakında bize nanik yapacak.
Ufukta büyük kısmı Avrupa'ya ait ama iki tarafın da hataları sonucu Türkiye ile AB arasında bir tren kazası muhtemel. Umarız bu çarpışma olursa raydan çıkılmaz hasarı kısa sürede tamir etmek kolay olur. Eğer vahim hatalar yapılırsa kısa vadede Türkiye, orta ve uzun vadede ise AB büyük yaralar alır.

Turiste fayton sefası cefa oldu

Sabahın erken saatlerinde Pasaport'ta, bindikleri faytonun yaşlı sürücüsüne ellerindeki haritayı gösterip bir şeyler anlatmaya çalışan yaşlı turist çift çaresizlik içinde etraflarına bakarken meselenin ne olduğunu sordum. Alman bayan haritada işaretli Kültürpak'ı, Agora'yı ve Kadifekale'yi gösterip buralara gitmek için anlaştıklarını ama hiç birini görmediklerini söyledi. Faytoncu ise "Bu araba Kadifekale'ye çıkar mı hiç? Fuarın yanından geçirdim ama bana içeri girelim demediler." diye kendini savunuyordu.
Fayton tabii ki Kadifekale'ye çıkmazdı ama limanda fayton işlerini organize edenler yaşlı turistlere bunu anlatmamış. Turisti enayi yerine koyup 25 euroya bu gezinin olacağını söyleyip bindirmişler arabaya. Yabancı dil bir yana büyük bir ihtimalle okuma yazması olmadığı için gösterilen haritayı bile anlamayan, ama, euronun o günkü parite değerini kuruşu kuruşuna bilen yaşlı faytoncu ise kendi kafasına göre bir güzergah tutturup gitmiş.
Almanlar da saf değil tabi; caddelerde otomobillerin arasında şehir turu atarken Kültürpark'ın yeşillikleri arasında dolaşmadıklarını, aralarından geçtikleri koca koca binaların da Kadifekale'nin duvarları ve burçları olmadığının farkında olduklarından yaşlı faytoncuya "Bizi oralara götür" diye tutturmuşlar. Sonunda hayal ettikleri yerleri faytonla göremeyeceklerini anlayıca da söylene söylene 25 yerine 20 euro verip arabadan indiler.
* * *
Tesadüfen şahit olduğum bu küçücük olay bile turizmin ne kadar ciddi bir iş olduğunu gösteriyor. Taksi şoförleri, faytoncular, gümrük görevlileri, pasaport kontrolü yapan güvenlik görevlileri turistlerin geldikleri ülkede karşılarına çıkan ilk insanlardır. İlk izlenim onlardan alınır. Eğer kötü davranılır, bir de üstüne kazıklanırlarsa zaten gemilerle 3-5 saatliğine gelmiş bu kişilerin İzmir'i pek iyi anmayacakları çok açık.
İstatistikler bir turist anlattıklarıyla ortalama 6 yeni turistin geldiğini gösteriyor. Bu en etkili tanıtım yöntemi milyonlarca dolarlık reklama bedel. Dev yolcu gemilerinin İzmir'e çekmeyi başaranlar bu çok küçük ama önemli ayrıntıları ihmal etmemeli. Taksi şoföründen, fayton sürücüsüne turistten ekmek yiyen her kesim öncelikle bağlı oldukları meslek kuruluşlarınca özel turizm eğitimine tabi tutulmalı. Unutmayalım İzmir'in geleceğinde turizmin rolü giderek artacak. Ayrıntılar önemsenmezse gelecekte ele ayağa dolanır içinden çıkılmaz hale gelinir.

stursen@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Betonlaşma cennet koyu tehdit ediyor
Ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemlidir
Göztepe gerçeği
AB üyeliğinin lafı yetti





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer
Selim Türsen

© 2006 Milliyet