Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Her kafadan çıkan tutarsız ses bolluğu


1954, yahut 55 yazında bir akşamdı. Henüz daha İstanbul'un, Tanzimat'tan uzantılı "alaturka-alafranga" semtleriyle, kendi dengesi içinde yaşadığı yıllardı. 4 bin yıllık bir geçmişi olan Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti ve Osmanlı'nın Dersaadet'i; 500 binlik nüfusuyla henüz daha taşra yağmasının "rant" mızrakları önünde, 1.80 yere serilmemişti.
***
CHP'nin Genel Sekreter Yardımcısı Cevat Dursunoğlu'yla, İstanbul alafrangasının en göz alıcı vitrinlerinden olan Suadiye Gazinosu'nda baş başa oturuyorduk.
Cevat Dursunoğlu, Hitler döneminden önceki Almanya'da, Berlin Üniversitesi'nin Felsefe ve Pedagoji Fakültesi'nden geçme bir eğitimci ve politikacıydı.
Kendisi de Erzurumlu olduğu için, Erzurum Kongresi'nin toplanıp örgütlenmesinde büyük katkısı olmuştu. O nedenle Mustafa Kemal'in de yakınıydı ama, kuklası değildi.
***
Suadiye Gazinosu'nda orkestra, tangolar çalıyordu. Biz de Dursunoğlu'yla, önümüzde birer kadeh rakı, sohbet ediyorduk.
Dursunoğlu, Mustafa Kemal'in, kendisiyle yaptığı özel bir dertleşmeyi anlatıyordu.
Gazi, dalgın gözlerle başını kaldırmış ve şöyle demişti:
- Bir gün tarih bizden, iyi niyetli insanlardı, ama iktisattan hiçbir şey anlamıyorlardı, diye bahsedecek.
***
Türkiye'deki politik tepişmelerin çıkardığı nutuklaşmış seslerde, birtakım tutarsız gümbürtülerin çınlayıp durması; "hukuk" gibi, "devlet" gibi, "ilericilik" gibi, "gericilik" gibi, "devrimcilik" gibi, "tutuculuk" gibi çeşitli evrensel kavramların; "ortak bir tanımlama" dışında, abuk sabuk kullanılarak kamburlaştırılması sonucu...
***
2006 yılının da sonuna geldik. İletişimdeki mucizevi bir küreselleşme sonucu, yeryüzünün her evindeki TV ekranlarında, Türkiye de arz-ı endam edebiliyor...
Bir gün cami cinayetleri, bir gün mahkeme kapıları önünde linç girişimleri, bir gün üst düzey militerlerin sert demeçleri, bir gün bir meczubun kaçırdığı uçak ve Beyaz Saray'la AB temsilcilerinden yansıyan açıklamalar...
***
Kemalizmin; sermaye birikiminden ve fabrika üretimleriyle "işçi sınıfı örgütlenmeleri"nden yoksun, köylü ve küçük esnaf ağırlıklı bir toplumda; "kılık kıyafet", "Latin harfleri", "Medeni Yasa" gibi, -temeldeki motoru çeviren ekonomik çarkların dışında- üst yapı dallarında devrimler yapma ve "çağdaş bir burjuvazi imajı" yaratma çabası; yeterli bir merdiveni kurabilir miydi "gelişmiş toplumlar düzeyi"ne çıkmaya?
***
"Kemalizm" açılıp içine bakılamayacak, "kutsal bir bohça" olarak tabulaştırılınca; sadece bir tek işe yaradı:
Resmi itibar ve rant hırsına dayalı politik çatışmalarda, boks eldiveni olarak kullanılmaya...
Gerek silah, gerek borç alımlarının büyük patronu Washington da, arka plandaki bir kulede hakemlik yapıyordu.
***
Teknolojideki değişimlerle üretim biçimlerinin düzenlediği sahnelerde, seyircilerin alkışlayacağı rolleri oynar politikacılar.
Köylü ve küçük esnaf ağırlıklı seyirciler ise Kemalizmin düzenlediği sahnedeki rolleri, alkışlamaz oldular.
***
Yeryüzünün her evindeki TV ekranlarında, garip ve dudak bükülecek bir Türkiye arz-ı endam etmekte...
Türkiye'ye yılda en az 20 milyar dolarlık bir yatırım olmadan, bu görüntüleri, "kodum mu oturturum" koşullanmasıyla değiştirme olanağı var mıdır?
Ve böyle bir "etki-tepki" analitiğini; "kışla" parfümlü siyaset mi algılamakta, "cami" parfümlü siyaset mi?
***
Sanat, yazı ve bilim adamlarını ezip kahretmekle, pek bir yere varılamadığı; bilemem artık görülebiliyor mu hiç değilse?

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Merkel ve Hıristiyan Avrupa
ALMANYA Başbakanı Sayın Merkel'e Türkiye'ye h...
Çetin ALTAN
Her kafadan çıkan tutarsız ses bolluğu
1954, yahut 55 yazında bir akşamdı. Henüz dah...
Melih AŞIK
Kaymakam gidici!
Biz bu satırları yazdığımız sırada Haluk Nadi...
Fikret BİLA
TSK'nın AB'ye ve ABD'ye verdiği mesaj
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın H...
Hasan CEMAL
Erdoğan'dan askere zeytin dalı!
Londra'dan Ankara'ya uçuyoruz salı günü öğled...
Güneri CIVAOĞLU
Temel çelişki
Kıbrıs Prensi Alessandro Mirri di Lusignan Fa...
Can Dündar
Büyük Türk meczupları
Önceki gece uçak kaçırıldığında korsanın "vi...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl sorun cari açıkta mı?
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının cari aç...
Doğan HEPER
Bush, Erdoğan ve Büyükanıt
TÜRKİYE için çok önemli iki olay meydana geld...
Semih İDİZ
AB, TSK ile diyalog kanallarını açmalı
Son günlerde Cumhurbaşkanı'ndan Genelkurmay B...
Sami KOHEN
Dış politikada iç etkenler
GEÇMİŞ yıllarda dış politika, Türkiye'de çeş...
Hasan PULUR
Boynuz parlatan Efruz'lar çoook...
GEÇENLERDE birkaç genç geldi. Araştırma yapıy...
Derya SAZAK
Kakofoni
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Başba...
Meral TAMER
Fransızlar sabrımızı sınıyor
Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin açılmas...
Yaman TÖRÜNER
Biri bizi aldatıyor
Cari açıkla ilgili endişeler büyüyor. Endişel...
Güngör URAS
Yüksek faiz, özelleştirme, varlık satışları ekonominin gücünü eritti
Uygulanan, IMF destekli istikrar programı ucu...
M. Ali BİRAND
Bugün AB'yi dövenler, yarın mumla arayacaklar
Şu sıralarda "vur abalıya" gidiyoruz.

© 2006 Milliyet