Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Temel çelişki


Kıbrıs Prensi Alessandro Mirri di Lusignan Fas'ta öldürüldü. Bir garip giriş ve ilişki... Türkiye'nin Avrupa Birliği tam üyeliğine uzanan bir öyküdür bu. Anlatayım:
Kayıtlara göre Haçlı Seferleri sırasında Aslan Yürekli lakaplı İngiltere Kralı Richard tarafından, Kıbrıs, Kudüs'ten dışlandığı için kendine yurt arayan eski Kral Guy de Lusignan'a satılıyor. Bu parayla Haçlı Seferleri'ne finansman katkısı sağlanıyor. Yıl 1189...
Lusignan hanedanı böylece 300 yıl Kıbrıs Adası'nı yönetiyor. Sonrası... Kıbrıs, Venedikliler tarafından ele geçirilince aile önce Sakız Adası'na göçüyor. Ardından İzmir'e... Lusignan ailesi, yüzyıllarca İzmir'de daha çok Mirri'ler adıyla tanınıyor. Baba Lusignan 1960 yılına kadar Türkiye'de kalmış. Sonra... Belçika'ya göçmüş.
AB'ye uluslararası memur olarak girmiş. AB'nin genişlemeden sorumlu bölümünün Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya masasını yönetmiş. Artık, emekli. Onun görevine de yıllar sonra oğlu Alessandro Mirri di Lusignan gelmiş. Baba gibi oğul da sıkı bir Türkiye dostu idi. Kısa süre önce AB'nin Fas temsilciliğine atandı. Ne yazık ki Fas'ta eşiyle birlikte öldürüldü. Geride dört çocuk bıraktı.
...............................
Onun anısına saygı gereği öyküsünü bir kez daha yazdım. Ancak güncel tarafı da var...
..............................
TÜSİAD'ın Brüksel temsilcisi Bahadır Kaleağası şöyle yazmış:
"Alessandro Türkiye'yi derinden tanırdı. Fakat her Türkiye uzmanının düştüğü şaşkınlıklardan da kendini alıkoyamazdı. Türkiye'yi iyi anlayan bir kişi olarak, 'Nasıl olur da bu ülke bazen kendi çıkarlarına bu kadar ters gelişmelere bu kadar çok saplanabilir?' diye merak ederdi. Türk tanıdıkları kendisine bu konuya çok takılmaması telkininde bulunurdu. Zaten bizzat Türklerin de ülkede olan biteni anlamakta çoğu zaman zorlandıklarını söylerlerdi. Fakat herkes bilirdi ki, aslında bu sorgulamanın arkasında Türkiye'nin mutlaka aşması gereken bazı temel çelişkileri vardır."
Ve Kaleağası'na göre "301 vakası" bunun en belirgin örneği. 301. maddedeki Türklüğe hakaret, bu fiilden caydırmayı amaçlıyor... Hedef Türkiye için çirkin algılamaların önlenmesi.
Oysa... Tam tersi bir durum doğmuyor.
TCK 301'e dayanarak açılan her dava dünya medyasında yankılanarak döne döne yayımlanıyor. Dava konusu olan söylem ve satırlar yüzlerce kez çoğalarak milyarlarca dünyalıya ulaştırılıyor.
Böylece Türkler ve Türkiye hakkında kötü algılamalar mı önlenmiş oluyor, yoksa hiç istemeyerek o algılamaların geometrik diziyle yayılması mı gerçekleşiyor?
Ayrıca... AB ülkelerine böyle bir suçu anlatabilmek çok zor. "İngilizliğe hakaret, Belçikalı, Danimarkalı olmaya hakaret" gibi bir suç tanımı, AB ülkeleri ceza yasalarında yok.
..............................
Düşünce suçu kavramı için bazı istisnalara parantez açılmamış değil... Örneğin... Almanya'da "Nazi dönemini övmek ve Yahudi soykırımı yapılmadığını iddia etmek" suçtur.
Ama bu Federal Almanya Anayasası'na girmiştir ve savaş mahkemesinde hükme bağlanmış bir içtihattır. Bir insanlık suçundan söz edilmektedir. Buna karşılık Fransa Parlamentosu'nda bulunan "Ermenilere soykırım yapılmadığını söylemenin, yazmanın suç olmasını öngören" yasa tasarısını işaret etmeliyim. Bu ise gerçekten arızalı bir yasa maddesi. Düşünce özgürlüğünün beşiği sayılan Fransa'nın üzerine düşecek gölgedir.
Çünkü... Uluslararası mahkeme kararına dayanmıyor. Geçerli bir hukuk kaynağı yok. Saptanmış bir gerçeklik iddia edilemez. Zaten Olli Rehn de "Ermeni soykırımını tanımanın AB'ye tam üyelik için bir önkoşul olmadığı"nı söyledi.
............................
Yazının ağırlık merkezi olan TCK 301'e gelelim. Bu maddenin sürdürülmesi, öyle bir psikolojik ortam yaratıyor ki, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerine uygunluğu öngörülerek başlatılan müzakerelerin zırhı delinmekte. O delikten diğer bütün zehirli formüller akabilmekte. Ermeni, Pontus, Süryani soykırımını tanıma dayatmaları... Askerin Aşil topuğuna gönderilen oklar... Türkiye'nin bütünlüğünü zorlayabilecek öneriler... Kıbrıs'ta kantarın topuzunu kaçıran istekler...
.............................
AKP bu duyarlı maddedeki değişikliği yapacak oy çoğunluğuna sahiptir. CHP'ye ihtiyacı yoktur. Ama CHP'yi bahane ederek oy hesaplarıyla ayak sürüyor. Yerkürenin en büyük uygarlık projesinde yer alabilme şansını Türkiye ıskalayabilir. Rehn'in "1. yıldönümü, son yıldönümü olabilir" söylemi bir işarettir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Merkel ve Hıristiyan Avrupa
ALMANYA Başbakanı Sayın Merkel'e Türkiye'ye h...
Çetin ALTAN
Her kafadan çıkan tutarsız ses bolluğu
1954, yahut 55 yazında bir akşamdı. Henüz dah...
Melih AŞIK
Kaymakam gidici!
Biz bu satırları yazdığımız sırada Haluk Nadi...
Fikret BİLA
TSK'nın AB'ye ve ABD'ye verdiği mesaj
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın H...
Hasan CEMAL
Erdoğan'dan askere zeytin dalı!
Londra'dan Ankara'ya uçuyoruz salı günü öğled...
Güneri CIVAOĞLU
Temel çelişki
Kıbrıs Prensi Alessandro Mirri di Lusignan Fa...
Can Dündar
Büyük Türk meczupları
Önceki gece uçak kaçırıldığında korsanın "vi...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl sorun cari açıkta mı?
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının cari aç...
Doğan HEPER
Bush, Erdoğan ve Büyükanıt
TÜRKİYE için çok önemli iki olay meydana geld...
Semih İDİZ
AB, TSK ile diyalog kanallarını açmalı
Son günlerde Cumhurbaşkanı'ndan Genelkurmay B...
Sami KOHEN
Dış politikada iç etkenler
GEÇMİŞ yıllarda dış politika, Türkiye'de çeş...
Hasan PULUR
Boynuz parlatan Efruz'lar çoook...
GEÇENLERDE birkaç genç geldi. Araştırma yapıy...
Derya SAZAK
Kakofoni
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Başba...
Meral TAMER
Fransızlar sabrımızı sınıyor
Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin açılmas...
Yaman TÖRÜNER
Biri bizi aldatıyor
Cari açıkla ilgili endişeler büyüyor. Endişel...
Güngör URAS
Yüksek faiz, özelleştirme, varlık satışları ekonominin gücünü eritti
Uygulanan, IMF destekli istikrar programı ucu...
M. Ali BİRAND
Bugün AB'yi dövenler, yarın mumla arayacaklar
Şu sıralarda "vur abalıya" gidiyoruz.

© 2006 Milliyet