Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Büyük Türk meczupları


Önceki gece uçak kaçırıldığında korsanın "vicdani retçi" olduğu açıklanınca birlikte TV izlediğimiz AKP'li Burhan Kuzu derin bir nefes aldı.
Öyle ya, Papa'nın özür dilemesini isteyecek bir şeriatçı, hem dünyayı hem Türkiye'yi gerer, faturayı da "İrtica tehdidi yok" diyen hükümet öderdi.
Lakin korsan hakkında gelen bilgiler, "vicdani retçi"den çok "meczup" tanımına uyuyor.
Ablasına göre "Kur'an-ı Kerim'i elinden bırakmaz, namazını atlamaz"mış.
Kulağının arkasına da Atatürk'ün imzasının dövmesini yaptırmış. Askerlik kapıya dayanınca din değiştirmiş, Papa'ya mektup yazıp, "Müslüman bir orduya hizmet etmem. Bana yardım et" demiş.
Arnavutluk'a sığınınca şehrindeki Asker Alma Dairesi'ni telefonla arayıp "Hadi kapasiteniz varsa gelin de alın beni" diye dayılanmış.
Türkiye'ye gönderildiği uçakta, o telefona çıkanların kendisini beklediklerini düşünmüş olmalı...
* * *
1970'lerde FKÖ'nün dünyaya sesini duyurmak için uyguladığı uçak kaçırma eylemi, bizde pek gündelik meseleler için kullanılır oldu.
1998'de ucunda fitil bulunan bir oyuncak ayıyla Adana-Ankara uçağını kaçıran Mehmet Dağ, Cezayir'deki olayları protesto ediyordu.
Aynı yıl Ankara-İstanbul uçağını, oyuncak tabancayla kaçıran İhsan Akyüz, türbanı serbest bırakmayan hükümete kızmıştı.
Yine 98'de Lefkoşa-Nakara uçağını el bombası şeklindeki çakmakla kaçıran Mehmet Ertürk ise iş için Almanya'ya gitmek istiyordu.
Tabii meczuplar listesine 1998'de "Kocam beni pavyona satıyor" diyerek Cumhurbaşkanlığı Köşkü önünde soyunan milletvekili gelinini, 1999 10 Kasım'ında Anıtkabir'de "Yaşasın Mesih Menderes" diye Kur'an sallayan temizlik işçisini, önceki ay Genelkurmay önünde silahla yakalanan ruh hastasını ve geçen ay Ankara'daki bir kiliseyi kurusıkı tabancayla basıp, "Papa gelirse burayı havaya uçururum" diyen Konyalı işsizi de eklemek lazım.
Anlaşılan o ki, uçakları korumak zor; biz aklımızı koruyalım.

Elif Şafak ne dedi?
Bu köşede kişisel polemiklere girmemeye özen gösteriyorum. Ama mesleki bir ilke sorunundan ötürü değinmeden geçemeyeceğim.
Mevzu şu:
20 Eylül tarihli Vatan'da Ruhat Mengi bir yazı yazdı.
Elif Şafak'ın "ABD'ye gelince Zoryan Enstitüsü beni eğitti, soykırım olayını çözüverdim" dediğini öne sürdü.
Ardından 24 Eylül'de Hürriyet'te Özdemir İnce bu ifadeyi doğru kabul edip köşesine taşıdı ve tartıştı.
Geçen hafta NTV'deki "Neden" programında konuğum olan Vural Savaş da aynı cümleleri referans aldı.
Programa telefonla katılan Elif Şafak "Bu cümleleri söylemedim" derken, Ruhat Mengi bağlanıp "Bu cümleler Washington Post'ta yayımlanmıştır" dedi.
25 Eylül 2005 tarihli Post'taki ifadeyi buldum. Aynen şöyle diyor:
"2002'de ABD'ye gittikten ve Ermeni-Türk entelektüellerin ortak çalışmasına katıldıktan sonradır ki, 1915'ten başlayarak Türklerin 1,5 milyon Ermeniyi öldürdükleri ve yüzlerce, binlercesini evlerinden sürdükleri ithamıyla ciddi şekilde yüzleşme ihtiyacı hissettim. Toronto'da Zoryan Enstitüsü'nün Ermeni arşivlerinde kayıtlı röportaj bantlarını izledim."
Mengi geçen hafta bu konuda 4 yazı daha yazdı ama yukarıdaki cümleden nasıl olup da "Zoryan beni eğitti, soykırımı çözüverdim" ifadesini çıkarıp Şafak'a atfen, tırnak içinde verebildiğini yazmadı.
Herkes herkesi eleştirebilir, ama bu kadar hassas bir konuda şimşekleri birinin üzerinde toplarken suçlamamıza dayanak teşkil eden ifadelere özen göstermemiz gerekmez mi?

can.dundar@e-kolay.net







Taha AKYOL
Merkel ve Hıristiyan Avrupa
ALMANYA Başbakanı Sayın Merkel'e Türkiye'ye h...
Çetin ALTAN
Her kafadan çıkan tutarsız ses bolluğu
1954, yahut 55 yazında bir akşamdı. Henüz dah...
Melih AŞIK
Kaymakam gidici!
Biz bu satırları yazdığımız sırada Haluk Nadi...
Fikret BİLA
TSK'nın AB'ye ve ABD'ye verdiği mesaj
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın H...
Hasan CEMAL
Erdoğan'dan askere zeytin dalı!
Londra'dan Ankara'ya uçuyoruz salı günü öğled...
Güneri CIVAOĞLU
Temel çelişki
Kıbrıs Prensi Alessandro Mirri di Lusignan Fa...
Can Dündar
Büyük Türk meczupları
Önceki gece uçak kaçırıldığında korsanın "vi...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl sorun cari açıkta mı?
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının cari aç...
Doğan HEPER
Bush, Erdoğan ve Büyükanıt
TÜRKİYE için çok önemli iki olay meydana geld...
Semih İDİZ
AB, TSK ile diyalog kanallarını açmalı
Son günlerde Cumhurbaşkanı'ndan Genelkurmay B...
Sami KOHEN
Dış politikada iç etkenler
GEÇMİŞ yıllarda dış politika, Türkiye'de çeş...
Hasan PULUR
Boynuz parlatan Efruz'lar çoook...
GEÇENLERDE birkaç genç geldi. Araştırma yapıy...
Derya SAZAK
Kakofoni
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Başba...
Meral TAMER
Fransızlar sabrımızı sınıyor
Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin açılmas...
Yaman TÖRÜNER
Biri bizi aldatıyor
Cari açıkla ilgili endişeler büyüyor. Endişel...
Güngör URAS
Yüksek faiz, özelleştirme, varlık satışları ekonominin gücünü eritti
Uygulanan, IMF destekli istikrar programı ucu...
M. Ali BİRAND
Bugün AB'yi dövenler, yarın mumla arayacaklar
Şu sıralarda "vur abalıya" gidiyoruz.

© 2006 Milliyet