Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Asıl sorun cari açıkta mı?


Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının cari açık olduğu düşünülüyor. Ekonomi gündeminde en çok yer alan konu bu. Doğru da. Meseleye döviz dengesi açısından bakıldığında sorun cari açıkta. Çünkü açığın gerektirdiği finansmanı borçlu bir ülkenin bulması kolay değil. Ve Türkiye'nin de yüklü borçları var.
Önce sorunun neden önemli olduğunu açıklayalım. Birincisi, cari açığı döviz cinsinden hesaplıyor ve riski hesaplarken bunu döviz cinsine çevirdiğimiz milli gelire bölüyoruz. Eğer yüzde 5'i geçerse canımız sıkılıyor.
Diyelim ki, döviz kuru zıpladı ve cari açık çok az düzeldi. Bu durumda risk daha da yükselerek canımızı daha da sıkacaktır. Nitekim 2006 yılı başındaki cari açık riskimiz bugüne göre daha fazladır.

Risk büyüyor
Rakamlara dökelim. 2005 yılında cari açığın milli gelire oranı yüzde 6,4'tü. 2006'nın ilk çeyreğinde bu oran yüzde 6,8'e çıktı. Yani bir miktar büyüdü. Milli gelirde bir miktar gelişme oldu, ama cari açık daha fazla büyüdü. Döviz kuru da aynı düzeydeydi. 2006'nın ilk yarısına gelindiğinde milli gelir reel olarak yine büyüdü. Ancak döviz kuru değiştiğinden dolar olarak ifade edildiğinde daraldı. Cari açık da büyüdüğünden risk yüzde 8,8'e çıktı. Şimdi bu yeni döviz kuru düzeyiyle cari açık daralmazsa, daha büyük bir riskle karşı karşıya olunduğunu gösteriyor.
Cari açık bir akım değer. Ancak sürdükçe dış borç yükü artıyor. Dış borcun milli gelire oranı 2002 yılında yüzde 77,5'ti. 2006 yılının ilk çeyreğine gelindiğinde bu oran yüzde 50'nin altındaydı. İlk bakışta bu olumlu sayılabilir. Oysa bu dönemde milli gelir reel olarak sadece yüzde 25, borç rakamı ise yüzde 42 büyümüş. Bu hafta açıklanan dış borç verisi ise 2002'den bu yana artışın yüzde 49 olduğunu gösteriyor.
Demek ki borçluluk düzeyi ciddi anlamda kötüleşiyor. Diğer yandan da borcun içindeki kısa vadeli borçlanma hızla artıyor. Oysa biz giderek cari açığın doğrudan yabancı sermaye gibi kalıcı yolla finanse edildiği kanısındayız.

Hem şanslıydık hem de şanssız
Cari açık konusunda bir şansımız uluslararası konjonktür. ABD'nin tasarruf açığının ötesinde bir küresel tasarruf ya da likidite ortaya çıkıyor. Bu da açığın finansmanını kolaylaştırıyor. Bu bizim son beş yıldır en önemli avantajımız oldu. Ancak bu bir yandan finansman kolaylığı sağlarken, dünyadaki süregelen bir başka konjonktür cari açığı da besledi. O da petrol, demir ve altın fiyatlarının uçup gitmesi.
Bugün ortaya çıkan cari açığın neredeyse yarısı petrol, demir ve altın fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor. Yani bu fiyatlar daha makul düzeylerde kalsaydı, cari açık milli gelir içinde yüzde 3-4 düzeyinde olacaktı. Bu nedenle cari açığı düşürmek için iç talebi düşürmek, büyüme hızını kesmek fikri tam olarak yeterli değil. Çünkü doğru değil.
Özetlersek, cari açık gerçekten ciddi bir risk haline geldi. Dış borçlar hızla artıyor. Cari açığın neden arttığı ise ortada. Döviz gelirlerinde bir sorun yok. Başta ihracat olmak üzere tüm döviz gelirleri hızla artıyor. Ancak ithalattaki artış daha hızlı. İşte eğilinmesi gereken konu da bu. Daha yüksek bir büyüme hızının nasıl daha düşük bir ithalatla gerçekleştirilebileceği kısacası işin özünü oluşturuyor.

20022003200420052006 Q12006 Q2
T.Dış Borç (m. $)130.164145.000162.261170.594185.019193.600
Kısa vadeli oranı12,6%15,9%20,1%22,4%22,3%21,1
Dış borç/ Milli Gelir77,557,052,047,049,759,6
MB FX Rezervleri/Dış Borç21,624,323,230,632,530,5


hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Merkel ve Hıristiyan Avrupa
ALMANYA Başbakanı Sayın Merkel'e Türkiye'ye h...
Çetin ALTAN
Her kafadan çıkan tutarsız ses bolluğu
1954, yahut 55 yazında bir akşamdı. Henüz dah...
Melih AŞIK
Kaymakam gidici!
Biz bu satırları yazdığımız sırada Haluk Nadi...
Fikret BİLA
TSK'nın AB'ye ve ABD'ye verdiği mesaj
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın H...
Hasan CEMAL
Erdoğan'dan askere zeytin dalı!
Londra'dan Ankara'ya uçuyoruz salı günü öğled...
Güneri CIVAOĞLU
Temel çelişki
Kıbrıs Prensi Alessandro Mirri di Lusignan Fa...
Can Dündar
Büyük Türk meczupları
Önceki gece uçak kaçırıldığında korsanın "vi...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl sorun cari açıkta mı?
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının cari aç...
Doğan HEPER
Bush, Erdoğan ve Büyükanıt
TÜRKİYE için çok önemli iki olay meydana geld...
Semih İDİZ
AB, TSK ile diyalog kanallarını açmalı
Son günlerde Cumhurbaşkanı'ndan Genelkurmay B...
Sami KOHEN
Dış politikada iç etkenler
GEÇMİŞ yıllarda dış politika, Türkiye'de çeş...
Hasan PULUR
Boynuz parlatan Efruz'lar çoook...
GEÇENLERDE birkaç genç geldi. Araştırma yapıy...
Derya SAZAK
Kakofoni
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Başba...
Meral TAMER
Fransızlar sabrımızı sınıyor
Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin açılmas...
Yaman TÖRÜNER
Biri bizi aldatıyor
Cari açıkla ilgili endişeler büyüyor. Endişel...
Güngör URAS
Yüksek faiz, özelleştirme, varlık satışları ekonominin gücünü eritti
Uygulanan, IMF destekli istikrar programı ucu...
M. Ali BİRAND
Bugün AB'yi dövenler, yarın mumla arayacaklar
Şu sıralarda "vur abalıya" gidiyoruz.

© 2006 Milliyet