Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB, TSK ile diyalog kanallarını açmalı


Son günlerde Cumhurbaşkanı'ndan Genelkurmay Başkanı'na kadar herkes eteğindeki taşı döktü. Buna Türkiye'deki AB temsilcisi Hans Jorg Kretschmer de dahil. Şimdi bir "suhulet" dönemine girmekte olduğumuzu gösteren işaretler var.
ABD ve İngiltere'yi ziyaret eden Başbakan Erdoğan ve çevresinin uçakta gazetecilere yansıttıkları da bunu gösteriyor. Hükümetin askeriye ile bir polemiğe girmeyeceği, aksine ilişkileri yumuşatmaya çalışacağı anlaşılıyor.
İzlenimlerim, AB kanadının da TSK ile - dolayısıyla Türkiye ile - bu konuda yıpratıcı bir diyaloğa girme heveslisi olmadığı yönündedir. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın sert açıklamalarını "alttan alması," ayrıca TSK'nın "profesyonelliğine" duyduğu "saygıyı" ifade etmesi de bunun kanıtı.

Kayıpların değeri artıyor
Bütün bunlar, tarafların görüşlerini değiştirecekleri anlamına gelmez tabii. Ancak işin önemli yanı şudur: "Eski günlerde" bu tartışmalar karakolda biterken şimdi işi sokağa dökme eğilimi pek yok. Bu da kanımca, ortam ne kadar gerilirse gerilsin, bir "ortak paydanın" oluştuğunu gösteriyor.
Peki nedir bu ortak payda? Elbette ki ülkedeki göreli istikrarı bozmamak arzusu. Evet, Türkiye bugün büyük meselelerle karşı karşıya. Bu doğru. Başında ciddi bir terör belası da var. Fakat kimse bugünkü Türkiye'nin yirmi otuz yıl öncesinin Türkiye'si olduğunu iddia edemez.
Özetle, Türkiye büyüdükçe istikrarsızlık nedeniyle kaybedeceklerimizin değeri de artıyor. Aklı başında olan herkes bunun farkında.

AB gerginlik istemiyor
Olli Rehn'in Ankara ziyareti vesilesiyle iki gündür AB kaynakları ile iç içeyim. İtiraf etmeliyim ki, başta Yaşar Paşa'nın konuşmasına sert yanıt vereceklerini düşündüm. Fakat, dediğim gibi, eğilim "gerginliği artırmamaktan" yana.
Nedeni de malum. AB Komisyonu Türkiye ile gerçekten bir tren kazası istemiyor. Trenin şu veya bu şekilde istasyona varması gerektiğine inanıyor. Çünkü, Avrupa kamuoyu ve onu yönlendiren sağ ve solun çapsız politikacıları bir yana, "konunun erbabı" Türkiye'nin Avrupa için artan öneminin farkında.
Bunun Türkiye'nin "enerji koridoru" olmasından Avrupa ile İslam dünyası arasındaki ilişkiye, Ortadoğu'nun istikrarından, Avrupa'nın üzerine dev gibi gelen Çin'in artan ekonomik gücü karşısında yeni işbirliği cephelerinin acilen açılması gereğine kadar bir dizi nedeni var.

Kabil'e gidiyor ama diyaloğu yok
Bitirmeden bir hususa işaret etmek istiyorum. Kâbil'e tayini çıkan Büyükelçi Kretschmer'in buradaki görevi sırasında Genelkurmay Başkanlığı ile sağlıklı bir diyalog oluşturamamış olmasını garipsediğimi söylemeliyim.
Oysa bu temaslar, Olli Rehn'in de şikâyet ettiği "yanlış anlamaları" önlerdi. Umarım "suhulet" beklediğimiz yeni dönemde bu "handikap" da aşılır. Çünkü tarafların birbirlerine anlatacakları çok şey var.
Bunların basın veya düşünce kuruluşlarının raporları yoluyla değil, doğrudan temaslar yoluyla anlatılması en sağlıklı yol olsa gerek.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Merkel ve Hıristiyan Avrupa
ALMANYA Başbakanı Sayın Merkel'e Türkiye'ye h...
Çetin ALTAN
Her kafadan çıkan tutarsız ses bolluğu
1954, yahut 55 yazında bir akşamdı. Henüz dah...
Melih AŞIK
Kaymakam gidici!
Biz bu satırları yazdığımız sırada Haluk Nadi...
Fikret BİLA
TSK'nın AB'ye ve ABD'ye verdiği mesaj
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın H...
Hasan CEMAL
Erdoğan'dan askere zeytin dalı!
Londra'dan Ankara'ya uçuyoruz salı günü öğled...
Güneri CIVAOĞLU
Temel çelişki
Kıbrıs Prensi Alessandro Mirri di Lusignan Fa...
Can Dündar
Büyük Türk meczupları
Önceki gece uçak kaçırıldığında korsanın "vi...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl sorun cari açıkta mı?
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının cari aç...
Doğan HEPER
Bush, Erdoğan ve Büyükanıt
TÜRKİYE için çok önemli iki olay meydana geld...
Semih İDİZ
AB, TSK ile diyalog kanallarını açmalı
Son günlerde Cumhurbaşkanı'ndan Genelkurmay B...
Sami KOHEN
Dış politikada iç etkenler
GEÇMİŞ yıllarda dış politika, Türkiye'de çeş...
Hasan PULUR
Boynuz parlatan Efruz'lar çoook...
GEÇENLERDE birkaç genç geldi. Araştırma yapıy...
Derya SAZAK
Kakofoni
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Başba...
Meral TAMER
Fransızlar sabrımızı sınıyor
Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin açılmas...
Yaman TÖRÜNER
Biri bizi aldatıyor
Cari açıkla ilgili endişeler büyüyor. Endişel...
Güngör URAS
Yüksek faiz, özelleştirme, varlık satışları ekonominin gücünü eritti
Uygulanan, IMF destekli istikrar programı ucu...
M. Ali BİRAND
Bugün AB'yi dövenler, yarın mumla arayacaklar
Şu sıralarda "vur abalıya" gidiyoruz.

© 2006 Milliyet