|
Kakofoni
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Başbakan Erdoğan'ın Beyaz Saray ziyareti nedeniyle bulunduğu Washington'da gazetecilerin "Türkiye'de irtica tehlikesi görüyor musunuz?" sorusu üzerine şöyle konuşmuş: "Türkiye'de iç politika ve medyada her zaman belli miktar kakofoni olsa bile, ufukta benim güçlü, laik, istikrarlı bir demokrasi olarak Türkiye'nin geleceğinden kaygı duymamı gerektiren hiçbir şey yok!"
Büyükelçi Wilson'ın "kakofoni" diye nitelediği tartışmalar, 2007'de AB ile müzakerelerin devamından Çankaya'ya, Kıbrıs, Kürt sorunu, PKK gibi önemli sorun alanlarında çözüm arayışlarından genel seçimlere 2007'nin hayli sıcak gündemini oluşturuyor. Tartışmaların sınırları Ankara'dan Brüksel'e uzanıyor. Genelkurmay karargâhı da "iç politika"ya aktif biçimde dahil oldu. Kuvvet Komutanları ve Büyükanıt Paşa sırayla konuştular. Sivil-asker ilişkileri AB'nin de gündeminde.
TESEV'in "Almanak Türkiye: Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözetim" adlı çalışmasının sunumunda AB Temsilcisi Kretschmer'in eleştirileri, Genelkurmay'ın sert tepkisine yol açtı.
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn'in verdiği "tren kazası" mesajı da önemliydi. Kasımdaki İlerleme Raporu'ndan önce Türkiye'ye gelen Rehn, TCK'nın 301'inci maddesinin kaldırılmasını isteyerek şöyle konuştu: "Bir dostunuz olarak söylüyorum, son 12 ayda reformlar yavaşladı. Tren kazasından kurtaracak yolları Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül ile ele alacağız."
Olli Rehn bunları söylerken, ABD Başkanı Bush'la görüştükten sonra Londra'ya uğrayan Başbakan Erdoğan, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in konuğu oluyordu. İç ve dış politikadaki bu trafik yoğunlaşarak sürecek. Almanya Şansölyesi Merkel, İstanbul'da AKP'nin "iftar"ına katılacak.
Hava korsanının eylemi ürkütmezse Papa da yakında gelecek.
Bu yoğunluk arasında, ilgili tüm tarafların "tartışmaya" girmesini demokrasi kültürünün bir parçası saymak varken, Amerikan Büyükelçisi'nin "kakofoni"den yakınması, Bush'un "saçmalıkları"na tahammül gösteren Türkiye kamuoyu açısından talihsiz bir durumdur. ABD Büyükelçisi kendi kafa karışıklığını iç politika ve medyadaki "kakofoni"yle açıklamaya çalışmakta, "laiklik" tartışmasını hafife almaktadır.
Başbakan ve Dışişleri Bakanı'nın eşlerinin, Sümeyye Erdoğan'la birlikte Laura Bush'la çektirdikleri "hatıra fotoğrafı" ülkedeki değişimin göstergesidir.
Erdoğan Çankaya'ya çıkarsa türbanlı "first lady"ye de alışacağız!
2007 zor bir yıl olacak. Oyları yüzde 26'ya düşen iktidar partisi seçime gitmeden cumhurbaşkanını nasıl seçecek?!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|