Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 05 Ekim 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Bugün AB'yi dövenler, yarın mumla arayacaklar


Şu sıralarda "vur abalıya" gidiyoruz.

Bütün sorunlarımızı Avrupa Birliği'ne yüklüyerek kendimizi moral açıdan tatmin ediyoruz. Aslında yaptığımızın çok saçma ve yanlış olduğunu biliyoruz, ancak koşullar bizi bu kolaycılığa itiyor. Ucuz bir muhalefet oyunu oynuyoruz. Sorumsuzca, ülkenin geleceğini zedeliyoruz. Aklı başında itirazlarda bulunup, işimize gelmeyen dayatmalara karşı çıkılsa canım yanmayacak. Oysa, AK Parti iktidarına muhalefet etme adına, AB dövülüyor.

Yarın AB süreci biter veya bitme noktasına gelirse ne olacak? Türk kamuoyu ilgisini keserse nasıl bir durumla karşı karşıya kalırız dersiniz ?

Gelin birkaç örnekle konuşalım.

Başta CHP gibi, Atatürk'ün laik ve demokratik bir Türkiye yaratma rüyasının savunucuları (nedense şimdiki isimleri Ulusalcılar oldu) AB'yi kendilerine baş düşman ilan ettiler. Bağımsızlığımızı yok eden, ülkeyi bölmeye hazırlanan bir kuruluş olarak gösterdiler ve AB'den gelen her öneriyi taşlamaya başladılar.

Sorarım sizlere, yarın AB ile tam üyelik beklentisini koparmış ve büyük denizlere tek başına açılmış bir Türkiye'de hangi güç gerçek demokrasiyi, fikir özgürlüklerini savunabilir? Kim yasaların değişmesini sağlar?

Türkiye toprak bütünlüğünü, yani PKK terörüne karşı mücadelesini acaba AB'siz tek başına mı daha etkili koruyabilir, yoksa PKK terörüne karşı tutum almış 25 ülkeli bir kuruluşun içine girdiğinde mi koruyabilir?

Türk ekonomisinin düzlüğe çıkmasının yolu, AB'ye tam üyeliktir.

Türkiye'ye İslam dünyasında farklı gözle bakılmasının, prestijinin ve ağırlığının artması da, yine AB ile olan ilişkilerine bağlıdır. Şu anda bile bunları yaşamıyor muyuz? Görmüyor muyuz?

Bir an için düşünün…

AB ile bu süreç askıya alınmış, tam üyelik olasılığı tümüyle bitmiş. Türkiye kendi başına kalmış. Işte o zaman bugün AB- Türkiye ilişkilerini yerden yere vuranların paniğini tahmin edebilirsiniz.

CHP'liler sudan çıkmış balığa dönmenin pişmanlığını duyacak, Ulusalcılar nereye yapışacaklarını bilemeyecekler, bugün sert konuşmalar yapan askerler Avrupa savunma sisteminin dışında kalıp kara kara düşüneceklerdir. O zaman bu ilişkileri çok arayacaklar, ancak çok geç olacak.

AB'NİN HER DEDİĞİ DOĞRU DEĞİLDİR

AB'nin her dediği doğru değildir.

AB'nin her istediğini kabullenmemiz de söz konusu değildir. Onlar da tabi ki kendi çıkarlarını korurlar. Benim anlatmak istediğim bambaşka bir nokta.

Benim önerdiğim, temel noktalarda, prensiplerde anlaşmak, sonrasında ise gerekiyorsa, sıkı bir pazarlık yapmaktır.

İşte bundan dolayı, Avrupa Komisyonu ve Genişlemeden Sorumlu Komiser'i Olli Rehn'in söylediklerini tersten okumaya hiç gerek yok. Avrupa Birliği içinde Türkiye'ye tarafsız yaklaşan ve bu projenin başarısını isteyen tek kurum AB Komisyonu'dur. Onları ne kadar yanımıza çekersek, o kadar başarılı oluruz.
Ancak önce kendi kendimize barışalım. Kendi kendimizle kavgayı bırakalım ve ne istediğimizi iyi kararlaştıralım.

Gerisi kolay gelir.

* * *

KAKOFONİ, ÇOK YERİNDE BİR SAPTAMA

Amerikan Büyükelçisi son derece doğru bir saptamada bulunmuş. Bunu bizler de biliyoruz da, dışardan bakan bir kişi daha rahat parmağını basıyor galiba...

Türkiye'deki tartışmaları "Kakofoni" olarak nitelemiş.

Bu kelimenin lügat anlamı ve yorumunu Hakkı Devrim ustaya sordum. Lügata göre Kakofoni "Kulağa hoş gelmeyen seslerin, bir kelime veya cümlede yan yana gelmesi." Halk arasında da daha çok "ses karmaşası olduğu için, karışık mesajların verildiği ancak doğru dürüst anlaşılamayan", konuşmalar diye bilinir.

Aslında, kamuoyundaki tartışmalarımızın büyük bölümü gerçekten bir Kakofoni. Kimin ne dediği doğru dürüst anlaşılamıyor. Üstü kapalı ne anlama glediği tam çözülemeyen sözler ediliyor. Ilgisiz örnekler veriliyor. Sonunda, herşey havada kalıyor. Bir süre sonra aynı konu, aynı Kakofoni içinde yeniden tartışılıyor. Herhalde hoşumuza gidiyor ki, bu kısır döngüden kurtulamıyoruz.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Merkel ve Hıristiyan Avrupa
ALMANYA Başbakanı Sayın Merkel'e Türkiye'ye h...
Çetin ALTAN
Her kafadan çıkan tutarsız ses bolluğu
1954, yahut 55 yazında bir akşamdı. Henüz dah...
Melih AŞIK
Kaymakam gidici!
Biz bu satırları yazdığımız sırada Haluk Nadi...
Fikret BİLA
TSK'nın AB'ye ve ABD'ye verdiği mesaj
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın H...
Hasan CEMAL
Erdoğan'dan askere zeytin dalı!
Londra'dan Ankara'ya uçuyoruz salı günü öğled...
Güneri CIVAOĞLU
Temel çelişki
Kıbrıs Prensi Alessandro Mirri di Lusignan Fa...
Can Dündar
Büyük Türk meczupları
Önceki gece uçak kaçırıldığında korsanın "vi...
Hurşit GÜNEŞ
Asıl sorun cari açıkta mı?
Türkiye ekonomisinin yumuşak karnının cari aç...
Doğan HEPER
Bush, Erdoğan ve Büyükanıt
TÜRKİYE için çok önemli iki olay meydana geld...
Semih İDİZ
AB, TSK ile diyalog kanallarını açmalı
Son günlerde Cumhurbaşkanı'ndan Genelkurmay B...
Sami KOHEN
Dış politikada iç etkenler
GEÇMİŞ yıllarda dış politika, Türkiye'de çeş...
Hasan PULUR
Boynuz parlatan Efruz'lar çoook...
GEÇENLERDE birkaç genç geldi. Araştırma yapıy...
Derya SAZAK
Kakofoni
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Başba...
Meral TAMER
Fransızlar sabrımızı sınıyor
Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin açılmas...
Yaman TÖRÜNER
Biri bizi aldatıyor
Cari açıkla ilgili endişeler büyüyor. Endişel...
Güngör URAS
Yüksek faiz, özelleştirme, varlık satışları ekonominin gücünü eritti
Uygulanan, IMF destekli istikrar programı ucu...
M. Ali BİRAND
Bugün AB'yi dövenler, yarın mumla arayacaklar
Şu sıralarda "vur abalıya" gidiyoruz.

© 2006 Milliyet