Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Ekim 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İrtica var, yok dizisi: 2
Darbe tamtamları ile seçim havası!


Darbe tamtamları ile demokrasi yollarında yürünmez, seçim havası çalınmaz! Bu ülkede darbe tamtamlarıyla seçime girenler her seferinde hüsrana uğramışlardır.
Darbeler tarihi böyle yazar.
27 Mayıs, DP'yi yıktı.
Ama asker, DP'nin uzantısı olan AP'nin Demirel liderliğinde iktidara yükselişini engelleyemedi.
12 Mart farklı olmadı.
Askeri müdahaleye karşı çıkan CHP lideri Ecevit ilk seçimde birinci parti oldu.
12 Eylül de farklı değildi.
Darbe liderleri, Turgut Sunalp Paşa'nın partisini işaret ettiler ama seçimi kazanan yüzde 45'le Turgut Özal oldu.
Ya 28 Şubat postmodern darbesi?
Hapse attığı Tayyip Erdoğan dört yıldır Başbakanlık koltuğunda oturuyor.
O, bugün de istenmeyen adam!
İrtica ile özdeş kılınmış durumda. Erdoğan'la AKP'yi kösteklemek için darbe tamtamları çalınıyor. İrtica kapıda bağırışlarıyla kampanya başlatılıyor.
Kime yarar bu kampanya?..
Düşündünüz mü?
Ya ters teperse?..
İrtica cinneti böyle giderse, hiç kuşkunuz olmasın, bu hava seçim sandığında, seçmen tabanında AKP'ye yarar. AKP kurmaylarının darbe tamtamlarından pek öyle rahatsız oldukları söylenemez.
Dikkat edin, Doğru Yol Partisi irtica kampanyasından uzak duruyor. Genel Başkan Mehmet Ağar da, yardımcıları da mesafe koyuyorlar.
Bahçeli'nın MHP'si de farklı değil. İrtica yerine bölücülük penceresinden bağırıyor hükümete...
Bir tek CHP lideri Baykal var, askerci koroya katılan... İktidarı hâlâ süngünün, namlunun ucunda sanan...
Yazık!
1950'lerden, 1960'lardan dersini mi alamadı? Yoksa oportünizmin sularında mı yüzüyor?
Bilemiyorum.
Oysa, 27 Mayıs yüzünden askerci damgası yiyen ve sürekli seçim kaybeden CHP'yi halkın gözünde bu raydan çıkarıp, iktidar yürüyüşüne başlatan, Ecevit'le birlikte CHP'ye 1973 ve 1977 seçimlerini kazandıran Mülkiye Cuntası'nda Baykal da vardı.
Anlaşılan o ki:
Artık Baykal demokrasinin zahmetli yollarında yürümek istemiyor. Kim bilir, belki geçen yıllar onun da sabrını tüketti. Belki bu yüzden askerciliğin kolaylığına kendini kaptırıyor.
Baykal son seçimlerde Kemal Derviş'li bir vitrin düzenlemesiyle son anda yüzde 20'yi yakalamıştı. Bu kez tam ters sulara dalıyor. Demokratlığa, sosyal demokratlığa yan çizerek ulusalcı-milliyetçi cephelere açılıyor.
Oportünizm dediğim bu.
Ama bu oportünizm ya da askerci kolaycılık bazı çevrelerde bayağı yaygın. Madem seçim sandığından askerin istediği çıkmıyor, o zaman bu oyunun adı demokrasi olamaz diyenler var. Seçim sandığından askerin istediği çıkıncaya kadar demokrasi oyununa son verelim, daha uzun süreli mıntıka temizliği yapalım diyenler var.
Kestirmeden gitmek istiyorlar.
Demokrasi kültüründen yoksun oldukları için öyle. Demokrasinin bir süreç olduğunu, bata çıka öğrenildiğini, sabır ve zaman gerektirdiğini bilmedikleri için öyle.
Gerçeğin kendi tekellerinde olduğunu sandıkları için öyle. Gerçeğin bir değil, bin yüzü olduğunun farkında olmadıkları için öyle.
İngiliz düşünürü Isaiah Berlin'in deyişiyle:
"Yalnızca kendi görüşünün haklı olduğunu sanmak, ürkütücü ve tehlikeli bir ukalalıktır. Bir tek senin gözün gerçeği görüyor! Diğerleri sana karşıysa, haklı olamazlar! Bu tutum insanı şuna inandırır: Tek bir amaç vardır ve o amaç uğruna her acıya katlanılır. Ya da senden farklı düşünenlere her türlü acı çektirilir."
Kısacası:
Darbe tamtamlarıyla demokrasi yollarında yürünmez!
Bu yöntem hep ters tepti ülkemizde. Hep aynı şeyleri yapıp yapıp da, farklı bir sonuç çıkmasını bekleyenlere ne derler, biliyor musun:
Ahmak!
İrtica var yok dizisinde son yazı yarın.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürk'ten bazı izler
ANKARA'DA Milli Kütüphane'deyim. "Atatürk, Am...
Çetin ALTAN
Kent kent, hatta semt semt AB üyesi olunabilseydi
Fenerbahçe Parkı'nın girişinde, boyunları omu...
Melih AŞIK
Fransa'ya mektup
Fransız Meclisi'nde 12 Ekim'de tartışılacak o...
Fikret BİLA
Milli Savunma Bakanı da rahatsız
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Hansjörg Krets...
Hasan CEMAL
Darbe tamtamları ile seçim havası!
Darbe tamtamları ile demokrasi yollarında yür...
Güneri CIVAOĞLU
Atatürk / Anatürk
Atatürk'ün ölümünden 4 yıl önce 24 Kasım 1934...
Can Dündar
Yabancı gözüyle
Son günlerde Ankara'daki birkaç davette yaba...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversitelerimiz ne kadar özerk?
Üniversiteler özerkliğin sembolüdür. Bir ülke...
Semih İDİZ
Çiçek İsviçreli bakana nasıl takıldı?
Fransız Parlamentosu sayesinde, Ermeni soykır...
Sami KOHEN
Yolları açık olsun
Mehmetçik, Lübnan'daki misyonu için yola çıkt...
Hasan PULUR
Neler konuşuldu?
ACABA Başkan Bush ile Tayyip Erdoğan ne konuş...
Derya SAZAK
Almanak
TESEV'in hazırladığı 'Güvenlik Almanağı'na ya...
Meral TAMER
Çiçek: AB'ye kendimizi tanıtamıyoruz
TÜSİAD, Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin...
Tamer HEPER
Dağ başındayız
Geçenlerde Taksim-Levent arasında çalışan met...
Yaman TÖRÜNER
Türk parasında Güneydoğu mu?
Cebinizden bir 20 Yeni Türk Lirası çıkarın. A...
Güngör URAS
Umut Can (13) haksızlıkları önlemek için 'hâkim' olacak
Umut Can 13 yaşında. Zeytinburnu'nda Celalett...
M. Ali BİRAND
Türkiye bir dostunu daha kaybediyor
Türkiye'nin, Avrupa Birliği ile tam üyelik mü...

© 2006 Milliyet