Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Ekim 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Atatürk / Anatürk


Atatürk'ün ölümünden 4 yıl önce 24 Kasım 1934'te özel bir yasa, Gazi Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadını verdi. Bu yasa ve Mustafa Kemal'in "Atatürk" soyadı Ankara Radyosu'nda açıklanırken, spikerin bir dil sürçmesi nedeniyle, yayın sırasında "Anatürk" diye okundu.
Bu dil sürçmesi belki de bilinç dışı bir gerçekle bağlantılıydı.
"Psikanaliz"de karizmatik liderlerin, onları izleyenler tarafından hem baba, hem de anne olarak algılandıkları hakkında pek çok bilgi var. (*)
...................
Atatürk, sabahın alacakaranlığında daha çocukluk arkadaşı Nuri Conker'le at binerdi. Bugün "Anıtkabir"in bulunduğu çıplak tepeye giderlerdi, atlarının sırtında soluklanırlardı. Oradan güneşin Hüseyin Gazi sırtlarından doğuşu çok güzeldir.
Acaba o tepeye gömüleceğini hiç aklından geçirmiş miydi?
...................
Küçük Mustafa'nın daha önce doğan kardeşleri hep ölüyordu. Bunlardan Ahmet'in cesedi kıyıya ya da dereye yakın bir yere gömülmüştü.
O gece mezarı sel basmış ve ceset gömüldüğü yerden çıkmıştı. Cesedi yabani hayvanlar paramparça etmişti.
Küçük Mustafa, ölen kardeşlerinin kaderini yaşamaktan ve kronik bir şekilde yas tutmakta olan bir anneye sahip olmaktan kendini korumak amacıyla "kendi iç gücüne" dönmüştü.
Çocuk zeki ise, kendi iç gücüne dönüş "erken olgunlaşma" ile sonuçlanır. "Özgüven" kişiliği oluşur.
Mustafa Kemal, travma geçiren ulusların, toplulukların "Şimdi biz kimiz?" sorusuna yanıt olarak "özgüven" kişiliğini ulusuna da yansıtmıştır.
Ulusu eskilerden arındırmıştır.
Fes, Arapça harfler, eski hukuk, Arap ve Fars izleri atılmıştır.
Öyle ki...
Atatürk kendi adındaki "Kemal"i de "Kamal"a çevirmeyi düşünmüştü.
Bunun nedeni, onun için çok açıktı... "Kemal" Arapça kökenliydi.
Bir ara "Kamal" adıyla basılmış bir kartı bile vardı.
Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki bir kitabede adı, "Kamal" olarak yazılmıştı.
Ancak...
"Kemal" adını değiştirmek pratikte uygun olmadı. Bunun yerine Atatürk imzasını, "Kemal Atatürk" olarak atmaktan vazgeçti ve "K. Atatürk" olarak atmaya başladı.
Araplara karşı duyduğu bir küçümsemeden değil, Arapçanın genel olarak halkı modernleşmekten geri tutan zihniyeti ve dini yobazlığı simgelediğini düşündüğü için...
....................
Atatürk'te "bilinç dışında" bir ölümsüzlük inancı vardı.
Ölümsüzlük, bireyin ülküleştirilmiş bir toplumsal sistemle bütünleşmesi olarak görülebilir. Bireyin fizyolojik ölümünden sonra ideolojik olarak yaşamını sürdürdüğü bir ütopyayla bütünleşmesi olabilir.
Atatürk, yeni, laik Türkiye kimliğinin "ülküleştirilmiş" ve "modernleştirilmiş" bir sistem olarak ilelebet (sonsuza dek) yaşayacağını düşünmüştü.
O öldükten sonra da Türkiye'de "ölümsüz Atatürk" olarak anılması ilginç değil mi?
Ölümüne yakın yıllarda evlatlık aldığı küçük kız çocuğuna "Ülkü" adını vermesi rastlantı değil.
....................
Prof. Vamık Volkan'ın el yazısıyla yazdığı bir mektup şöyle başlıyor:
"Sayın Cıvaoğlu,
Atatürk'ün yarattığı Türk kimliğinin yıpratılması beni çok üzüyor..."
Mektubun ekinde de yukarıda bir bölümünü yansıttığım konuşmasının metni vardı.
Ankara Üniversitesi salonuyla sınırlı kalmaması için bu köşeye aldım.
Yarın devam edeceğim.
...................
(*) "Atatürk" Soyadı, Modern Türk Kimliği ve Bu Kimliği Koruma Sorumluluğu/Prof. Dr. Vamık Volkan/Atatürk'ün 125. Doğum Yıldönümü, Anma Töreni-Ankara Üniversitesi, 5 Ekim 2006.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürk'ten bazı izler
ANKARA'DA Milli Kütüphane'deyim. "Atatürk, Am...
Çetin ALTAN
Kent kent, hatta semt semt AB üyesi olunabilseydi
Fenerbahçe Parkı'nın girişinde, boyunları omu...
Melih AŞIK
Fransa'ya mektup
Fransız Meclisi'nde 12 Ekim'de tartışılacak o...
Fikret BİLA
Milli Savunma Bakanı da rahatsız
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Hansjörg Krets...
Hasan CEMAL
Darbe tamtamları ile seçim havası!
Darbe tamtamları ile demokrasi yollarında yür...
Güneri CIVAOĞLU
Atatürk / Anatürk
Atatürk'ün ölümünden 4 yıl önce 24 Kasım 1934...
Can Dündar
Yabancı gözüyle
Son günlerde Ankara'daki birkaç davette yaba...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversitelerimiz ne kadar özerk?
Üniversiteler özerkliğin sembolüdür. Bir ülke...
Semih İDİZ
Çiçek İsviçreli bakana nasıl takıldı?
Fransız Parlamentosu sayesinde, Ermeni soykır...
Sami KOHEN
Yolları açık olsun
Mehmetçik, Lübnan'daki misyonu için yola çıkt...
Hasan PULUR
Neler konuşuldu?
ACABA Başkan Bush ile Tayyip Erdoğan ne konuş...
Derya SAZAK
Almanak
TESEV'in hazırladığı 'Güvenlik Almanağı'na ya...
Meral TAMER
Çiçek: AB'ye kendimizi tanıtamıyoruz
TÜSİAD, Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin...
Tamer HEPER
Dağ başındayız
Geçenlerde Taksim-Levent arasında çalışan met...
Yaman TÖRÜNER
Türk parasında Güneydoğu mu?
Cebinizden bir 20 Yeni Türk Lirası çıkarın. A...
Güngör URAS
Umut Can (13) haksızlıkları önlemek için 'hâkim' olacak
Umut Can 13 yaşında. Zeytinburnu'nda Celalett...
M. Ali BİRAND
Türkiye bir dostunu daha kaybediyor
Türkiye'nin, Avrupa Birliği ile tam üyelik mü...

© 2006 Milliyet