Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
R A M A Z A N
Meclis'in sade ve modern camisi

Kıble duvarı tümüyle camdan yapılan caminin mimarı Beruz Çinici. Mihrabı dikdörtgen planlı camlı nişten oluşuyor, minareyi bir ulu ağaç temsil ediyor


TBMM Camisi, Halkla İlişkiler Binası ve lojmanların mimarı Behruz Çinici, 1978'de Başkan Cahit Karakaş'ın Meclis'te ihtiyaç duyulan bina ve cami için kendisini görevlendirdiğini söyledi.
Çinici, hazırladığı projenin Meclis ana binasının mimarı Avusturyalı Prof. Dr. Clemens Holzmeister'in onayıyla uygulanmaya başlandığını belirterek, diğer camilerle arasında büyük farklar olan TBMM camisinin 1985 yılında ibadete açıldığını bildirdi.

İlham kaynakları
İlk cami olan Hz. Muhammed'in mescidinin sadeliği ve uzunlama saf düzeni ile Bilali Habeşi'nin ilk okuduğu tümseğin kendisine ilham kaynağı olduğunu belirten Mimar Çinici şunları söyledi:
"Minare, burada her iki dünyayı birleştirici bir ulu ağaçla anlatılır. Tasarımda yer, yöre, kültür, iklim faktörleri etkili olmuştur. Konudan kaynaklanan din ve gelenek referansları ile Doğu kültürlerinden Batı'ya uzanan bir tasarım anlayışı ve geleneğin yeniliğe hoşgörüsü vurgulanır."
İbadetin, ruhla kutsal beldeyi bir araya getiren inancın belirlediği bir sınır olduğunu belirten Çinici, "Yapı bu yönde, doğan gün ışıklarının parladığı cam cidarıyla toprağa kat kat inen şelaleyi anımsatır. Kıble duvarı tümüyle camdan ve mihrabı, dikdörtgen planlı bir camlı niş oluşturmaktadır" dedi.
Çinici, laik cumhuriyet tarafından ilk olarak finanse edilen TBMM camisinin, Türkiye'de değişik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

'Seyyardan tatlı alma'

Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Mehmet Dinçer, seyyar satıcılar veya işyerlerinde üstü açık olarak satılan tatlılardan tüketilmemesini istedi. Dinçer, özellikle, seyyar satıcılardaki tatlıların, yüksek ısıda ve kullanılmış yağlarla kızartılmış olabileceğini, bu tür gıdaların insan sağlığını tehdit ettiğini bildirdi. n KAYSERİ DHA

Tombalacılara ceza

Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler, Alikahya, Uzunçiftlik, Uzuntarla, Köseköy, Suadiye, Derbent ve Akmeşe beldelerinde ramazan ayı boyunca para karşılığında tombala oynadıkları gerekçesiyle 38 kişiyi gözaltına aldı. Bu kişiler 100'er YTL para cezası kesilerek serbest bırakıldı. Kumara izin veren 4 işletme hakkında işlem yapıldı. n İZMİT DHA

SORU VE CEVAPLAR
Prof. Dr. M. Saim Yeprem
Kutsal değerlere hakaret etmeyin
Zaman zaman bazı kimselerin başka dinlere mensup kişilerin ve toplumların kutsal değerlerini alaya aldıklarını görüyorum. Toplumumuzda da bazı kişiler başkalarının kutsal değerlerini alaya alıyor. Buna hakkımız var mı? bu konuda beni aydınlatır mısınız? (Esra Ünal)
Her türlü din ve inanç mensubu olmak insan haklarındandır. Allah tarafından insanların hür iradeleriyle tercihlerine ve buna bağlı olarak sorumluluklarına bırakılmıştır. Çünkü "Dinde zorlama yoktur." (002 Bakara 256)

Saygı insanlık gereği
İnsanların mensup oldukları dinlerden ve her türlü kanaat ve inançlarından dolayı kınanmamaları, alaya alınmamaları, tezyif ve tahkire uğramamaları da insanlık gereğidir ve insanlığın evrensel değerlerindendir, insan haklarındandır.
Kişi olarak insanlar böyle bir koruma altında oldukları gibi onların inandıkları, kutsal saydıkları, önem verdikleri bu inanç ve kanaatler de aynı koruma altındadır. Bu değerleri hafife alıp alay edenler, kınayanlar veya tezyif, tahkir edenler ya bu kuralları bilmeyenlerdir veya bildikleri halde ihlal edenlerdir.
Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de bu konuda bakın mü'minlere nasıl yol göstermektedir:
"Onların Allah'ı bırakıp yalvarıp sığındıkları varlıklara sövmeyin; böylece onlar da cahillikleri yüzünden aşırı giderek Allah'a sövmesinler 1. İşte biz her toplumun yaptığını kendilerine hoş gösterdik. En sonunda hepsi Rablerine dönecek, O da onlara neler yaptıklarını bildirecektir." (006 En'am 108)

Büyük günahlar
"1. İslâmiyet insanın şahsiyetine ve inancına önem verdiği için bir kimsenin kutsal saydığı değerlere hakaret etmemek gerekir. Özellikle Allah'a inanmayanları küçümsemek, inançlarına hakaret etmek ve duygularını incitmek onların bilgisizlikleri yüzünden Allah'a saygısızlık etmelerine yol açabilir.
Bir kimsenin bir başka şahsın babasına, anasına söverek kendi babasına, anasına sövülmesine imkân vermesi büyük günah olduğuna göre (Buhârî, Edeb 4; Müslim, Œmân 145), Allah'a ve bütün kutsal değerlere sövülmesine alay edilmesine imkân vermesi elbette en büyük günahtır."
Bizim kendi inanç ve kanaatlerimiz bize göre doğru ve gerçek, onlarınki ise bize göre tamamen batıl ve yanlış olsa bile, bizim böyle bir hakkımız yoktur. Bilakis sorumluluğumuz vardır. Başkalarının bize böyle davranması, bize aynı şekilde davranma hakkı vermez. O onların sorunudur.

Hatalı tercüme yanıltıyor
Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın sinirlendiği, öfkelendiği, istediğinin işlerini kötü yola sevk ettiği gibi ibareler var. Allah'ın insansı özellikler göstermesini kafam almıyor. Bu durumu açıklar mısınız?
İnsanların soyut kavramları anlamaları mümkün değildir. Bu yüzden Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın sıfatları, insanların kendilerinde bulunan ve insanların bilip kavradıkları sıfatlar cinsinden bildirilmiştir. Ama insanlar Allah'ı insan gibi bir varlık olarak düşünmesinler diye de "Allah hiçbir varlığa benzemez, onlar gibi değildir." (042 Şura 011) ayeti hatırlatılır.
Allah'ın en önemli sıfatlarından biri "muhalefetün lil havadis" "yaratılmışların (sonradan var olanların) hiç birine benzememesi" sıfatıdır.
Allah'ın "istediğinin işlerini kötü yola sevk ettiği" ise önemli bir tercüme arızadır. İslam âlimlerinin önemli bir kısmı bunu "Allah, doğru yolu isteyenleri doğru yola, sapıklığı isteyenleri de sapıklığa sevk eder" şeklinde tercüme etmektedirler.
Yani cümle "istediklerini" değil "isteyenleri" şeklindedir. Arapça orijinal metin bu imkânı vermektedir. Bu konuda Türkçe tercümeler yeterli değildir. Tafsilatlı tefsir kitaplarına bakmanızı öneririm.

Çorap üzerine mesh
Abdest aldıktan sonra ayak parmaklarımın arasında oluşan ıslaklık nedeniyle parmaklarımda mantar oluştu. Mest giymek bu mantarı çoğaltıyor. Çorap üzerine mest giymek ve mesh yapmakta herhangi bir sakınca var mı?
Çorabın inceliğinin ya da kalınlığının önemi var mı? (Abdullah Çınar)
Çorap üzerine mest giydiğiniz takdirde meshi onun üstüne yapacağınız için çorabın inceliğinin, kalınlığının önemi yoktur.
Ayağınızın rahatsızlığı süresince, hatta normal zamanlarda bile, ayaklarınızdan kolayca fırlayıp çıkmayan, arızasız, dayanaklı, sağlam bir çorap giydiğiniz takdirde onun üzerine de mesh edebilirsiniz. Ayrıca mest giymenize gerek yoktur.

Sorularınız için:
ramazansayfasi@milliyet.com.tr
Faks: 0212 - 505 62 18 Tel: 0212 - 505 69 74





GÜNCEL
Bir kişi bile katılmadı çığlığımıza
Ayrımcılığa inceleme
Meclis'in sade ve modern camisi
Papa, Vatikan'a THY ile dönecek
Ordu tabii ki darbe yapabilir
Üniversiteliye bahar şenliği yasağı geldi!
Osman Öcalan: Bana yönelik saldırı yok






Melih AŞIK
Sen doğrusunu yap
İnsanlar çoğu kez makul değildir, mantıksız v...
Can Dündar
"Kendini sultan ilan edenler var"
TRT'deki meslektaşımız Kerime Senyücel öneml...
Hasan PULUR
İsmet Paşa olsaydı...
ABD elçisi, irtica tartışmaları için "kakofon...
Çetin ALTAN
Hım hım ile burunsuz, birbirinden uğursuz
Küçük bir oğlan çocuğu koşarak nefes nefese p...

© 2006 Milliyet