Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
80'ler nostaljisi irticai faaliyet mi?

Yakında irticayla mücadele etmeye çalışan kurumlara "80'ler nostaljisini de yasaklayın bari, hah hah hah" diye espri bile yapılabilir


tubakyol@yahoo.com
Ben kendimi bildim bileli "irtica" diye bir tehdidimiz olduğu söylenir, herkes de "irtica" dendiğinde ne kastedildiğini bilir. Fakat bunca yıl sonra geçen hafta aniden neredeyse tüm gazetelerde ve televizyonda bir "irticayı tanımlayalım" gayreti hasıl oldu.
"Rücu" kökünden geliyormuş da, "gericilik" demekmiş de...
Gerici de mürteci imiş de...
Gericilik mi?
"İrtica" bu muymuş yani? Çok mühim bir tehdide işaret eden o heybetli sözcük bu kadar mıymış?
Nereye kadar geri gitmek istendiği bile değil.
Bu durumda nostaljik insanlar bile mürteci sayılabilir.
Vay be, yılların "irtica tehdidinin" şu düştüğü duruma bak. Yakında irticayla mücadele etmeye çalışan kurumlara "80'ler nostaljisini de yasaklayın bari, hah hah hah" diye espri bile yapılabilir.

"Islak saça sarılan havlu sorunu"
Aynı tanım kargaşası "türban"da da olmuştu.
"Türban meselesi" ayyuka çıkmıştı ki, "Türbanı tanımlayalım. Türban aslında ne demek?" diye, yine kelimenin sözlük anlamı üzerinden tartışmalar çıkarıldı.
"Türban" saçı kapatan ama boynu açıkta bırakan, Fransızca kökenli bir kelimeydi, "türban sorunu" da neyin nesiydi?
E doğru.
Üstelik bir sürü yabancı kaynakta, romanda, şiirde, mesela Shakespeare'in "Othello"sunda "turban'd Turk" diye yazar; "türbanlı Türkler"...
O zamanlar Türklerin taktıkları, boynu kapatmayan, başa sarılan şey türbansa eğer, bugün üniversiteye giremeyen kızların başındaki şey... Başka bir şey!
Banyodan çıktıktan sonra saça sarılan havlu bile "türban"ın sözlük anlamına, "türbanlı" denilen kızların başındaki örtüden daha yakın galiba.
Vay be, koskoca "türban sorunu" da -sözlük anlamı düzeyinde bakılınca- "banyodan sonra saça sarılan havlu sorunu" oldu sonunda!

Ödev: Sözlükten "kamusal"ı bul
"Kamusal alan" konusu da ha keza.
"Kamu" ne demek, "kamusal alan" ne demek... Hadi sözlüğe bakalım. Ya da siz bakın, ben daha fazla uğraşamayacağım.
Ama eminim "kamusal alanda türban yasakları" denen şeye, sözlükteki karşılıklar dikkate alındığında, hiç de öyle denmemesi gerektiğini tespit edeceksiniz.
Sonra?

"Sen önce tabureye tabure de!"
Sevgilimle, konusu açıldı mı illa ki kavga ettiğimiz birkaç başlık var.
İkimizin bu konulardaki fikri öyle birbirinden farklı ve fakat öyle kemik ki. Ve ikimiz de kendi düşüncemizin doğruluğundan öyle eminiz ki. Yine de ısrarla lafı döndürüp dolaştırıp bu konulara getiririz -bu sefer çözeceğiz.
Ve yine çözemeyiz.
Ve yine kavga ederiz.
Böyle durumlarda ne oluyor biliyor musunuz?
Bir süre sonra insan kendi düşüncesini anlatmanın doğru yolunu aramaktan vazgeçiyor, çıkması kaçınılmaz kavgada bari kazanan taraf ben olayım diye tüm enerjisini karşı tarafın her söylediğini, ağzından çıkan her kelimeyi çürütmeye harcıyor:
"Sandalye mi? Sandalye değil, tabure o bir kere. Sen önce tabureye tabure de!"
Abi sandalye ile tabure arasında fark olabilir ama ana fikir o değil. Ha sandalye denmiş, ha tabure; ne kastedildiğini anlamıyor musun sanki? Maksat kavgada kazanan taraf olalım...
Ah be güzelim, bu kavgaların bir kazananı olmuyor ki!

Kim terörist? Çete mi; hani nerede?

Televizyonda haberleri izliyorum. Haydarpaşa Lisesi'nde öğrenciler İngilizce öğretmenini tartaklamış, bu olayın görüntülerini de internette yayınlamışlar.
Haberlerde işte bu görüntüler yayınlanıyor, sonra da muhabirler okul bahçesindeki öğrencilere "Hocayı tanıyor musunuz?" tarzı şeyler soruyor.
Bir kız öğrenci bağırdı: "Bizim okulumuz böyle bir okul değil. Bizi terörist gösterdiler."
Nereden çıktı şimdi terörist?
İçeri gittim. Geri geldim. Haberler devam ediyor.
Yeşim Salkım, taktı ya çok feci Güzide Duran'a, "boşuna değil, var vallahi bir sebebim" tadında bir şeyler diyor, ağlıyor, falan filan...
Peki sonra ne dedi?
"Yuvamın bozulması için uğraşan o çete, bir gün bunun hesabını mahkeme önünde verecek."
"Çete" nereden çıktı ki şimdi?
* * *
"Terörist"in sebebini sonra öğrendim. Haydarpaşa Lisesi'ndeki olayı önce Sabah gazetesi haber yapmış, başlığı da "Bu da öğretmene öğrenci terörü" diye atmış. Kız herhalde o yüzden kendisine "terörist" dendi zannediyor.
Yeşim Salkım'ın "çete"si kendi buluşu mu, yoksa o da bir gazeteden mi esinlendi, henüz bilemiyorum.
Terörize ettim ortalığı burada, çete kurdum, araştırıyoruz.

manik depresif köşe

Evdeki bütün elektronik aletler bana karşı şu sıralar. Önce ADSL'ime bir şeyler oldu. Evde internet gitti. Bari şu "Lost"u izleyeyim, millet acayip sardırdı, ki beni de acayip sardı, ikinci sezonun ortalarında bir yerlerde... DVD player'ım bozuldu. Yemek yerken kitap okumak zor oluyor. Yatarak okurken de boynum acıyor. Şu popüler kitapları CD'den dinleyeyim diye karar verdim. Maeve Binchy'nin İngilizcesi de kolay, "Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler"i aldım, dinliyordum, son CD'nin sonuna geldim.. CD player'ımın göbeği kırıldı.
Ne oluyor?
Depresyondaydım; mecburen dışarı çıktım, manik oldum.


PAZAR
"Sultan olduğumu bazı akrabalar bile bilmiyor"
"Gazeteciliğe hevesin mi var, o zaman önce işin mutfağına gir"
Şeytan sadece Prada giymez!
"Belki genlerle oynar, herkese satrancı sevdiririm"
"Hillary Clinton da geceye katılmak istiyordu"
Modern Levanten
Filmekimi günleri yaklaşıyor
"Park Offer"
"Kendini sultan ilan edenler var"
Papanın ziyareti ve Jüpiter
Paça çorbası ve dana kaburgası eskisi kadar iyiydi
Eski ve yeni ramazanlar
Daha sağlıklı yaşamanız için 45 öneri
80'ler nostaljisi irticai faaliyet mi?
Cıvıl cıvıl bir şehir
Dünyanın en büyük partisindeydim





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet