Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Acı veriyor


Prof. Dr. Vamık Volkan'ın satırlarıyla devam... Julien Bryan isimli bir sanatçı, Atatürk ile manevi kızı küçük Ülkü'nün günlük yaşamı paylaştıkları, örneğin birlikte oynadıkları saatlerden görüntülerin filmlerini çekmişti. Bu filmler ABD'ye gönderildi. Türkiye'ye gelecek Amerikan diplomatlarına ve eşlerine gösterildi. Onlara, "yeni Türklerin" Osmanlı kimliğinden nasıl farklı oldukları hakkında fikir vermek amaçlanmıştı.
O filmler, dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'e de gösterilmişti.
Atatürk, pul koleksiyonu için Roosevelt'e Türk posta pulları gönderiyordu.
Başkan Roosevelt, Atatürk'e yazdığı teşekkür mektubunda "Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'nı Ülkü'yle oynarken gösteren filmleri seyretmekten hoşnutluk duyduğunu" da yazmıştı.
Atatürk'ün yabancı liderlere "yeni Türk kimliğini göstermek" isteğini tarihten bu yapraklar yansıtıyor.
2006 sonbaharının "Türkiye zirvesi Beyaz Saray'da" görüntüleri medyada yayımlandı.
Atatürk'ün 72 yıl önce tanıtmaya çalıştığı "yeni Türkler" imajıyla örtüşüyor muydu?
........................
Atatürk, çağının Müslüman liderlerine de örnek olmayı ve onlara bir vizyon çizmeyi "işlev" olarak benimsemişti.
Afganistan Kralı Emanullah Han, 1928'de Ankara'da konuk olmuştu. Dönüşünden itibaren Atatürk'ün bir takipçisi haline gelmişti.
Irak Kralı Faysal, Ürdün Emiri Abdullah ve İran Şahı Pehlevi de öyle.
Atatürk'ün modernleşme çizgisini uygulamaya çalıştılar. Ancak "laik devlet"e geçemedikleri için zaman içinde "irtica" onları yedi.
Mısır'ın eski devlet başkanı Enver Sedat'ın daha ilk gençlik yıllarından itibaren odasında Atatürk'ün fotoğrafı vardı.
Enver Sedat, "Atatürk'ün yaptıklarından çok etkilendiğini ve bunun kendi politik yaşamına yön verdiğini" yazmıştı.
........................
Atatürk, genç bir subayken Bulgaristan'da ataşe idi. Bulgar Kralı Ferdinand'ın "bir maskeli balo ve göz kamaştırıcı resepsiyonda ev sahipliği yapmasının ve görkemli bir biçimde operaya gelişinin etkisi altındaydı.
İran Şahı'na "Türkiye'nin tüm ihtişamıyla bir operaya sahip olduğunu göstermeye" karar verdi.
Bu olayı "bir gösteriş ve bir ambalaj" sananlar, Atatürk'ün derinliğini algılayamadılar.
Oysa bu ilk Türk operasının adı, "Özsoy"du. "Şii İranlılarla Sünni Türklerin mezhep bakımından ayrı oldukları halde, kültürel açıdan kardeş oldukları" anlatılıyordu. Dış politikada İran ve Türk uluslarını yaklaştırmayı amaçlıyordu.
.......................
Edward Mortimer, "yeni Türkiye"nin kurucusu Atatürk'ün laisizmi getirmesini 8. Henry'nin İngiltere'de İngiliz Reformasyonu (English Reformation) olarak bilinen Roma Papalığı'ndan ayrılmasına benzetir. "Atatürk İslam dinini ortadan kaldırmak istemedi, yalnız bu dini her Türk yurttaşının inanabileceği ve kendine ait olduğunu hissedebileceği bir şekle sokmayı düşündü" diye yazar.
Şöyle devam eder:
"İngiltere, Roma'dan ayrıldıktan sonra manastırlar kapatılmıştı. Atatürk'ün Türkiye'sinde de tarikatlar, tekkeler yasaklandı. İlmin kabul edildiği modern Türkiye, şeyhlerin, dervişlerin ülkesi olamazdı.
8. Henry'nin reformlarıyla İngiltere'de 'anglikan' din anlayışı oluştu. İtalyanların veya Rusların Hıristiyan dini değil, İngilizlerin benimsediği Hıristiyan dini...
Türkiye'de İslam dini de, Türk halkının benimsediği, açıkça anlayabildiği ve onlara ait bir İslam dini olmalıydı."
Wilfred Cantrel Smith şunu sorar:
"Niye Mustafa Kemal, 8. Henry'nin başarısını tekrarlamasın?"
Kuran'ın Türkçeye çevrilmesi, Atatürk'ün bu hedefiyle izah bulabilir.
.......................
Şu anlattıklarımın, bugünün ve geleceğin değil de geçmişin aydınlığını yansıtması acı veriyor.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Hım hım ile burunsuz, birbirinden uğursuz
Küçük bir oğlan çocuğu koşarak nefes nefese p...
Melih AŞIK
Sen doğrusunu yap
İnsanlar çoğu kez makul değildir, mantıksız v...
Fikret BİLA
301. madde ve 'soykırım yok' suçu
Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesi tartışma ko...
Hasan CEMAL
Erdoğan Çankaya'ya çıkmasın ama...
Bir pazar yazısı, Hasan Cemal'e sorular ve ya...
Güneri CIVAOĞLU
Acı veriyor
Prof. Dr. Vamık Volkan'ın satırlarıyla devam....
Can Dündar
"Kendini sultan ilan edenler var"
TRT'deki meslektaşımız Kerime Senyücel öneml...
Abbas GÜÇLÜ
YÖK, Ankara Üniversitesi'nden ne istiyor?
1920'li yılların başında Ankara'da şekillenen...
Metin MÜNİR
İki yüzü keskin bıçak
Cuma günü saat 12.30 sıralarında, İstanbul'da...
Hasan PULUR
İsmet Paşa olsaydı...
ABD elçisi, irtica tartışmaları için "kakofon...
Derya SAZAK
Fransız ayıbı
TCK'nın 301'inci maddesindeki 'Türklüğü aşağı...
Meral TAMER
Korkmakta da haklılar, vazgeçememekte de...
TÜSİAD, hafta içinde 3 AB başkentindeki Türk ...
Ece TEMELKURAN
Stilsizim doktor bey!
Biz yetmiş doğumlular birçok siyasi ve sosyol...
Tamer HEPER
Hayvan dosttur
Bizim gazetede haber oldu. Evinde kedi besley...
Osman ULAGAY
Çelişki ve gerçeklerle yüzleşme zamanı mı?
Ülkemizdeki, dünyamızdaki çelişki ve gerçekle...
Güngör URAS
İftar yemeği 30 ramazan (ya kalan günler ne olacak?)
Ramazanda 30 gün imkânı kıt olanları iftar so...
Serpil YILMAZ
İnsan yönetiminde mücadele gerekiyor
İki günlük "insan yönetimi fuarı"... Uzun bir...

© 2006 Milliyet