|
İsmet Paşa olsaydı...
ABD elçisi, irtica tartışmaları için "kakofoni" demiş, hani kuru gürültü, kulağa hoş gelmeyen...
Kim bu kakofoniyi yapanlar, yani irticayı tartışanlar?
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı...
Adam elçi değil, sömürge valisi...
Hani biraz sonra, "mahalle kavgasına karışan, ortalığı ayartmaya çalışan kabadayı" gibi bağıracak:
"Kesin lan gürültüyü!"
***
EEEE, bu işler böyledir...
Askerinin başına çuval geçirip götürür, sen de sesini çıkaramazsan, birileri çıkar, önce "kakofoni" der, arkadan "Kesin gürültüyü!" diye bağlar lafını...
***
İÇİMİZDEN "Ah İsmet Paşa olsaydı!" diye geçirdik...
Eğer İsmet Paşa olsaydı, kimin ağzının payını nasıl vereceğini bilmez miydi?
Lozan'da oturacağı koltuğu sorun yapan, "Herkes neye oturursa ben de ona otururum!" diyen İsmet Paşa, bunu sineye çeker miydi?
***
AMA kuru kuruya özlem de bir işe yaramıyor, tarihin bir günü bir gününe uyar mı?
O günkü şartlar bugünle aynı mı?
Ama ne olursa olsun, her şartın, her koşulun değişmeyen tepkisi olabilir, vardır da...
İşte size İsmet Paşa'dan bir anı...
***
İSMET Paşa, Birinci Dünya Savaşı'nda Suriye cephesinde kolordu kumandanıdır, rütbesi de albay. Emrindeki tümenlerden birinin kumandanı da Alman Binbaşı Böhme'dir. Kolordu, bölgede yol yaptırmakta ve köylüleri bu işte çalıştırmaktadır.
İsmet Paşa, Ordu Kumandanı Alman Generali Falkenhaym'a birkaç kere başvurur, "Bu köylülere para vermemiz gerekir!" der ama cevap bile gelmez.
İsmet Paşa bir de duyar ki, tümen kumandanı Böhme, çalıştırdığı köylülere para dağıtmaktadır. Hem de altın para, hem de Alman İmparatoru adına.
İsmet Paşa'nın tepesi atar, Almana bir yazı yazar:
"Benim dışımda hiçbir yerden para alıp dağıtamazsınız. Bunu bilmiyorsunuz ki yapmışsınız; bir daha yapmazsınız. Böyle bir muameleyi bir daha gördüğüm zaman sizi kumandanlıktan derhal iskat ederim."
Başkumandanlık karışır. Almanlar, İsmet Paşa bir Alman subayına nasıl böyle davranır diye bizimkileri sıkıştırırlar. Eyyamcılar da İsmet Paşa'ya özür diletip olayı kapatmak isterler; bunun için de Cevat Paşa'yı gönderirler. Cevat Paşa, lafı evirip çevirip Almanın gönlünü almasına getirince, İsmet Paşa köpürür, kükrer:
"Nasıl söylüyorsun bunu bana! Kesin olarak reddederim. Eğer tarziye vermem için ısrar ederseniz, her şeyi yüzüstü bırakır giderim. Adam gelmiş buraya, benim vatanımda, kumandanını, beni tanımıyor, Alman İmparatoru namına hüküm sürüyor; yakalamışım, azarlamışım, fazla bir şey de yapmamışım. Ondan sonra da bunun tarziyesini vereceğim! Tarziye lafını ağzınıza almayın!"
***
ÖNEMLİ olan İsmet Paşa değil ki!
İsmet Paşa gibi düşünebilenler, davranabilenler, yapabilenler, o bilinci taşıyanlardır.
Hâlâ anlatamadıysak!
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|