|
Korkmakta da haklılar, vazgeçememekte de...
TÜSİAD, hafta içinde 3 AB başkentindeki Türk Haftası seminerlerinde, Türkiye ile ilgili kapsamlı rakamsal veriler içeren dosyalar dağıttı. Çoğunu bildiğimiz halde, hepsini bir arada gördüğümüzde bizlere bile "vay canına" dedirten veriler, Avrupalılar için hem ürkütücü, hem de iştah kabartıcıydı. Bazılarını aktarıyorum:
Son 4 yılda toplam % 34'lük büyüme Bilgisayar satışlarında yıllık ortalama % 12'lik artış 40 milyon cep telefonu abonesi 16 milyon internet kullanıcısı 30 ulusal, 250 yerel TV kanalı
Dünyada en büyük...
Boron madeninde dünyanın en büyük üreticisi Düz camda 2. en büyük üretici Çimentoda 6. en büyük üretici Mücevherde 2. en büyük ihracatçı Hazır giyimde 6. en büyük ihracatçı Satın alma gücü paritesine göre 580 milyar euroluk GSYİH ile dünyanın en büyük 18. ekonomisi
Avrupa'da en büyük...
Avrupa'nın en büyük televizyon üreticisi En büyük suni gübre üreticisi 3. en büyük seramik tile üreticisi 3. en büyük demir - çelik üreticisi 6. en büyük buzdolabı üreticisi 7. en büyük otomobil üreticisi Avrupa'nın en zengin bioçeşitliliğe sahip ülkesi Avrupa'nın en büyük yükselen pazarı Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya'nın ardından AB'nin 6. büyük ekonomisi...
Gerek Brüksel, gerekse Paris'teki seminerlerin katılımcıları bir yandan konuşmaları dikkatle dinlerken, diğer yandan da bu verileri incelemekten kendilerini alamıyorlardı.
Seminerlerin Türk konuşmacıları da bu verilere çarpıcı katkılarda bulunmaktan geri durmadılar. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, ihracatımızdaki artış hızının sadece AB değil, tüm OECD ülkelerinin en yükseği olduğuna dikkat çekti.
2015'te 1 trilyon dolar
Merrill Lynch Ekonomik ve Stratejik Araştırmalar Bölümü Başkanı Mehmet Şimşek, Türkiye son 4 yıldaki % 34'lük büyüme hızını önümüzdeki yıllarda da sürdürdüğü takdirde, 2015'te 1 trilyon dolar büyüklüğünde bir ekonomi olacağına ilişkin projeksiyonuyla Avrupalı dinleyicilerini karışık duygular içinde bıraktı.
Dosyalarda da 2030'da nüfusu 85 milyon, kişi başına milli geliri 7800 euro olan, yüksek tüketim kapasitesine sahip bir Türkiye'den söz ediliyor, Türk tüketicisinin aylık harcamalarındaki dağılımla ilgili şu yüzdeler veriliyordu:
"Ortalama tüketici, gelirinin % 33'ünü yiyecek - içeceğe, % 14'ünü dayanıklı tüketim mallarına, % 15'ini yarı dayanıklı ve hızlı tüketim mallarına, % 19'unu enerji - ulaşım ve haberleşmeye, % 12'sini hizmetlere ve % 7'sini ev sahibi olmaya harcıyor."
Her sektörden Avrupalı firma için Türkiye'de gelecek parlak olabilir. Nitekim Türkiye'de faaliyette olan 12 bin yabancı sermayeli şirketin çoğu, hallerinden memnun ki "Bankalarımızın 1/3'ü, en büyük 500 firmamızın 1/4'ü yabancı sermayeli." TÜSİAD'ın dosyasında aynen böyle yazıyor ve yanımda oturan Avrupalı bürokrat da haklı olarak bana dönüp "Türk iş dünyası, yabancı sermaye gelmiyor diye yakınmıyor muydu?" diye soruyor. Neyse ki tam o sırada 2005 yılı net yabancı sermaye girişinin 8 milyar euro olarak gerçekleştiği dikkatini çekiyor.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|