Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Stilsizim doktor bey!


Biz yetmiş doğumlular birçok siyasi ve sosyolojik talihsizliğimizin yanı sıra, genç yaşta dünya ve Türkiye tarihinden yediğimiz insafsız tokatlar bir kenara, bir de ilk gençliğimizi 80'lerde yaşamak gibi bir çileye maruz bırakıldık. Kız ve erkek çocuklarında 13 yaş dedi mi aniden tezahür eden o rüküşlük nöbetlerini biz seksenlerde geçirdik.
Zaten 80'lerin akıllara zarar moda dalgaları, sanırım bir tek ergenliğin o şuursuz giyinme, takma takıştırma şuursuzluğuna hitap edecek cinstendi.
Sanırım bu yüzden hepimizin albümünün en karanlık sayfalarında o kabartılmış saçlar, dar paça, üste başa yapışan, bulaşan kot pantolonlardan birer "seçki" vardır.
Büyük küpeler, uzun boncuklar yetmezmiş gibi bir de "espadril" denen ve niyeyse bizim 80'lerde çoraplarla giydiğimiz kumaş ayakkabılarımız vardı. Ve dahi biz, vatkayı bilmeyen nesle aşina değiliz!
Ben yaşta, eğlenceli yazılar yazan bir sürü gazete eki ve dergi yazarı olduğu için sanırım bu "80'lerin kurban ettiği gençliğimiz" konulu komik yazıları okumuşsunuzdur. Fakat esas can alıcı mesele bence 80'lerin, yani bizim ergenlik dönemimizin sonrasıdır.
Zira sanırım stil denen ve bu çağda sizde olmazsa ölseniz daha iyi olan şey o sırada inşa ediliyor kişinin fani ömründe. Ve eğer siz o dönemde maazallah zor bir üniversite (ki iki tane zor okul vardır kanaatimce: tıp ve hukuk!) okumuşsanız, daha da felaketi bir yandan çalışmışsanız genel vaziyeti izleyecek zamanınız olmamışsa, işte siz asıl o zaman yanmışsınız. Geri kalan ömrünüzde bu stil işini bir türlü şöyle hakkını vererek, adamakıllı oturtamıyorsunuz.
Tüketim toplumunu eleştirecek iki üç cümleniz, insanların "imgelere" dönüştürüldüğü bu çağın çılgınlığına ilişkin sağlam kitaplardan akılda tutulacak üç beş alıntınız varsa bunlarla idare edebilirsiniz. Ama içinizde bilirsiniz ki, siz hiçbir zaman onlardan olamayacaksınız:

Formamızı giyip çıksak!
İnceden inceye tasarlanmış dağınık saçlar, uzun uzun hesaplanmış renk uyumları ve "trend" takipleri...
Okul formalarımızdan sıkıldığımız o günleri bazen siz de birazcık olsun özlemiyor musunuz?
"Stil mecburiyetinden" hafakanların bastığı o günlerde formamızı giyip çıksak fena mı olur yani?

Sadece şeytan!
Dün Tuba Akyol ve Alin Taşçıyan yazdı. Film gösterimde: Şeytan marka giyer!
Bence filmin ismi değiştirilmeli:
Sadece şeytan marka giyer!
Modada çığır açmak diye buna denirdi açılsaydı böyle çığır!

"Trendy" imamlar demodeliğe karşı
İslami kanallardan birkaç tanesinde ramazan vesilesiyle yapıyorlar bunu. Amerika'daki "televizyon vaizleri" geleneğini Türkiye'ye taşımaya çalışıyorlar.
Telsiz mikrofonlu, ayakta, elleri havada birtakım din adamları, o ak sakallara hiç uymayan bir Hollywood "prodüksiyon" havası içinde "aktif, dinamik, heyecanlı" din sohbetleri yapıyorlar. İslami sohbetlerin demode havasını yenmeye çalışıyorlar ve fakat ne mümkün!
Olmuyor işte. İslam ve İslamın gelenekleri "prodüksiyona" gelmiyor! Diğer yandan bu gidişin sonu belli. Buraya yazıyorum, görünce demişti dersiniz:
Yakında genç, yakışıklı, "hamurunda star'lık olan" imamlar göreceğiz.
Genç kızların sevgilisi olacaklar!
Görürsünüz bak!
Neden eminim bundan?
Çünkü "trendy" Müslümanların artık "trendy" din adamlarına ihtiyacı var...
Colormatik gözlükten altın çerçeveli gözlüğe, duble paçadan Versace'ye "terfi" eden trendy dindarlara artık görünümleriyle uyumlu bir din "kültürü" gerekiyor...

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
Hım hım ile burunsuz, birbirinden uğursuz
Küçük bir oğlan çocuğu koşarak nefes nefese p...
Melih AŞIK
Sen doğrusunu yap
İnsanlar çoğu kez makul değildir, mantıksız v...
Fikret BİLA
301. madde ve 'soykırım yok' suçu
Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesi tartışma ko...
Hasan CEMAL
Erdoğan Çankaya'ya çıkmasın ama...
Bir pazar yazısı, Hasan Cemal'e sorular ve ya...
Güneri CIVAOĞLU
Acı veriyor
Prof. Dr. Vamık Volkan'ın satırlarıyla devam....
Can Dündar
"Kendini sultan ilan edenler var"
TRT'deki meslektaşımız Kerime Senyücel öneml...
Abbas GÜÇLÜ
YÖK, Ankara Üniversitesi'nden ne istiyor?
1920'li yılların başında Ankara'da şekillenen...
Metin MÜNİR
İki yüzü keskin bıçak
Cuma günü saat 12.30 sıralarında, İstanbul'da...
Hasan PULUR
İsmet Paşa olsaydı...
ABD elçisi, irtica tartışmaları için "kakofon...
Derya SAZAK
Fransız ayıbı
TCK'nın 301'inci maddesindeki 'Türklüğü aşağı...
Meral TAMER
Korkmakta da haklılar, vazgeçememekte de...
TÜSİAD, hafta içinde 3 AB başkentindeki Türk ...
Ece TEMELKURAN
Stilsizim doktor bey!
Biz yetmiş doğumlular birçok siyasi ve sosyol...
Tamer HEPER
Hayvan dosttur
Bizim gazetede haber oldu. Evinde kedi besley...
Osman ULAGAY
Çelişki ve gerçeklerle yüzleşme zamanı mı?
Ülkemizdeki, dünyamızdaki çelişki ve gerçekle...
Güngör URAS
İftar yemeği 30 ramazan (ya kalan günler ne olacak?)
Ramazanda 30 gün imkânı kıt olanları iftar so...
Serpil YILMAZ
İnsan yönetiminde mücadele gerekiyor
İki günlük "insan yönetimi fuarı"... Uzun bir...

© 2006 Milliyet