Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Demode sloganlarla çıkmazlara doğru koşmak, yahut koşmamak


Öncelikle arapsaçına dönmüş gibi görünen iç ve dış sorunları, sanırız ki sadeleştirmekte yarar var.
Geçen hafta Başbakan Tayyip Bey'in, Washington'da Başkan Bush ve Londra'da İngiltere Başbakanı Tony Blair ile buluşması ön plandaydı.
Bir de, üst düzey militerlerin, en büyük tehlikenin "irtica" olduğunu çın çın çınlatan açıklamaları...
Her iki kanatlanma da, 7 ay sonraki Çankaya seçimleriyle ilgili bir kutuplaşma olarak değerlendirilip paketlendi.
Ancak "Çankaya'ya kim çıkmalı, kim çıkmamalı" sorusunun yarattığı kutuplaşma, kendi rüzgârlarını gitgide şiddetlendirerek estireceğe benziyor.
***
Bu haftanın sorunu, Fransız Meclisi'nin yarın oylayacağı "Ermeni soykırımını inkâr etmeyi suç sayan" yasa teklifi...
Ve teklife karşı Türkiye'de şahlanan tepkiler...
***
Türkiye'nin özellikle dışarıda bazen de içeride uzun ve çok uzun yıllardan beri ayağına dolanan sorunlar ortada:
1- Ermeni sorunu.
2- Kürt sorunu.
3- Kıbrıs sorunu.
4- Ege sorunu.
***
Duruma soğukkanlı bakıldığında, bu sorunlar gündeme geldikçe gösterilen sert tepkiler pek de bir çözüm sağlamıyor.
Vaktiyle Marsilya'da Ermeni soykırımıyla ilgili bir anıt açıldığında, Paris Büyükelçimiz Hasan Işık'ı geri çekmiştik.
Derken aynı sorun, her yıl ABD Kongresi'nde de karşımıza çıkmaya başladı, daha sonra Hollanda'da da...
***
Acaba Türkiye, bireylerin "yaşam kalitesi" açısından, Hollanda'nın 94, ABD'nin 90, Fransa'nın 85, Yunanistan'ın 60 basamak altına düşmüş olmasa ve bir de AB üyeliğini gerçekleştirmiş bulunsaydı; yine aynı sorunlar çıkar mıydı karşısına?
***
Bendeniz 1950 yılında Hukuk Fakültesi'nin son sınıfındayken, sık sık tekrarlanan öğrenci mitinglerinin ortak teranesi şuydu:
"Kıbrıs Türktür Türk kalacaktır, kahrolsun komünistler."
Arkasından ikinci bir slogan, korolaşmıştı tüm Türkiye'de:
"Ya taksim, ya ölüm."
Kıbrıs konusunda gösterilen bütün o tepkiler, Güney Kıbrıs Rum Devleti'nin AB üyesi olmasıyla sonuçlandı.
***
Kürt sorunu ise, etnik kimliklerin yok sayılmasıyla başlayıp; bölgesel çalkantı ve eylemleri "bir asayiş sorunu" olarak değerlendirmekten geçip; Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin altyapısını oluşturmaya ulaştı.
***
1965 yılında bendeniz, Meclis kürsüsünden Türkiye'de adam başına düşen ulusal gelirin 200 doları bile bulmadığını netleştirirken:
- Zavallı millet, deyimini kullanmıştım.
Meclis Başkanı Ferruh Bozbeyli, bendenizi uyarmıştı:
- Türk milletine "zavallı" diyemezsiniz.
Bendeniz de:
- "İstatiski" açıdan "zavallı" demek istiyorum, efendim, demiştim.
Türk milletinin çoğunluğunun sürünmesi doğal, ama Türk milletinin süründüğünü dile getirmek, Türk milletine hakaretti.
***
Türkiye'nin bir türlü yeterli bir şeffaflığa varamaması; ve bir türlü çözüme kavuşturulamamış sorunların, değişik açılardan irdelenmesinin "Türk düşmanlığı ve hainlik" sayılması; evrensel bir sempati açısından, Türkiye'ye ne kazandırdı, yahut ne kaybettirdi, bilemiyorum.
Ama gönlümüz, genç kuşakların da dikenli teller içinde debelenip kalmasını istemiyor.
***
10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'nde, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Verimli'nin yaptığı açıklamalara göre; Türkiye'de 15 milyon ruh hastası vardı. Yani her 5 Türk'ten birinin psikolojisi bozuktu. Uzmanlar bu hastalardan 7 milyonunun suç potansiyeli taşıdığını ve tedavi altına alınması gerektiğini söylüyorlardı.
Oysa Türkiye'deki hastanelerde psikiyatri hastaları için sadece 9 bin yatak vardı.
"Zavallı Türk milleti" demek ise, bilemiyorum "301"inci maddenin kapsamı içine giriyor muydu?

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Ermeni tasarısına karşı...
PAZARTESİ günü bu sütunda "Üniversiteler niye...
Çetin ALTAN
Demode sloganlarla çıkmazlara doğru koşmak, yahut koşmamak
Öncelikle arapsaçına dönmüş gibi görünen iç v...
Melih AŞIK
Af çözüm mü?
Türkiye son 20 yılda PKK için doğrudan ya da ...
Fikret BİLA
Ağar: Oy içinse, Allah hiçbir şey nasip etmesin
"Dağda silahla gezeceğine ovada siyaset yapsı...
Hasan CEMAL
Darbe istemek, darbe yapmak!
Akıl tutulması ne demek? Türkiye'de darbe ist...
Güneri CIVAOĞLU
Zekâ testi
Asteriks Obeliks resimli romanlarında bir Fra...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS, Çelik, Mumcu
Milli Eğitim Bakanı Çelik hakkında verilen ge...
Hurşit GÜNEŞ
Phelps'e Nobel: Makronun muhteşem dönüşü
Geçen hafta üniversitede öğrencilerime başlan...
Nail GÜRELİ
Yapanın yaptığı yanına kalıyor
Gazetecilikte "fikri takip" diye bir kural va...
Hasan PULUR
Osmanlı oyunu!!!
1980'li yılların ortalarında Yunanistan'a git...
Meral TAMER
Fransa, AKP ve ABD, hukuka ne kadar saygılı?
Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin açı...
Ece TEMELKURAN
Evin mi var arzun var!
"Tasarım" hadisesi çıkalıberi o havalı mekânl...
Osman ULAGAY
Nobel alan Phelps'in kapitalizme bakışı
Nobel Ekonomi Ödülü'nü alan Edmund Phelps son...
Güngör URAS
Toprak rantı
Kadıköy'deki Kenan Evren Lisesi'nin üzerinde ...
M. Ali BİRAND
Mehmet Ağar farklılaşıyor...
Herşey beklenebilirdi de, Mehmet Ağar'ın PKK ...

© 2006 Milliyet