Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Zekâ testi


Asteriks Obeliks resimli romanlarında bir Fransa gerçeği vardır. "Alesia connais pas (Alezya'yı bilmiyorum)" söylemi sık sık geçer. Çünkü Alezya, Romalıların, Fransızların atası olan Frankları savaşta yendiği yörenin adıdır. Çok uzun süre Fransa haritasında Alesia adı yer almamıştır. Fransızın gururu ve şovenliğe varan milliyetçiliği bu tarihi gerçeği inkâra odaklanmıştı.
Asteriks Obeliks sayfalarında da sık sık bununla dalga geçilir.
...........................
Fransız psikolojisini yansıtan örnekler vereyim...
Fransa'nın bürokrasi yapısında Dışişleri Bakanlığı, gençlerin en az ilgi duydukları kuruluştur. "Dünyanın en güzel şehri Paris'te yaşamak şansını neden ıskalayalım" derler. Yerkürenin başka coğrafyalarını turist olarak gezmeyi tercih ederler. Sokaktaki Fransıza göre ülkesi, dünyanın en güzelidir. Paris ışık şehridir, eşi yoktur. (O kadar ki... II. Dünya Savaşı'nda bu kentin bombalanarak tahrip olması riskine karşı Almanlara teslim olmuşlardır.)
Örneklere devam...
Sokaktaki Fransıza göre, ülkesi, dünya uygarlığının merkezidir. Kültür ve sanatın doruğudur. Başta yemek ve şarap olmak üzere yaşam kalitesinin en yüksek düzeyde paylaşıldığı coğrafyadır.
Ve... Sokaktaki Fransız kendini, dünyanın en entelektüel toplumunun bireyi olarak algılar.
..........................
İşte böyle bir profil çizen Fransız için en büyük hakaret kendisine "aptal" denmesidir.
Zekâsından kuşku duyulmasıdır.
O kadar ki... Doğrudan ve yalın olarak "aptal" demezler... "Bir tür aptal" söylemini kullanırlar.
..........................
Ermenilere soykırımı inkâr etmeyi cezalandıran yasa "bir tür aptallık" kanıtı olacaktır.
Fransa entelektüel çevrelerinin seçkin isimlerinden eski Kültür Bakanı Jack Lang bunu açıkça ortaya koyuyor.
İşte söyleminden satırbaşları:
"Yahudi soykırımının inkârına ceza öngören Gayssot yasası Nürnberg duruşmalarına mahkûm edilen suçlara ve bu mahkemenin kararına dayanır. Ermenilere soykırım yapıldığını inkâr etmek hangi mahkeme kararına ve hukuk kaynağına dayanacaktır? Anayasa Mahkemesi'nin bu yasayı iptal edeceği açıktır."
"Ermenilere soykırımı inkâr etmenin cezaya bağlanması, söz ve düşünce özgürlüklerine aykırıdır. Bilimsel araştırmaların önünde engeldir.
Avrupa İnsan Hakları deklarasyonu yayımlayan Fransa'nın tarihine aykırıdır." (AİHM bu yasayı iptal edebilir.)
"Bu yasanın kabulü halinde, ileride Ermenilere soykırım yapıldığı yolunda oluşacak bilimsel saptamaların da değerini yok eder. Çünkü, tersi savunulamayan, konuşulamayan, araştırılamayan bir fikrin dayatılması olarak görülecektir."
.........................
Jack Lang, bu yasa teklifini veren Sosyalist Parti'dendir. "Ermenilere sempatisi olduğunun" altını çizerek sözlerine başlamıştır. Bu da söyleminin etkinliğini vurguluyor.
.........................
Fransa, her taraftan dökülen, mantık dokusundan yoksun böyle bir yasayı kabul ederse, önce kendine, yani kolektif zekâsına hakaret etmiş olacaktır.
........................
Bunu görenler, hissedenler var.
Jack Lang sadece bir örnek...
........................
Bu budalalığın arkasında ne yazık ki Fransa'daki Ermeni diasporası da var.
Türkiye ile komşu Ermenistan arasında henüz yeni yeni esmeye başlayan ılımlı rüzgârların nasıl buzullara çarpacağını, Türkiye'deki 70 bini bulan kaçak Ermeninin durumlarını, Türkiye'deki Ermeni yurttaşlarının duydukları rahatsızlığı göremeyecek kadar gözleri kararmış.
Keşke Ermeni Patriği Mutafyan'a ve Ermeni Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'e bir kulak verseler.
Bu çılgınlığın gene de fren yapabileceğine dair küçük de olsa umudum var.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ermeni tasarısına karşı...
PAZARTESİ günü bu sütunda "Üniversiteler niye...
Çetin ALTAN
Demode sloganlarla çıkmazlara doğru koşmak, yahut koşmamak
Öncelikle arapsaçına dönmüş gibi görünen iç v...
Melih AŞIK
Af çözüm mü?
Türkiye son 20 yılda PKK için doğrudan ya da ...
Fikret BİLA
Ağar: Oy içinse, Allah hiçbir şey nasip etmesin
"Dağda silahla gezeceğine ovada siyaset yapsı...
Hasan CEMAL
Darbe istemek, darbe yapmak!
Akıl tutulması ne demek? Türkiye'de darbe ist...
Güneri CIVAOĞLU
Zekâ testi
Asteriks Obeliks resimli romanlarında bir Fra...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS, Çelik, Mumcu
Milli Eğitim Bakanı Çelik hakkında verilen ge...
Hurşit GÜNEŞ
Phelps'e Nobel: Makronun muhteşem dönüşü
Geçen hafta üniversitede öğrencilerime başlan...
Nail GÜRELİ
Yapanın yaptığı yanına kalıyor
Gazetecilikte "fikri takip" diye bir kural va...
Hasan PULUR
Osmanlı oyunu!!!
1980'li yılların ortalarında Yunanistan'a git...
Meral TAMER
Fransa, AKP ve ABD, hukuka ne kadar saygılı?
Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin açı...
Ece TEMELKURAN
Evin mi var arzun var!
"Tasarım" hadisesi çıkalıberi o havalı mekânl...
Osman ULAGAY
Nobel alan Phelps'in kapitalizme bakışı
Nobel Ekonomi Ödülü'nü alan Edmund Phelps son...
Güngör URAS
Toprak rantı
Kadıköy'deki Kenan Evren Lisesi'nin üzerinde ...
M. Ali BİRAND
Mehmet Ağar farklılaşıyor...
Herşey beklenebilirdi de, Mehmet Ağar'ın PKK ...

© 2006 Milliyet