
|
|
|
 |
|
|
United colors of Boğaziçi
Boğaziçi Üniversitesi'ne bu yıl değişim programları ve özel statüyle 150'ye yakın yabancı öğrenci geldi. Üniversitenin halen 58 farklı ülkeden 600 yabancı öğrencisi var
PINAR AKTAŞ
Türkiye yabancı öğrenciler için cazibe merkezi haline geldi. Boğaziçi Üniversitesi'nin her yıl yüzde 30 katlanarak büyüyen yabancı öğrencilerine, bu yıl sadece değişim programları ve özel statüyle gelen 150'ye yakın öğrenci dahil oldu. ABD'den Avrupa ülkelerine, Küba'dan Moğolistan'a kadar 58 farklı ülkeden 600 yabancı öğrencisi bulunan Boğaziçi'nin yeni konukları, Türkiye'yi "yolların kesiştiği nokta" olarak gördükleri için seçtiklerini söylüyorlar.
Yabancı öğrenciler; ABD, Avustralya ve Japonya'nın önemli üniversiteleriyle ikili anlaşmalar, ERASMUS (üniversiteler arasında ülkelerarası işbirliğini teşvik ederek, öğrencilerin ve eğitimcilerin Avrupa'da karşılıklı değişimini sağlayan AB programı) ya da tam eğitim için sınava girerek Boğaziçi Üniversitesi'nde okuma imkanı buluyor. Bir kısmı ise 3 bin dolar karşılığında "özel statülü öğrenci" olarak eğitim görebiliyor.
Üniversiteyi en çok tercih edenler Azerbaycan ve ABD vatandaşı olanlar.
Yabancı öğrenci sayısının her yıl yüzde 30 katlanarak arttığını söyleyen üniversitenin Uluslararası İlişkiler Ofisi İdari Koordinatörü Şermin Abdullah, "ERASMUS programıyla gelen taleplerin yanı sıra Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci ve Ortadoğu'daki rolü nedeniyle öğrenciler Boğaziçi'ni tercih ediyor. Biz de tanıtımlarımızda ana tema olarak 'Doğuyla batının birleştiği yer'i kullanıyoruz" diye konuşuyor.
Abdullah "Ortadoğu'da bir bomba, savaş, herhangi bir hadise oluşumuyla doğal olarak bu sayı düşüyor. Avrupa daha yakından biliyor ama hemen ABD'den sorular geliyor; 'Çocuklarımızı yollayacağız, acaba orası yeterince güvenli mi, kendi iç güvenliğinizi nasıl sağlıyorsunuz, yurtların güvenliğini nasıl sağlıyorsunuz?' gibi son derece detaylı sorularla karşılaştığımız oluyor" diyor.
Taksi ücretinden tarihi mekanlara kadar bilgilendirme
Türkiye'ye gelen öğrenciler, öncelikle üniversitenin yetkilileri tarafından bir uyum programından geçiriliyor. Uyum programında okulun kurallarına mutlaka riayet etmeleri konusunda uyarılıyorlar. Ardından Uluslararası İlişkiler Ofisi'nin görevlileri, kampüs ve İstanbul yaşamı hakkında bilgi veriyor. Hangi otobüsleri kullanmaları gerektiği, taksiyle gittiklerinde mesafelerin ne kadar ücrete mal olduğu gibi ayrıntıların yanı sıra İstanbul'un tarihi ve turistik mekanları konusunda da bilgilendiriliyorlar.
"Akran danışmanlığı" programıyla da her yabancı öğrenci bir Türk öğrenciyle eşleştiriliyor. Yabancı öğrenciler Türk arkadaşlarıyla İstanbul'da şehir turu yapıp birbirlerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Türk öğrenciler yabancı öğrencilere sorunlarının çözümü konusunda danışmanlık yapıyor.
"Geleceğiniz enteresan, bu yüzden seçtim"
Boston Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler okuyan Elliot Wish, Türkiye'nin İslam dünyasının lideri ve dünyanın en ilginç siyasete sahip ülkelerden biri olduğunu düşündüğü için Boğaziçi Üniversitesi'ni seçtiğini söylüyor.
Wish "Türkiye, Asya ve Avrupa arasında tampon ülke rolü gören bir ülke ve geleceği enteresan olacak. Ya İran'a benzeyen ya da çok güçlü bir ulus olacak. Ben o yüzden buradayım. Türkiye bence gelecekte çok önemli bir rol üstlenecek" diyor.
Hollanda Utrecht Üniversitesi'nde tarih okuyan Azarja Harmanny, Ortadoğu ve Osmanlı tarihine meraklı olduğu için Türkiye'yi seçmiş. Türkiye'nin İslam dünyasındaki en gelişmiş ülke olduğunu belirtiyor: "Osmanlı çok uzun yıllar bir imparatorluk olarak ayakta kalmış. Avrupa'da da çok uzun yıllar önemli bir rol üstlenmiş. Bu yüzden Türkiye'ye gelmek istedim."
Avustralya'da başlayan aşk
Avustralyalı Sally Craig, La Trobe Üniversitesi'nde sosyoloji okuyor. Onun Türkiye hikayesi ise tamamen aşkla alakalı. Craig kendisi gibi Avustralya'da okuyan bir Türk öğrenciye aşık olmuş. İki yıl boyunca bu ülkede ilişkilerini sürdüren çift, birlikte olmanın yolunun ERASMUS programından geçtiğini anlamış. Böylelikle Craig'in Türkiye macerası başlamış: "Şimdi sıra bende. Türkçe öğreniyorum. En az bir yıl kalacağım."
Güney Kore'den Hollanda'ya
Hollandalı Sanne Ursem, Amsterdam Üniversitesi'nde kültürel antropoloji okuyor. "Okuduğum alan nedeniyle değişik kültürlerle ilgileniyorum" diyor. "Türkiye son dönemlerde önemli bir ülke haline geldi. Ben de bu ülkeyi önceden tanımak istedim. Türkiye AB'ye üye olmaya çalışıyor, doğuyla batı arasında köprü rolü oynuyor."
Aslında Güney Koreli olan Ursem, Hollandalı bir aile tarafından evlat edinilmiş: "Doğduğumda beni bir yuvaya koymuşlar. Muhtemelen annem ya evli değildi ya çok gençti ya da çok fakirdi. Önce ağabeyimi evlatlık edinmişler. Ağabeyim biyolojik değil, Endonezya'dan. Sonra beni evlat edinmişler. Hayatım boyunca sahip olabileceğim en muhteşem aileye sahibim."
Babası Iraklı, annesi Tatar, kendisi İngiliz
Shirin Haider Finlandiya ve İngiliz vatandaşı. Londra Üniversitesi bünyesinde doğu bilimleri üzerine eğitim veren School of Oriental and African Studies'de öğrenci. Babası Iraklı, annesi ise Tatar asıllı bir Finlandiyalı olan Haider, "Önce Arapça öğrenmek için başvurmuştum. Ama daha sonra Türk departmanına gittim ve kendimi evimde gibi hissettim. Çünkü Türkçe Tatar diline çok yakın bir dil. Kültürler de birbirine çok benziyor. Buraya geldiğim ilk günden beri Türkiye'yi çok sevdim. Doğuyla batının buluştuğu bir yer. Batılı bir dünya ama doğu kültürüyle karışık" diyor.
"ABD'den farklı bir ülke istedim"
Pennsylvania Üniversitesi'nde ekonomi okuyan Rana Wardlaw'ın ise annesi Hint, babası Amerikalı. Wandley "Amerika'dan hem kültürel hem de tarih olarak çok farklı olan bir ülkede eğitim almak istedim. Çünkü Amerika'da 300 yıldan daha eski bir şey bulmak mümkün değil. Amerika'nın karşı olduğu şeyleri görebileceğim bir ülkeye gitmek istedim. Amerika Türkiye'nin karşısında değil, müttefikiz ama okumak için Irak'a gidemezdim tabii ki" diyor.
|
|
|

|
|